Köşe Yazarları

Dr. Kaya (4)


Ta başında söyledim, yazı serisini bitirmeden tekrar edeyim. Ahmet Tolgay ve Dr. Filiz Besim’in kaleme aldıkları “Dr. Kaya” adlı kitabı, Kıbrıslı aydınların okumalarını hararetle tavsiye ediyorum. Kitabın içinde beklenenden daha fazlasını bulacaklardır. Öte yandan kitapta düzeltilmesi gereken epey hata vardır. İnşallah ikinci baskıda, eğer olacaksa, bu hatalar düzeltilir.
Her şeyden önce, kitapta bazı tarih hataları bulunmaktadır. Örneğin, “Yıl 1571… Kıbrıs adası o zamanlar Venediklilerin hakimiyeti altındadır. …Lala Mustafa Paşa komutasında Osmanlı donanması da bu tarihte adayı fetheder” (s. 113). 1571 yılında Mağusa surlar içi dışında kalan Kıbrıs toprakları Osmanlıların hakimiyetine geçmişti. Mağusa da kuşatma altındaydı. Lala Mustafa Paşa, ordu komutanıydı. Donanma komutanı Piyale Paşa’ydı.
“Atina’da ihtilal yaparak sivil ve demokratik Konstantin Karamanlis hükümetini deviren askeri cunta…” (s. 252). Konstantin Karamanlis 1963 yılında yapılan seçimleri Yiorgos Papandreu’ya kaybettikten sonra Yunanistan’ı terk edip Paris’e yerleşti. (Bu Papandreu, Andreas Papndreu’nun babası, Yiorgos Papandreu’nun da dedesidir.) Gönüllü olarak sürgünde 11 yıl yaşadıktan sonra 1974’te ülkesine döndü. Dolayısıyla 1967 darbesinde Karamanlis iktidarda değildi. Yunanistan’da bile değildi. Kral Konstantin, Papandreu’yu azlettikten sonra ülke geçici hükümetlerle yönetiliyordu. 21 Nisan günü göz altına alınan kişi, Başbakan Vekili Panayotis Kanellopulos idi. Geçici hükümet, 28 Mayıs günü seçimlere gidecekti.
Cuntaya Amerika’nın yardım edip etmediği yıllardır tartışılıyor. Şu anektot insana bir fikir verebilir: Darbe haberini alan Amerika’nın Atina Büyükelçisi Phillips Talbot, olanlara kızmış ve “Bu demokrasiye bir tecavüzdür” demiş. Orada hazır bulunan CIA bölge şefi Jack Maury şu yanıtı vermiş: “Bir fahişeye nasıl tecavüz edilebilir?” Hükümetin darbeyle bir ilgisi olmasa bile CIA’nın cuntacılarla yakın ilişkisi olduğu anlaşılıyor.
Yazarların Kaya beyi yanlış anladıkları veya yanlış yorumladıkları bazı noktalar bulunmaktadır: “Panayırda ceviz, sucuk, köfte, çeşitli kebaplar, şamişi, lokma ve oyuncaklar satılırdı” (s. 39) Sucuk, köfte ve kebapları peş peşe sıraladığınız zaman panayırın et yemeklerinden geçilmediği izlenimi oluşturulur. Ne var ki içimde bir his bana Kaya beyin üzüm suyundan yapılan “sucuk ve köfter” demek istediğini söylüyor. Üstelik benim katıldığım panayırlarda bir tek kebap çeşidi yapılırdı: Hırsız kebabı. Yere bir çukur kazılır ve kebap onun içinde yapılırdı. Bizim bölgedeki panayırlarda hırsız kebabını yapanlar kasaplardı ve bunlar da genellikle Türk’tüler. Lokma ve şamişi yapanlar da Türklerdi. Bu nedenle 1950’li yıllarda Türkleri aşağılamak amacıyla bazı Rumlar, Türklerden “Şamişaries” (şamişiciler) diye söz ederlerdi.      
“Dünya politikasında esas düstur ‘tid for ted’ (kısasa kısas)tır” (s. 86). Kısasa kısasın İngilizcesi “Tit for tat”tır. Türkân Aziz hanımın kitabının adı “Dead of Friendship” (s. 205) değil, “The Death of Friendship”tir.
Eli sopalı ünlü Bayraktar’ın adı bazı yerlerde Kenan Coygun olarak, bazı yerlerde de “Kenan Çoygun” (ss. 178, 220, 270) olarak yazılmıştır. Lise hocalarımızın hocası olan Halil Fikret Alasya’nın adı da “Alaysa” (s. 53) olarak geçmektedir.
“… Rum radyoları ‘O Makarios ine mortos’ (Makarios öldürüldü) anonslarını devamlı tekrarlıyordu” (s. 252). Ben Rum radyosunu dinlediğim zaman, çünkü o zaman bir tek radyo vardı, “O Makarios ine negros” diyordu.
“EOKA’nın açılımı şudur: ‘Ethniki Organisos Kyprion Agoniston’. Yani Türkçesi, ‘Kıbrıs Milli Savaşçılar Örgütü’.” (s. 347) Evvel emirde “Organisos”un Orğanosis olması gerekir. Ayrıca, neyin “Milli” olduğu yönünde herhangi bir kafa karışıklığına yol açmamak için “Kıbrıslı Savaşçıların Ulusal Örgütü” olarak çevrilmesi kanımca daha isabetli olur. 
Çağdaş Türkçe’de kalın sessiz harften sonra gelen “d” harfi “t” olur. Çoğu yerde bu kurala uyulmuştur ancak bazı yerlerde uyulmamıştır. Örnek, Paris’de (s. 150), 1974’de (161), çοcukda (177), Berklap’da (195), 1983’de (208), 1964’de (216), 1955’de (205), 1963’de (231), 1973’de (232), 1974’de (252), 1963’deki (305), 1960’da (399), 1974’de (415).
Bitişik yazılması gereken bazı ekler ayrı yazılmıştır. Örnek, Lefkoşa da (ss. 33, 43), Lefkoşa ya (s. 44), İngiltere de (s. 55). Birçok kelimesi de birçok yerde bitişik, bazı yerlerde ise “bir çok” olarak ayrı yazılmıştır (ss. 180, 226, 254, 408).
“2103 yılı başlarında” (s. 302) elbette 2013 olmalıydı. “Yayın müellefi” (s. 320) de yayın müellifi. Limasol yolundaki eskilerde arabaların suyunu kaynatan ünlü yokuşu ben “Kakoroca” (s. 421) olarak değil de “Kakoraca” olarak biliyorum.
“Adı ile müsemma”  (s. 20) deyiminin aslı “ismi ile müsemma”dır. İsim ile müsemma aynı kökten geldikleri için burada bir kelime oyunu vardır. Bir kişinin adı Uysal ise kendisi de yapı olarak uysal ise o kişi ismi ile müsemmadır. Ancak adı Uysal, kendisi de azgın ise eskilerimiz ona “müsemma bi’n-nakiz” derlerdi.
Kitapta ayrıca bazı harf düşüklükleri bulunuyor ama onların üzerinde durmaya değmez. Yazarlar dilerlerse onlara bu konuda bilgi verebilirim.



Etiketler

Benzer Haberler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı