Köşe Yazarları

Doğu Akdeniz’de tepişen filler


İyice alıştık. Artık Kıbrıs siyasi sorunun yanında “Doğu Akdeniz’deki enerji  sorunumuz da vardır.

Nitekim Bayramın birinci günü ziyaretimize gelen eş dostla “hoşbeşten” sonra kendimizi  “Doğu Akdeniz’deki enerji sorununu” tartışır bulduktu!

Neydi olay? Neden “doğal gaza ulaşmak için başlatılan sondaj çalışmalarından sonra bölge bir anda “potansiyel savaş alanına” döndü?”

Hem de “baş rolünü cüceliğiyle ünlü  Güney Rum’unun oynadığı senaryo ile!

NEDENLERDEN biri artık iyicene yaşlanmış,  coğrafyası enerji kısırı AB’nin  ihtiyacı!

Diğer bir neden Ortadoğu’da tüm Arap ülkelerini saran tutkuda İran’ın başı çektiği “yenileşme hareketlerine” bağlı reformlar..

Bunun sonucu siyasetlerde artık ellerinde bulunan petrol ve gaza daha çok sahip çıkarak dış satışlarda hasis davranmaları..

Çünkü farkına vardılar ki sahibi oldukları petrolle AB ülkelerinin kalkınmalarına katkı koyarlarken, kendileri hâlâ Ortadoğu’nun sömürülen tutsakları durumundalar!

Kısaca “sahip oldukları enerjinin değerini bugüne kadar ülkelerinin kalkınmasına kanalize edemeyen Arap ülkeleri “uyanış” dönemine geçtiler!   Ellerindeki yer altı zenginliklerini Batı ile paylaşırlarken “kazanımlarını” daha dikkatli hesaplıyorlar..

PEKİ o zaman neden tüm bu gelişmeler bölgedeki “Arabı” Rum-Yunan ikilisiyle ortaklık kurmaya yöneltirken dolayısıyla bu ikilinin en yakın dostu olan İsrail’le dolaylı ilişkiye sokmakta ve sonuçta değişen yeni ittifaklar silsilesinde Türkiye “özellikle”  dışta bırakılmaktadır?

(Önce şunu ekleyim. Elbette bu konu ve sorunların  yabancıyım!

Fakat Amerikan’ın Ortadoğu’ya yönelik askeri, siyasi hatta bölgede “haritaları” bile değiştirecek  müdahalelerini  artık daha  bir kuşkuyla izliyoruz!

Örneğin Amerika’nın Suriye’de başlatılan savaşla bölgeye yerleşmesi..

AB’nin Rum’un yanı başında yerini alması..

Rusya’nın Suriye üzerinden Akdeniz’e inmesi..

Ve Ortadoğu planının” yeniden çizilmesi..      Kudüs’ün ve Batı Şeria’nın İsraile tavla teslim edilmesi..                                    Filistinlilerin göçe zorlaması!

Türkiye’nin Irak sınırında bir “Kürt Devletinin temellerinin  atılmaya çalışılması..”

İsrail’in Rum Yunan ikilisiyle birleşerek Doğu Akdeniz’deki gaz boru hattı projesinde yer alması!..

Dikkat ama: Amerika’ya karşın aykırı gelişmeler de oluyor.

Mesela İran artık “Nükleer enerjiye sahip,  Amerika’ya meydan okuyor!

YANİ artık Ortadoğu’da “enerji sorgusuz sualsiz Batı’nın yada Amerika’nın tekelinde değil!.

Ve asıl soru:  Tüm bu baş döndürücü olayların içinde  Kıbrıs nedir? Çok şey!

Bütün sözünü ettiğimiz bölgedeki ülkelerin tam da bağlantı yerindedir ki Batı ile Doğuyu birleştirmektedir.

Ya Rusya?  Bugüne kadar Amerika’nın, Batı’nın olduğu yerde yoktu. Artık Suriye üzerinden indiği Akdeniz’de Rusya da vardır..

VE tüm bu oyuncular açısından tek gözlenen “enerjiye sahip olma hedefidir!”   Yani filler çoktan tepişmeye dalaşmaya başladı. Ayak altında kalan ezilecektir!

KURAN KURSLARI

Bayramın birinci günü gelip geçtikten sonra ikinci günü “artçısı” olur, üçüncü gün de sonlanır, dördüncüye boş verin!

Bizim dönemimizde yılın ilk bayramına “Şeker” ikincisine de “Hacılar Bayramı” derdik!”

Çocuktum  büyüdüm, “neden bir yılın üç ayına “iki bayram sıkıştırıp” ikisinin de anlam ve önemini “sıkıntı” haline getirdiler diye düşünürüm!

Eğer biri bitmeden diğeri başlayacak idiyse bari birleştirilseydiler. Üstelik bunun Allah yada Hz. Muhammet’le de ilgisi yoktu. Resmen Arabın marifeti işte!

Her neyse yine çocukluğumuzda iki bayramın arka arkaya gelmesi nedeniyle mesela yılda “iki çift ayakkabı sahibi olmazdık!”

Elbiselerimizi yılda iki kez yenileyemezdik!

Birinci bayramda alamadığımız bisikleti mevcut harçlıklarımızı biraz daha biriktirerek ikincisinde  alma şansımız da kalmazdı çünkü üç ayda o parasal birikim olamazdı!

Kısaca “fukaralıklarla ardı ardına iki bayram uyuşmazdı!”

NEYSE diyorum. Din imanla hâlâ uğraşılamıyor. Tabu! Çünkü “dini otoriteyi elinde tutanların silahı  atom bombasından daha tehlikelidir. “Allah!”

Sanki sadece kendilerinin Allahı’dır! (Tövbe estağfurullah!)  Nitekim Türkiye “15 Temmuz darbe girişimi ile yaşadı bunu!”

Beyninden muzdarip bir adam her halde halüsinasyon sonucu olmalı “en el hak” demiş olacak Türkiye’yi “Humeyni gibi” din devleti yapmak sevdasında darmaduman etti!

BUNU neden yazdım? Bir gazete haberine göre Türkiye’de 3 milyona yakın kişi “Tarikatlarla” ilişki içindeymiş.. Yani Atatürk’ün kapattığı tekkelerde yeşerip gelişen, sonunda Saidi Nursi gibi Türkiye’nin başına belalar açan, Fethullah Gülen gibi olanların dergâhları!

GEL de korkma! Ki KKTC’de de onca denetim ve tedbire karşın “Kuran kursları” devam etmektedir.

Buna kesinlikle müsaade edilememelidir. Çünkü KKTC de zaten “dini eğitim veren bir okulumuz vardır.  Bu okula karşın “camilerde ve  “medrese” hatırlatması evlerde “kuran kursları” verilmesi doğru değildir?

Küçücük öğrencileri kendi “tarihleriyle harslarını” “iyi ile kötüyü” “güzelle çirkini” “haramla sevabı” “sevgi ile nefreti” öğrenmeden; kafalarını  faydası bilinmeyen “dini ritüellerle” doldurmak yanlışın da ötesinde günahtır sadece o kursları hazırlayanlara  “parasal katkı sağlamaktadır” o kadar! (Yazalım dedik!)

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı