Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Döviz kuru konusuna değişik bir yaklaşım

2010 – 2011 akademik yılında sabatikala çıkacağımı, yani bir yıllık ödenekli izinli olacağımı, 2009 yılının şubat ayında öğrenmiştim. 2009’un Şubat ayında bir Amerikan doları yaklaşık olarak 1,60 Türk Lirası idi.  Bu ise benim açımdan, bir yıl öncesindeki, Şubat 2008’deki 1,20 Türk lirasıyla karşılaştırıldığında son derece iyi bir kur idi. Ne de olsa maaşım dolar olarak bankaya yatacak, ben ise Kıbrıs’ta geçireceğim ödenekli iznimde Türk Lirası olarak harcamaları yapacaktım: Bir yıl öncesine göre aynı miktardaki dolar maaşımla %33 daha fazla mal ve hizmet alabilecektim. Keyfim yerindeydi.
* * *
Kıbrıs’ta olduğumuz Ağustos 2010 ve Mayıs 2011 döneminde, dolar aşağı yukarı 1,5 Türk Lirası civarında seyretti. Yani bizim Şubat ayında yaptığımız planların finansmanı gelirimizi dolar cinsinden öngördüğümüzden neredeyse %10 daha pahalıya geldi.  Az da olsa keyfim kaçmıştı ama çok canım sıkılmamıştı. Malum, referans noktam artık Şubat 2008 değil, Şubat 2009 idi.
* * *
Satın aldığımız mallar ve servislerin planladığımızdan daha fazla dolara mal olması yetmezmiş gibi, bizim Kıbrıs’tan ayrıldığımız 2011 Mayıs ayından itibaren, dolar istikrarlı bir şekilde Türk Lirası karşısında değer kazanmaya devam etti. Örneğin, Ağustos 2012’de 1,78 olan dolar, 2013 Ağustos ayına geldiğimizde 1,92 oldu.
* * *
Bu senenin başından itibaren de, Amerikan Merkez bankasının genişlemeci para politikalarından vazgeçmeye başladığını açıkladığı için bir dolar 2 Türk Lirasını geçti. Daha önceki yazılarımda da paylaştığım gibi, Türkiye’nin cari ticaret açığı çok büyük. Yabancılara olan kısa dönemli borç yükümlülüğü de elindeki döviz rezervleriyle karşılaştırıldığında çok yüksek. Bunlara ek olarak Türkiye’deki Erdoğan hükümetinin hukuk devletinden ne anladığıyla, uluslararası hukuk devleti anlayışının farklı olduğunun da ortaya çıkmasıyla—ki daha önceleri böyle olmadığı düşünülüyordu—son günlerde dolar 2,2 ile 2,3 Türk Lirası civarında seyretmeye başladı.   
* * *
Kıbrıs’ta geçirdiğimiz bir yıl aklıma geldiğinde, orada geçirdiğimiz güzel günleri her konuştuğumuzda ki bunu özellikle son zamanlarda sık sık yapıyoruz, örneğin bu yazıyı yazdığım bu Cumartesi günü de yaptık, “bugünkü kur keşke biz oradayken olsaydı; keşke şu anda sabatikal iznimi Kıbrıs’ta geçiriyor olsaydım” diyorum ve canımız sıkılıyor. Niye? Çünkü referans noktamız artık bugünkü kur ve geriye dönüp o zamanki kurla karşılaştırdığımda aynı miktardaki dolar olarak ödendiğim maaşımla çok daha fazla hizmet ve mal alacağımı görüyorum da ondan. … Hâlbuki referans noktamı karar verdiğim zamandaki gibi almaya devam etsem, bu konuda hiç de canım sıkılmayacak!