Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

DÜNYAYI KİRLETMEK

Türkiye haberlerinde Marmara denizinin ölümü, DENİZ SALYASININ her yeri işgaliyle ilgili haberler ön plana geçti geçeli, küçücük Kıbrıs’ı düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum.      

Çocukluğumuzda, Dillirgalı olduğumuz için yolumuz sık sık Lefke ve Ksero’dan geçiyordu.

Ksero  denizi, genellikle kızıl renginde, çirkin bir denizdi.

       Yıllar sonra bunun nedeninin, Lefke ve yöresinde işletilen CMC maden ocaklarının artıklarından kaynaklandığını öğrendik.

       CMC, bölgeden sadece bakır madeni  değil, altın da çıkartmaktaydı. O dönemde altını çıkartmak için, arsenik de ana madde olarak kullanılmaktaydı.

       Arsenik etkisiyle bölgede zehirlenenler, anormal doğum vakaları, iyileşmeyen hastalıklar ve kanser hızla yayılıyordu.

       1974tten sonra, bunca yıl geçmesine rağmen, çok yağmur yağdığında, büyük fırtınalardan sonra, deniz içindeki kirlenmeyi hala görebilirsiniz.

       Akdeniz, Marmara Denizine göre çok büyük olmasına rağmen, çok durgun günlerde, kıyılarda küçük de olsa, deniz salyası kümelerine rastlayabiliriz. Bu kümeler, dikkat edilmemesi durumunda, Akdeniz’in de bir gün kirlenebileceğinin habercisidir.

       Deniz  Kestaneleri, üzerine basıldığında batan dikenleriyle hayli acı veren canlılardır. Ancak deniz kestaneleri ayrıca Kıbrıs’ta, Yunanistan’da, İtalya ve Fransa’da önemli bir yiyecektir.

       İçinde yumurta olduğu dönemde, deniz  kestaneleri özel bıçaklarla kesilmekte ve içinden sıvısı ve yumurtaları alınmaktadır.

       Bu yumurtalar limonla,  pişirilmeden yenebileceği gibi, özellikle makarnalara, PAHALI bir sos olarak eklenmektedir.

       Son 4-5 yıldan beri Kıbrıs sahillerinde deniz kestaneleri TÜKENMİŞTİR. Meraklıları bu kestanelerle, Kıbrıs sahillerinde karşılaşmadıklarını söylemektedirler.

       Kıbrıs’ın denizlerinde ve sahil şeridinde artık canlıların yerini, plastik parçaları, katran artıkları almaya başlamıştır.

       İnsanların fazla kullanmadıkları alanlarda, plastik parçaları yürümeyi zorlaştırmaktadır.

       Denizin kirlenmesinin yanı sıra, deniz kenarlarına yapılan hızlı yapılaşma da Kıbrıs’ta, gelecek nesilleri çok olumsuz etkileyecektir.

       Her yerde ,yapılaşmanın başlamasından sonra, o alanın binlerce yıl talan sürecine girdiği ,bilimsel bir gerçekliktir.

       Önemli olan deniz yakınlarındaki yapılaşmaları baştan engellemektir. Aksi  halde, inşaatın başladığı yer, artık doğadan kopartılan bir parçaya dönüşmekte, doğa da intikamını bir gün almaktadır.

       Dünya nüfusu 1600 yılında 600 milyon iken, 1804’te 1 milyara, 1927’de 2 milyara, 1961’de 3 milyara, 1971’de 4 milyara ulaştı. Nüfustaki hızlı artış 1987’de 5 milyarı bularak devam etti ve dünya nüfusu 1999’da 6 milyar, 2011’de ise 7 milyar oldu.

Dünya nüfusunun bu yüzyılın sonunda 11 milyarı geçmesi beklenmektedir.

Bu hızlı artış sonucunda gerekli beslenme ve ihtiyaç maddelerinin sağlanmasının zorluğu, ortaya çıkan atıkların yaratacağı tehlikeler, birçok insan tarafında hiç düşünülmese de, gerçekte doğal tehlike çok yakındır.

Bu tehlike, en yıkıcı savaştan daha da yıpratıcı ve öldürücü olacaktır.