Köşe Yazarları

Dilenerek değil, direnerek kazanacağız!


Bravo! Tebrikler! Başarılar!

Komünist ve Asi Kubilay Özkıraç ve ekibine. Tüm EL-SEN üyelerine. Sevgilerim yanında aynı zamanda da saygılarımı sunuyorum. Lütfen kabul buyursunlar.

Harikasınız!

Bakmayın siz sömüren, ezen, yok eden, egemenlere, köşe dönücülere, kan emicilere, halk düşmanlarına, dar gelirliden yana değil bol gelirliden yana olanlara… Yolunuz doğru yol. Tam yol ileri. Durmak, bıkmak, yılmak, usanmak yok!

Sendikalardan başka kimin sesi soluğu duyuluyor ki, klavye tıkırtılarından başka? Masa başında ahkam kesmek, onu bunu kötülemek, karalamak kolay da önemli olan sokağa çıkmak. Eylem ve icraat yapmak! Hakkını söke söke almak!

Moda oldu hak uğruna mücadele veren sendikaları tu kaka ilan etmek. Neymiş efendim? Siyaset yapıyorlarmış! Yapacaklar tabii. Kuruluş amaçları zaten tam da o. Siyaset yapmazlarsa, istediklerini nasıl alacaklar ki? Öpücük mü dağıtacaklar? Karanfil mi atacaklar?

Bu eylem sürmeli. Borcunu ödemeyen kurum kuruluşlara da halka uygulanan müeyyide aynen uygulanmalıdır.

KIB-TEK, bu alacaklarını bir tamam toplarsa, en büyük gideri olan yakıtı almak için yapmış olduğu borçlanmaya faiz ödemeyecek, yakıtını peşin alabilecek duruma gelecek ve tüketicisini bir nebze olsun hafifletebilecektir.

Camilerin, KIB-TEK’e borcu; 1 milyon 300 bin lira, belediyelerin; 258 milyon, Maliye Bakanlığının; 103 milyon, Bayrak Radyo Televizyon Kurumunun; 2 milyon, sulama birliklerinin; 17 milyon lira imiş. Toplama bakar mısınız? Tamı tamına; 381 milyon 300 bin lira.

Nefis para!

Neredeyse, gidip avuç açtığınız, ayar aldığınız, gelip de kırlangıçların tellere dizildiği gibi sıralanıp da basına poz verdiğiniz o mutlu gününüzde aldığınızı müjdelediğiniz ama hala daha tarafınıza ulaşmayan para miktarına yanaşacak büyüklükte!

Bayram şekerine ne gerek vardı? Kendi yağınız oracıkta duruyor kendi ciğerinizi kavurmak için. Dik durmak yerine “dilenmek” çok kötü bir huy olsa gerek. Kötü yöneticilere yakışan bir tavır. Okçuluk Vakfına ya da başka dinci vakıflara akıtılan miktar kadar bile değil, uğruna hükümetler bozduğunuz bu kötü para.

Kendi kendilerini yönetmek iddiasıyla yola çıkan “piskottan kahramanlar” şimdilerde, para yanında avuçlarına sıkıştırılan talimatlarla, aciz bir şekilde, taşıma su ile değirmen döndürmeye çalışmaktadırlar. Bu maskaralığın adını da “ezber bozan” siyaset koyuyorlar!

Bu halkı bataktan kurtaracak olan yegane mücadele kaynağımız sendikalar olacaktır. Emekçilerin örgütlü olduğu bu kuruluşlardan, emek sömürücülerinin, özelleştirme sevdalısı tüccar zihniyetli siyasetçilerin korkması çok normaldir. Sendikaları itibarsızlaştırma gayretlerinin altında bu korku yatmaktadır.

Halk olarak, karınca kararınca, elimizden ne gelirse, destek vererek, haklı mücadelelerini kendi mücadelemiz belleyerek yanlarında olmak, boynumuzun borcu olmalıdır.

Bu halk, dilenerek değil, direnerek kazanacaktır!

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı