Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Dünden Bugüne Tunalı Hilmi Caddesi

Kasvetli, hüzünlü ve tekdüze yaşamıyla anılan Ankara’ya yolu düşenler, özellikle üniversite yıllarını bu şehirde geçirenler, en az Ankaralılar kadar bilir Tunalı Hilmi Caddesi’ni. Küçük de olsa bir anısı, kısacık da olsa bir uğramışlığı vardır insanların bu caddeye. Öyle uçsuz bucaksız bir cadde de değildir. Ankara’nın en bilindik ve kalabalık iki semti Ulus ve Kızılay’dan sonra, burada sizi çok daha farklı bir atmosfer kucaklar. Ankara Metrosundan Kızılay durağında indiğinizde, Atatürk bulvarından yürüyerek 15 dakikada veya Güvenpark’tan otobüsle 3-5 dakikada Tunalı Hilmi Caddesi’ne ulaşabilirsiniz. Özellikle de içiniz sıkılmış, bunalmış ve bir nefes alma ihtiyacı duymuşsanız, kendinizi atabileceğiniz en doğru yer burasıdır. Ulus’un salaşlığının, Kızılay’ın keşmekeş kalabalığının aksine, Çankaya ilçesine bağlı Kavaklıdere semtinde bulunan bu yerde, daha elit, daha düzenli bir insan kalabalığı vardır.

Tunalı Hilmi Caddesi, ismini 1871 ve 1928 yılları arasında yaşamış bir Türk siyasetçiden almıştır. Tunalı Hilmi, Jön Türk ve Türkçülük hareketinin önde gelen isimlerindendir. TBMM I., II. ve III. Dönemlerinde vekillik yapmış, özellikle köylü, kadın ve işçi haklarını savunmuştur. Öz Türkçe’nin Arapça, Farsça gibi yabancı kelimelerden arındırılması için de büyük uğraş verdiği bilinmektedir. Tunalı Hilmi Bey’i anlatan birçok kaynakta, onun sıra dışı ilginç kişiliğinden söz edilmektedir. Böylelikle farklı kişiliğiyle öne çıkan Tunalı Hilmi Bey’in adı, Ankara’nın, diğerlerine hiç benzemeyen caddesine oldukça yakışmış ve bu yerle özdeşleşmiştir.

Tunalı Hilmi Caddesi’nde yol boyunca karşılıklı dükkânlar, kafe ve restoranlar vardır. Ünlü markaların mağazaları da bulunmaktadır; ancak insanlar buraya sadece alış veriş için değil, biraz kafa dağıtmak ve AVM kültürünün aksine sokak çarşısının tadını çıkarmak için gelmektedirler. Yabancı ülkelerin elçilik binalarının, Çankaya bölgesinde bulunmasından dolayı, caddede yabancılara da sıkça rastlanmaktadır.

Çok eski yıllarda bu cadde trafiğe tamamen kapalıymış ve o dönemlerde hafta sonları gençler bisikletleriyle, kaykaylarıyla cadde boyunca güle oynaya eğlenebiliyorlarmış. Sonrasında ise tek yönlü olarak trafiğe açılmış ve park yeri sıkıntısının yaşandığı, yol boyunca düzensiz park eden araçların kalabalıklaştırdığı, yoğun araç akışının olduğu bir caddeye dönüşmüş; ancak yine de cazibesini yitirmemiştir. Tunalı Hilmi Caddesi’nde, eskiden, her Pazar Belediye Bandosu konser verirmiş ve Ankaralılar için ayrı bir keyifmiş bu aktivite. Doksanlı yılların başında, okulun son günü lise ve ortaokul öğrencileri buraya akın edermiş ve geleneksel yumurta savaşları yaşanırmış. Doyasıya, çılgınlar gibi eğlenen gençler, o günü, bir kişiyi Kuğulu Parktaki havuza atarak sonlandırırmış. Sonraki yıllarda bu eğlence, polis, valilik ve belediyenin devreye girmesiyle yasaklanmış. Tunalı Hilmi geçmişindeki kadar cıvıl cıvıl olmasa da hala güzeldir, canlıdır ve farklıdır.

Caddenin bir ucunda ise Kuğulu Park yer alır. Burası, Ankara’nın diğer Parklarının aksine küçük ve şirindir. Kavak, çınar, erguvan ve alıç ağaçları ve çeşitli çalı gruplarının yer aldığı bu parkta, bir de yapay göl bulunmaktadır. Taş kaplama yaya yolları ve gölün üzerindeki ahşap şirin köprülerle, başarılı ve hoş bir peyzaj düzenlemesine sahiptir. Parkın güzelleştirilmesi ve düzenlenmesi, 1973-77 yılları arasında belediye başkanlığı yapan Vedat Dalokay zamanında yapılmıştır. Bu dönemde Avusturya’nın Viyana Belediyesi ile Ankara Belediyesi resmi olarak kardeş şehir olurlar. Viyana Belediyesi, Ankara Belediyesi’ne iki adet beyaz kuğu hediye eder ve bu kuğular işte bu parka konur. Birine “Ankara” diğerine “Viyana” ismi verildiği anlatılmaktadır. 1980’li yıllarda ise Çin’in Pekin Belediyesi tarafından bu kez iki adet siyah kuğu hediye edilir ve isimleri “Deniz” ve “Elmas” konur. Kuğulu Park’ın adı işte bu kuğulardan gelmektedir. Yıllar içinde kuğular, kâh azalarak kâh çoğalarak varlıklarını sürdürürler.

Kuğulu Park’ın girişinde 2006 yılında dikilmiş, Ümit Öztürk’ün eseri olan Tunalı Hilmi Bey’in heykeli vardır. Dünya çocuklarına adanmış, seramik hamuru resim plakalarla donatılmış, oyuk, duvarımsı bir anıt da parka ayrı bir renk ve güzellik katmaktadır. En ilginç olanı ise Çankaya Belediyesi’nin Muzaffer Ertoran’a yaptırmış olduğu heykeldir. Modern tarzda, paslanmaz çelikten yapılmış, başı tek bir kürecikten ibaret, kolları ile birbirine kavuşmuş, ayakta öpüşen bir çifti temsil eder. “Öpüşenler” olarak bilinen bu heykelin anlatılan ama doğruluğu bilinmeyen hazin bir öyküsü vardır. 1960’lı yıllarda tam o yerde öpüşen ve bu nedenle de bekçi kurşunlarıyla can veren bir çifti temsil ettiği söylenmektedir.

Ankara’nın diğer büyük ölçekli parklarının aksine burası ağaçlarıyla, kuğularıyla güvercinleriyle ve sanatsal heykelleriyle küçük bir alanda koca bir huzur ve eşsiz güzellikler barındırır. Tunalı Hilmi Caddesi’nin ayrılmaz bir parçasıdır Kuğulu Park. Neyse ki, değeri göz ardı edilmemiş, Kültür Bakanlığı Ankara Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından sit alanı olarak belirlenmiştir.

Tunalı Hilmi Caddesi, Ankara’yı istila eden ucube AVM’lerin aksine, Kuğulu Park’ıyla, yol boyu sıralanmış kafeleriyle, pasajlarıyla ve dükkânlarıyla size kucak açmakta, bir tatlı huzur, keyif ve neşe sunmaktadır.

“…Ankara’ya usul usul kurşun yağıyordu.
Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri.
Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim
Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım
Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece
Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde
Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu
Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi‘ne gelebilme ihtimalini seviyordum.
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum…”
 (Yılmaz Erdoğan)