Durduran, Akıncı’yı TKP’deki solcuları tasfiye etmekle ve TC-KKTC ilişkilerinde statükonun savunucusu olmakla, KKTC’yi tanıtmak için çalışmak ve buna karşı çıkan arkadaşlarını partiden dışlamakla suçladı.
Hükümette göreve geldiğinde yetkinin kendisinde olduğunu ancak hiçbir yolsuzluğun üzerine gitmediğinin de altını çizen Durduran, “Şimdi neyin değişiminden, şeffaflığından bahsediyor anlamadım” dedi.
Bu sabah Ada TV’de programa katılan Durduran şöyle devam etti:
“1981 seçimlerinde TKP, iki ufak muhalefet partisiyle Meclis’te çoğunluğu almıştık. Hükümet kurma görevinin kendi aralarında anlaştıkları için bana verilmesi gerekirdi. Koalisyon görüşmeleri de yapıldı ama Türkiye’den müdahale geldi ve anayasaya aykırı olarak bana hükümet kurma görevi verilmedi. Ortağımız partilerden biriyle de anlaşarak ya da tehdit ederek mehil istediler ve o partinin canına okuyup, TKP’nin hükümet kurma çalışmalarını elinden aldılar.
O dönem parti içerisinde çeşitli sorunlar çıktı, dışarıdan müdahaleler oldu. Arkasından da devlet ilanı geldi. Devlet ilanı geldiğinde de Sayın Denktaş dedi ki; ‘KKTC kurulmasına karşı olan iki kişi var Alpay Durduran ve Özker Özgür…
Bunların yola getirilmesi için TKP içindeki hücrelerimizi harekete geçirdik’ dedi. Bu hücrelerin TKP içinde muhalefet yarattığı ve benim kurultayda aday olmayacağımı bildirimimle beraber ortaya çıkan tartışmalarda ve basında Lefkoşa Belediye Başkanı Akıncı istifa edecek gibi yayınlarla TKP içindeki çatlağı genişletme çalışmaları oldu.
Sayın Akıncı da ‘ben istifa etmeyeceğime karar vermedim ki, istifa etmeye karar verdim ama zamanı gelince değerlendireceğim’ diye yüzümüze söyledi. Yani bununla paralel olarak arkasından partiden istifalar geldi. Bu istifaların iki tanesinin de devlet ilanıyla ilgili olduğu olaylarda ortaya çıktı. TKP içerisinde yönetimden farklı olarak kişilerle temas kuruldu.
Tezgahlar işletildi. Sonrasında TKP’nin zaten KKTC’nin ilanından yana olduğu gibi açıklamalar geldi bunların içerisinden. Bunların içerisinde Sayın Akıncı da vardı ve sonunda bizim Türkiye’nin Kıbrıs politikasıyla uyum içinde olmamaktan ötürü partiden attığını gördük.”
AKINCI KOLTUK MERAKI YÜZÜNDEN DİK DURANLARI TASFİYE ETİ
Durduran, dik duracağım iddiasında olan Akıncı’nın o dönem dik duranları partiden tasfiye ettiğini bunun solculuk ile alakası olmadığını, konunun Kıbrıs sorunu ve dolayısıyla Türkiye ile ilişkiler konusu olduğunu kaydetti. “Yani konu koltuk merakıydı” diyen Durduran, Akıncı’nın dik durma sözüne inanmanın doğru olmayacağını söyledi. “O dönem sen dik duranları tasfiye edersen kendin şimdi nasıl dik duracaksın? Nitekim o dönem UBP ile koalisyon kurdu TKP ve kendisi de başbakan oldu. Ne yaptı bir şey söylesin” dedi. Durduran şöyle devam etti:
“Akıncı’nın hiçbir başarısını görmüyorum. Öyle kaile alınıp ölçülecek bir şey de yok. Tam tersine varı yoğu belli olmayan bir idarenin parçası oldu başka bir şey değil. Nitekim üçlü kararnamelerle ilgili de bir adım atmadı. O dönemde paketler geldi gitti uyguladılar. Şimdi başkalarını eleştirir paketlerle ilgili, halbuki aynen devam etti, hiç kesinti olmadı. Bir kez general konusunda öfkelenip bir söz etti. Onda da gereğini yaptı mı? Onu söyledikten sonra bırakıp gitti. Bu sebepten TKP dağıldı.”
TEK BİR YOLSUZLUĞUN ÜZERİNE GİTMEDİ
Durduran, Akıncı’nın başbakan yardımcılığı yapmış biri olduğunu söyleyerek o dönemki icraatlarını da eleştirdi. Şimdi şeffaf yönetim çağrıları yapan Akıncı’nın yetki elindeyken tek bir yolsuzluğun üzerine gitmediğini kaydetti. Kendisinin o mevkie şikayetlerle gelmiş olduğunu ancak yetkileri kendinde topladığında hiçbir şeyin peşine düşmediğini belirten Durduran, reform konusunda da Devlet Planlama Örgütü’nün verileri toplayıp görevini yapması için çalışmadığını hatırlattı. “Neden dolayı kendisini başarılı sayıp da şimdi bunları yapacağını söylüyor doğrusu ben anlamadım” diyen Durduran, iyi bir belediye başkanlığı yaptığı iddiasında olanlara da şöyle seslendi:
“Akıncı’dan önce belediye yoktu ki kıyaslayalım da daha iyi olduğunu söyleyelim. İlk dönem yaptıklarıyla, yani katılımcılık vesaire ile geçen süre kısa bir süreydi. Ondan sonraki sürede de hiçbir şey ortaya koyamadı. ‘Çukur Mustafa’ diye eleştirilerle seçime gitmişti.”
































