Serbest Çalışan Hekimler Birliği Xanax konusunda uyarılarda bulundu.
…
Bu hap türü doktor kontrolü olmadan alınabiliyormuş.
Açıklamaya göre uyuşturucu kategorisine girer.
Gel gör ki, kullanımı çok sıkmış.
…
E, bu ahali gannavuri kültüründen gelir.
Kökleri oraya dayanır.
…
Bizim nesil için gannavuri yemek, Aynalı’dan leblebi tozu satın almak gibi bir şeydi.
…
Kadim zamanlarda, 1336 yılında adaya gelen bir papaz izlenimlerini kaleme aldığında şunları yazar:
“Mağusa’da uyuşturucu ilaç kullanımı ve satışı, buradaki ekmek satışı kadar yaygındır…”
…
Bu ada insanı bu hale mi sokuyor?
…
Aslında mesele gannavuri ya da xanax değil.
Aklımızla bir sorunumuz varsa, bunun nedenlerini başka yerlerde aramak lazım.
Durup dururken insanlar niye bunlara ihtiyaç duysunlar?
…
Lefkoşa sokaklarında gannavuri satan teyzemiz, ince uzun kağıt külahlar içinde sinisine dizdiği kavrulmuş gannavurileri sokak sokak gezer satardı.
Hava serin.
Başında yemenisi.
Böyle zamanlarda yasemin kokularına, kavrulmuş gannavuri kokuları karışırdı.
Zaten birkaç tur attı mı, sinisi de boşalmış olurdu.
Çünkü saygıdeğer cemaatimiz gannavuri müptelasıydı.
…
Ne yapsındı?
Hayatı hendeklerde geçen nesillerdi.
Çocuklar, Aynalı’nın leblebi tozu ile sevinir, büyükler gannavuri ile.
Haliyle sorardı:
Biz neyiz? Ne olacağız?
…
Zaman değişti.
Lüks arabalar, villalar, yurtdışı seyahatler, balayılar.
Bu durumda kavrulmuş gannavurinin, leblebi tozunun hükmü mü olur?
…
Lakin,
Anlaşılan dertler aynı.
Eskiden kafayı başka türlü yiyenler,
Şimdi başka türlü yiyorlar…
…
Kapana sıkışıp kalmak mıdır?
Yoksa ne?
…
O, bisikletle aynı yollarda turlardı,
Şimdikiler arabaları ile aynı yollarda.
O ahşap radyoda şarkılar dinlerdi,
Şimdi dijital cihazlarda; internetlerde.
…
Ama evde mulihiya kültürü, restoranda lavash.
Köşede dürümcü, bucakta lahmacuncu.
Evde böğrülce, yanında renga.
Dışarı çıktığında tavuk dolma.
…
Sorar artık:
Ben kimim?
…
Bölünmüş bir haritada doğduğundan bütününden haberi yok.
Kimisi bütününden, kimisi yarısından memnun.
Soracak tabii:
Benim yurdum hangisi?
…
Zaten, dil bilgisinde bazı harflerin üzerindeki inceltme işaretleri kalkalı kâğıt, “kağıt” diye telaffuz ediliyor.
Nereden bakarsan bir bocalamadır.
“Talat döneminde 30 kâğıt üzerinde anlaşıldı” dendiğinde, önce bunun ne “kağıd”ı olduğunu anlamaya çalışacak.
…
Neticede eskilerle yeniler arasındaki sorunlar ve sorular pek de farksız değildir.
Bizim gözümüze çarpan en eski kayıt 1336’dır.
O zamandan bugüne çeşitli versiyonları ile kullanılıyor.
Doktor kontrolü olmadan…
































