Duygu ALAN
Ailesi ile birlikte İnönü’de ikamet eden Hüseyin Pehlivanoğulları, çocuk yaştan bu yana resim ve heykelcilik sanatı ile ilgileniyor.
Geçimini çiftçilik yaparak sağlayan Hüseyin Pehlivanoğulları, boş zamanlarında ya resim çiziyor ya da önce kafasında portresini çizdiği kişilerin suretini çamur, odun ve taş kullanarak yaptığı heykellere yansıtıyor.
Vücuda getirdiği birbirinden güzel eserleri ile takdir toplayan Pehlivanoğulları, bu üstün yeteneği sayesinde hem yaşamdan iki kat zevk alıyor hem de duygularını içinde tutmayıp kimse anlamasa da ifade ederek rahatlıyor.
“Eserlerim aynamdır”
Hüseyin Pehlivanoğulları, bu sanatsal yeteneğini henüz çocuk yaşlarda fark ettiğini, yıllar içerinde de geliştirdiğini söyledi.
Heykel yaparken kendini başka dünyalarda hissettiğini dile getiren Pehlivanoğulları, tüm stresini, kalp kırıklıklarını ve mutsuzluklarını, aynı zamanda sevinçlerini paylaştığı sanatı ile unuttuğunu kaydetti.
Resim çizerken ve heykel yaparken tamamen şeffaf olduğunu söyleyen Hüseyin Pehlivanoğulları, tüm kalbi ile vücuda getirdiği eserlerinin her birinin aynası olduğunu belirtti.
Pehlivanoğulları, “Öfkemi, sevincimi hemen her duygumu ürettiğim eserlere yansıtıyorum ve rahatladığımı hissediyorum. El sanatları bana göre bir çeşit meditasyon yöntemi aslında. Rahatlıyor, gevşiyor ve kendinizi kuş gibi hissediyorsunuz. Kırsın, kızgın mısınız veya çok mu öfkelisiniz ne ala elinizde malzeme var ve hakimiyet sizin. Çizin, yazın veya yapın” dedi.
“Kıymet bilen yok”
Uzun yıllar önce bir süre Avustralya’da ikamet ettiğini söyleyen Hüseyin Pehlivanoğulları, KKTC’de sanata hak ettiği değerin gösterilmediğini ifade etti.
Pehlivanoğulları, “Avustralya’da insanlar, sanata karşı oldukça ilgili. Orada kaldığım sürece çok sayıda eserimi birçok sanatsevere armağan ettim. Sayısız eserim de müşteri buldu. Eserlerimin ününü duyup, sadece görmek için ziyaretçilerim de oldu. Ancak aynı ilgiyi kendi ülkemde görmedim. Bu da beni üzüyor” dedi.
Pehlivanoğulları, “Tüm ilgisizliğe rağmen bir gün karar aldım ve KKTC’de faaliyet gösteren bir derneğin yararına sergi açmak istedim. Amacım hem sanata olan ilgiyi arttırmak hem de yardıma ihtiyacı olan kişilere katkıda bulunmaktı. Bu maksatla 60 kadar heykel yaptım ve pişirilmesi için Gazimağusa’da bir fırına götürdüm. Eserlerin birçoğu haftalarımı almıştı. Çok emek vermiştim. Heykelleri almak için gittiğimde fırıncı bana hepsinin patladığını söyledi. Kırıkları olsun almak istedim, attıklarını söyledi, kırıkları da vermedi. O zaman iyice anladım ki, biz gerçekten sanata kıymet vermeyen bir toplumuz” diye konuştu.
“Her şey metalaştırıldı”
Günümüzde gençlerin de el sanatlarına ilgisiz olduğunu söyleyen Hüseyin Pehlivanoğulları, artık her şeyin metalaştırıldığı bir çağda yaşam sürüldüğünü savundu.
Pehlivanoğulları, “Şimdiki gençlere bakıyorum ellerinde her türlü imkan olmasına karşın el sanatlarına karşı ilgisiz. Oysa bizim gençliğimizde imkansızlıklar vardı ama yine de sanat yaşatılırdı. Manevi duyguların geri plana itildiği bir dönem içerisinde olduğumuzu görüyorum ve bu durum karşısında çok üzülüyorum. Keşke sanat hak ettiği yerde durabilse” diye konuştu.
Hüseyin Pehlivanoğulları, duygularını ilginç bir yöntemle ifade ediyor. Sevgisini, sevinçlerini resim yaparak ifade eden Pehlivanoğulları, yaşamında iz bırakanların heykelini yapıyor
El sanatlarının bir çeşit meditasyon yöntemi olduğunu savunan Hüseyin Pehlivanoğulları, sevinçlerinin yanı sıra, kırgınlıklarını, kızgınlıklarını hatta en keskin öfkesini bile heykellerine yansıtıyor
































