KıbrısManşet

“Doğal gaz alternatif olabilir”

Enerji Uzmanı Serhat Uludağ, elektrik ve enerji konularında Havadis’in sorularını yanıtladı, önerilerde bulundu

“GÜNEŞLE ELEKTRİK ÜRETİLEBİLİR”: Uludağ: Evlerin çatılarına, güneş enerjisinden elektrik üreten sistemler kurulabilir. Ayrıca, her evde küçük küçük depolama sistemleri ile üretilen enerji depolanabilir ve hatta şebekeye bağlanınca enerji fazlası satılabilir

“CEVRECİ ELEKTRİK MÜMKÜN”: Uludağ: KKTC’nin kendi enerjisinin büyük bir kısmını yenilenebilir enerji kaynaklarından üretebilmesi için uluslararası şebeke ile bağlantının kurulması ve depolamanın mümkün hale gelmesi gerek. Bu da Türkiye ile bir şebeke bağlantısı kurulması ile mümkün

“DAHA ÇEVRECİ VE UCUZ”: Uludağ: Fuel oil ile çalışan santrallerinin artık devreden çıkması gerek. Fuel oile alternatif doğal gaz olabilir. Doğal gaz, petrol türevleri ve kömürden üretilen elektriğe göre çok daha temiz ve çevreci bir yakıt, fiyat açısından da daha makul

Eniz ORAKCIOĞLU

Enerji Uzmanı Serhat Uludağ, elektrik ve enerji konularında Havadis’in sorularını yanıtladı. Türkiye’den çift taraflı kablo çekilmesi gerektiğini ve şebekeye bağlanmanın şart olduğunu söyleyen Uludağ,  güneş enerjisinden yararlanarak evlerin çatılarına elektrik sistemi kurulabileceğini belirtti. Öte yandan güneş enerjisi ile üretilecek elektriğin fazlasının depolama sistemi ile depolanabileceğini,  çift taraflı kablo ile de Türkiye’ye satılabileceğini aktardı.

Uludağ, daha temiz ve çevreci bir yakıt olan doğal gazın ise çevre kirliliği yaratan ve yüksek maliyeti olan fule Oil’e alternatif olabileceğini vurguladı

“Artık büyüme alanı olarak konuşuluyor”

KKTC’de 6 Eylül tarihinde yapılan Enerji Çalıştay’ına katılan Enerji Uzmanı Serhat Uludağ, Çalıştayın çok verimli geçtiğini ve ilgili devlet kurumları, meslek odaları, akademisyenler ve kamu işletmesi dahil konu ile ilgili neredeyse tüm tarafların Çalıştaya katkı koyduğunu söyledi. Herkesin özgür bir şekilde görüşünü söylediği ve tartıştığı çok farklı fikirlerin birbiri ile yarıştığı bir Çalıştay olduğunu vurgulayan Uludağ, doğal gazdan elektrik üretimi, Türkiye ile şebeke bağlantısı, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği gibi enerji gündemini oluşturan farklı konuların çalışma gruplarında ele alındığını aktardı. Kendi açısından Çalıştayı değerlendiren Uludağ, “Kıbrıs’ta böyle bir çalıştayın yapıldığını görmek ve birikimli insanları bir arada fikirlerini yarıştırırken görmek Kıbrıs açısından beni umutlandırdı. Çünkü burada hep enerji konusunun sorun olduğunu biliriz fakat çalıştayda artık enerjinin Kıbrıs’ta bir büyüme alanı nasıl olabilirin konuşulduğunu ve bu konunun sorun olmaktan çıkıp da Kıbrıs için bir fırsat haline nasıl dönüştürülebileceğinin konuşulduğunu görmek memnuniyet verici ” dedi.

“Türkiye ile şebeke bağlantısı kurulmalı”

KKTC’de ucuz ve çevreci elektrik üretiminin mümkün olduğuna vurgu yapan Uludağ, Kıbrıs adasının diğer şebekelere bağlantısı olmadığından, gerek Güney, gerekse Kuzey olarak 24 saat kendi enerjisinin tamamını fosil yakıtlı santrallerle üretmek zorunda olduğunu belirtti. KKTC’nin kendi enerjisinin büyük bir kısmını yenilenebilir enerji kaynaklarından üretebilmesi adına öncelikle uluslararası şebeke ile bağlantının kurulması ve depolamanın mümkün hale gelmesi gerektiğini söyleyen Uludağ, bunun da en yakın zamanda Türkiye ile bir şebeke bağlantısı kurularak mümkün olabileceğinin altını çizdi. Uludağ Türkiye ile şebeke bağlantısının uzun zamandır konuşulan ve KKTC’nin enerji stratejisinin bel kemiğini oluşturacak önemli bir konu olduğuna dikkat çekti.

“Evlerin çatılarına güneş paneli kurulumu yaygınlaşmalı”

Güneş enerjisinden de bahseden Uludağ, Kıbrıs’ın güneş enerjisi konusunda şanslı olduğunu söyleyerek, 1940’lı ve 50’li yıllarda başlayan çatılarda güneşten faydalanan su ısıtma sistemleri gibi, güneş enerjisinden elektrik üreten sistemlerin de kurulumunun yaygınlaşması gerektiğini ifade etti. Güneş panelleri ile şebeke ölçeğindeki santrallerde, 1 MWSaat için indirgenmiş enerji üretim maliyetlerinin dünyada 2009’da 350 ABD $ seviyelerinden, 2017’de 50 $ seviyelerine düştüğünü ve bu maliyetlerle üretim yapan güneş enerjisi santrallerinin birçok ülkede enerji borsasındaki fiyat ile rekabet edilebilir duruma geldiği için birçok ülkenin teşvikleri kaldırdığını kaydetti. Bu durumu bir fırsat haline çevirerek artık Kıbrıs’ın da güneş enerjisini mümkün olduğunca fazla kullanması gerektiğini sözlerine ekleyen Uludağ,  bunu güneş olmadığı zaman yerine ek enerji sağlayacak sistemler koyduğu zaman kullanabileceğini de ifade etti. Güneş enerjisine bağlı bir sistemde kalın bir bulutun şehrin üzerinden geçmesinin çok ciddi sıkıntılara yol açabileceğini aktaran Uludağ, bu durumda da akıllı şebeke yönetiminin kurulmuş olması, gerek evlerde küçük ölçekli gerekse şebeke ölçeğinde sistemler içeren çok ciddi bir depolama sisteminin kurulması ve kablo ile uluslararası şebekeye bağlantının gerektiğini kaydetti.

“Her ev sahibi üreticidir ve gelir elde eder”

Güneş paneli kurmanın ilk etapta bir kuruluş maliyeti olduğunu vurgulayan Uludağ, “Ancak güneş enerjisi maliyeti önemli oranda düştü, hala da düşüyor ve siz bu sistemi bir kere kurduktan sonra neredeyse başka maliyetiniz olmuyor. Sadece yılda bir güneş panellerinin temizliğini ve güç aktaran donanımın düzenli kontrollerini yapmak yeterli. Günümüzde depolamalı sistemler gittikçe daha cazip hale geliyor. En yaygın kullanılan lityum-iyon teknolojisi ile depolama maliyetleri 2010 yılında 1 kWSaat için 1,000 $ seviyesinden, 2017’de 200 $ seviyesine düştü. Bu maliyetlerin düşmesi ile dünyada evlerde/işletmelerde depolamalı dağıtık enerji üretimi hızla yayılıyor. Ülkede alanımızda çok ve bu noktada da şebeke büyüklüğünde güneş santralleri de kurulmalıdır. Fakat örneğin Almanya’ya baktığımızda, yüzölçümü Türkiye kadar büyük bir toprak olmasına rağmen Almanya’da yaklaşık 40 bin MW’lık güneş santrallerinin 30 bin MW’ı evlerin/işletmelerin çatılarındadır. Çatılara kurulan santraller her bir mülk sahibinin küçük bir santral sahibi olması, üretici olması ve bir gelir sahibi olması anlamına gelmektedir. Diğer bir anlamıyla da merkezi üretimden dağıtık üretime geçilmesi, ülkedeki gelir dağılımına olumlu bir katkı yapması ve enerjinin demokratikleşmesi anlamına geliyor” diye konuştu. Uludağ, bunun bir devlet politikası haline getirilerek, finansal kurumları da içeren bir yaklaşımla, meskenlerin, işletmelerin ülkemizdeki enerji sorununun çözümüne ortak olurken gelir sağlamaları ve ekonomiye katkıda bulunmaları sağlanması gerektiğinin altını çizdi.

“Alternatif doğal gaz olabilir”

KKTC’nin yenilenebilir enerji, Türkiye ile bağlantı, enerji verimliliği gibi enerji stratejilerini kararlı bir şekilde uygulaması durumunda dahi, fosil yakıtlı bir öz üretimin orta vadede gerekliliğine dikkat çeken Uludağ, “Dünyadan örneklere bakıldığında rüzgar enerjisinin önder ülkelerinden olan Danimarka’nın rüzgar enerjisi üretiminin zaman zaman ihtiyacını aşmasına rağmen, yıllık toplamda %34 oranında fosil yakıtlı santrallerden gelen enerjiyi kullanmak zorunda kalmaktadır” dedi. KKTC’de halen 1990’larda birçok ada ülkesinde olduğu gibi tek çare olan fuel oil’le elektrik üretildiğini ve var olan enerji üretim santrallerini geçiş dönemi ve sonrasında fayda sağlayacak şekilde yenilemesi gerektiğini belirten Uludağ, Fuel oil’le çalışan santrallerin artık devreden çıkması gerektiğini savundu. Uludağ, fuel oil’in gerek yarattığı çevre kirliği, gerekse yüksek maliyeti sebebi ile bunun yerine ikame daha temiz birincil enerji kaynakları gelmesi gerektiğini kaydetti. Fuel oile alternatifin doğal gaz olabileceğinin altını çizen Uludağ, dünyada doğal gazın yenilenebilir enerji çağına geçiş döneminde gittikçe yaygınlaştığını, daha önce boru hatları ile belli yere kadar gidebilen doğal gazın artık sıvılaştırılmış doğal gaz olarak limanı olan her yere gidebileceğini belirtti.  Doğal gazın fosil yakıt alternatiflerine bakıldığında petrol türevleri ve kömürden üretilen elektriğe göre kıyaslandığında çok daha temiz ve çevreci bir yakıt olduğunu vurgulayan Uludağ, fiyat açısından da diğer alternatiflere göre doğal gazın daha makul bir fiyata geldiğini söyledi.

“Dünya doğal gaz rezervinin yüzde 60’ının ortasındayız”

Kıbrıs adasının Rusya’dan Mısır’a uzanan bir alanda bulunan dünyadaki doğal gaz rezervlerinin yüzde 60’ının ortasında olduğuna dikkat çeken Uludağ, doğal gaza bu kadar yakınken ve kendi gazımıza sahip olma ihtimalimizin giderek arttığı bu dönemde, doğal gazı kullanabilmenin yollarının daha iyi araştırılması gerektiğini ifade etti. Tanınmamış olmanın verdiği zorluklar olabileceğini aktaran Uludağ, bunları çözebilir miyizin araştırmasının yapılması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük üçüncü doğal gaz tüketicisi olduğunun altını çizen Uludağ, Türkiye’nin son birkaç yılda sıvılaştırılmış doğal gaz konusunda çok ciddi adımlar attığını ve hatta Kıbrıs’a çok yakın bir nokta olan Türkiye’nin Hatay ilinin Dörtyol ilçesinde sıvılaştırılmış doğal gaz terminali kurulmak üzere olduğunu da sözlerine ekledi. Uludağ, anlattıklarından yola çıkarak Kıbrıs’ta şu anda doğal gaz getirebilir miyiz ve enerji üretiminde kullanabilir miyiz sorusunun cevabını aramak için doğru bir zaman olduğuna dikkat çekti.

“Enterkonnekte olmamız şart”

Dünyadaki örneklere bakıldığında rüzgar enerjisinin önder ülkelerinden olan Danimarka’nın zaman zaman enerjisinin yüzde yüzünü rüzgardan karşıladığını belirten Uludağ, Danimarka’nın rüzgarsız kaldığı zaman güneyindeki Almanya ve kuzeyindeki İsveç ile çok güçlü şebeke bağlantıları üzerinden enerji ihtiyacının önemli bir kısmını elde etme şansının olduğunu söyledi. Bu örnekten yola çıkarak Kıbrıs’ta güneş enerjisinden en fazla yararı sağlamak için uluslararası şebekeye, enterkonnekte olmanın şart olduğunun altını çizdi.

“Türkiye’nin gücü kullanılarak sorun çözülebilir”

Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında Güney Kıbrıs yönetiminin Avrupa Şebeke İşletmecileri Birliğine üye olduğunu fakat şebekeye bağlı olmadığının altını çizen Uludağ, Türkiye’nin de bu sistemin çok büyük ve önemli bir üyesi olduğunu belirtti. Yunanistan ve Bulgaristan’ın Türkiye ile bağlantılı olmalarının, onlar için hem önemli bir gelir kaynağı olduğunu hem de şebekelerini dengelemede güvenlik verdiğini söyleyen Uludağ, KKTC’nin tanınmamasından dolayı şebekeye girememe olasılığı varsa da bu sorunun Türkiye’nin şebeke içindeki öneminden kaynaklanan gücü ve kararlı tutumu ile çözülebileceği kanaatinde olduğunu aktardı. Böyle bir soruna Türkiye ile ada modu veya ünite yönlendirme yöntemi ile teknik olarak çözümler de üretilebilir.

“Bağlantı çift yönlü ve saatlik ticaret yapabilecek şekilde olmalıdır”

Uludağ, sözlerine şu şekilde devam etti; “Türkiye ile yapılacak şebeke bağlantısının Türkiye’deki fiyatların ve Türkiye’deki piyasada oluşan şartların Kuzey Kıbrıs’taki enerji tüketimine ve maliyetine katkı sağlayacak şekilde ve ticarete imkan verecek şekilde yapılması gerekir. Kısacası Türkiye’de fiyatın düştüğü zamanlarda günlük piyasada Kuzey Kıbrıs’a enerji alabilmeli veya Kıbrıs’ta enerji fazlamız olduğu zaman da bunu Türkiye’ye satabilmeliyiz. Bu nedenle bağlantının çift yönlü enerji ticareti yapabilecek, hatta saatlik bazda enerji ticareti yapabilecek bir yapıda olmalıdır.”

“Enerji verimliliği her şeyden önce gelmeli”

KKTC’de enerji konusunda yapılması düşünülen ve öncelik verilen bütün projelerden önce enerji verimliliği gelmesi gerektiğini söyleyen Uludağ, “Boşuna harcanan enerji en pahalı enerjidir. Bunun önüne geçmek için ve rekabetçi bir ekonomi yaratmak için Enerji Verimliliği, öncelikli bir strateji olarak belirlenmelidir. Enerji verimliliği prensiplerini bir mimari, teknolojik, ve kültürel dönüşümle birlikte çok ciddi bir şekilde ekonominin ve toplumun bütün kesimlerinde uygulamak gerekir. Enerji verimliliğine ayrılmış uluslararası fonlardan yararlanarak, ekonomimize hiçbir yük oluşturmadan projelerin kendi kendini ödemesi sağlamak mümkün. Yaklaşık bir değerlendirmeyle, enerji verimliliğinden sağlanacak yararın ortalama yüzde 30 seviyelerinde olacağını varsayarsak, enerji verimliliği uygulamak, ailelerin, işletmelerin, kamu kurumlarının enerji faturasının kilovat bazında yüzde 30 düşmesi demektir. Dolayısıyla buna bağlı olarak bireylerin, işletmelerin, kurumların elektriğe harcanan bütçesinin bu oranda azalması demektir. Kısaca ülkemizin kısıtlı kaynakları ile enerji ithalatına ödediği bedelin yine bu oranda azalması ve ekonomimizin daha sürdürülebilir olması anlamına gelmektedir. Ayrıca, önce biz enerjimizi doğru kullanmalıyız ki, enerji üretimine ne kadar yatırım yapmamız gerekir, ne kadar kabloya ihtiyaç varı doğru şekilde belirleyebilelim” şeklinde konuştu.

“Göz önünde bulundurulması gereken şeyler var”

Doğal gazla elektrik üretilmesi anlamında Kuzey Kıbrıs’ta çalışmalar olduğunu belirten Uludağ, nasıl bir doğal gaz üretimi ve hangi yöntemlerle doğal gaz tedarik edileceği, ek olarak da hangi yöntemlerle doğal gazın elektriğe çevrileceği belirlendiği zaman net rakamların ortaya çıkacağını kaydetti. Rakam ne olursa olsun göz önünde bulundurmamız gereken bazı şeyler olduğunu aktaran Uludağ, bazı günlerde Girne’de bir kükürt bulutu görmenin ne vatandaşın, ne de turistin görmek isteyeceği bir manzara olmadığını vurguladı. Bu durumun insan sağlığına, tarıma ve doğaya da zararları olduğunu söyleyen Uludağ, şu andaki maliyeti fazla olan, çevre kirliliği yaratan sistemin verimsiz üretim yaptığını ifade etti. Uludağ, bu nedenle doğal gaza dönüşümün bedeli değerlendirilirken, bu gibi dolaylı yararların da değerlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. 

Enerji Uzmanı Serhat Uludağ kimdir?

Lefkoşa doğumlu Serhat Uludağ, TMK’yı bitirdikten sonra üniversite okumak için burslu olarak Amerika’ya gitti. Üniversiteyi Elektrik Mühendisliği ve Yüksek Lisansını İşletme dallarında bitirdikten sonra Türkiye’ye gitti ve 1992 yılında meslek hayatına bilgi işlem ile başladı. Daha sonra yönetim danışmanlığı yaptıktan sonra. uluslararası pazarlama ve satış üzerine bir süre kendi işini yaptı. Bu kapsamda, yeni yarattıkları bir ürünü Kıbrıs’ta üretip, Türkiye’deki Free Shop’larda segmentinde ikinci en çok satan ürün seviyesine taşıyarak ülke ekonomisine de katkıda bulundu.

2005 yılında enerji sektörüne giren Uludağ, bu sektörde ilk önce yenilenebilir enerji alanında çalıştı ve Türkiye’de birçok ile yayılan bir organizasyon ile bitkisel atık yağları toplayarak, Biodizel üreten bir şirketin başına geçti.. İleriki yıllarda rüzgar enerjisi ve bioyakıt konularında proje geliştiren ve finansal danışmanlık veren bir şirkete geçen Uludağ, Türkiye’de rüzgar enerjisinin gelişmeye başladığı yıllarda birçok projeye de imza koydu. Türkiye’deki tesislerde kullanılan ve tesislerin elektrik ihtiyacını sağlayan ilk rüzgar türbinini kuranlardan biri olan Uludağ, daha sonra elektrik ve doğal gaz olarak enerjinin ticaretine yoğunlaştı.

2009 yılında İsviçre’deki en büyük enerji firmasının Türkiye’deki ofisinin başına geçen Uludağ, orada elektrik ticareti üzerine çalıştı ve Türkiye’nin Bulgaristan ve Yunanistan’la bağlantı kurduğu zamanki ilk sınır ticaretini yapan şirketi yönetti. Elektrik piyasasının ve borsasının kurulmasında önemli katkılar verdi. Aynı şirketle doğal gaz ticaretine de başlayan Uludağ, daha sonra dünyanın en büyük enerji şirketlerinden olan Fransız bir şirketin Türkiye’deki ticaret şirketinin başına geçti. Bu şirkette ise doğal gaz ağırlıklı ticaret ve satışla uğraşan Uludağ, uluslararası doğal gaz ticaret anlaşmaları bazlı bir ticaret yürüttü. Son olarak ise Türkiye’de köklü bir grubun şebekeye bağlı olmayan tüketicilere doğal gaz satışı gerçekleştiren şirketinin İcra Kurulu Üyesi ve Ticaret Direktörü olan Uludağ, dünya çapında gruba ait şirketlerde sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretini geliştirmek için projeler üzerinde çalışıyor.




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı