Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Devenin Boynu Neden Eğri

Uzun yıllar önceydi.

Şimdilerde popüler olan Dipkarpaz’ın Ayfilon sahilinden doğuya doğru bir keşif yolculuğuna çıkmıştık.

Bilenler bilir, o bölge Osmanlı döneminde Alagadi olarak kullanılırdı.

Hani Girne, Teknecik’te  uzanan o muhteşem sahili de kapsayan bölgenin ismi var ya.

Alagadi.

Alakadın falan yapmaya çalışmışlar da tepkiler üzerine geri adım atmışlardı.

Alagadi, deniz kenarında at ıslahının yapıldığı yer anlamına gelir.

Ayfilon’dan öteye  Efendiler Çiftliği’ni de kapsayan bölge Osmanlı’nın at ıslah merkeziydi.

Sonradan İngiliz tarafından terk edildi.

1974 sonrasında da dibelik unutuldu.

Ayfilon’dan doğuya doğru seyahat ederken, deniz kenarında küçük balıkçı teknesini özenle boyayan yaşlı bir adamla karşılaşacak, ilgimizi çekecek ve durup sohbet edecektik.

Adam, Dipkarpaz’da yaşayan  82 yaşında bir Rum idi.

Teknesine gösterdiği itinaya hayran kalmıştık.

Yaşlı Rum, babasının ve dedesinin de balıkçılıkla uğraştığını, bu denizleri avucunun içi gibi iyi bildiğini anlatmıştı uzun uzun.

Ve hüzünlenerek, yanaklarından süzülen yaşlarla “ama bana yasak” demişti.

Dehşet içinde öğrenecektik ki dönemin yönetimi (sadece hükümet değil) Dipkarpaz’daki Rumların denize açılmasını yasaklamıştı.

Herhalde güvenlik şeklinde bir gerekçe uydurmuşlardı.

Yaşlı Rum, denize açılamayacağını bile bile hergün gider teknesine bakar,  tamir edip boyar ve yasağın biteceği günü beklerdi.

Sanırım o günü görmeye ömrü yetmedi.

Çünkü üzerinden yıllar ve  yıllar geçecek ve Mehmet Ali Talat’ın Cumhurbaşkanı olmasıyla kalkacaktı yasaklar.

Dipkarpaz’daki Rumların mallarını çocuklarına miras bırakabilmesi, evlenenlerin köyde ikamet edebilmesi ve benzeri yasakların kalktığı gibi.

 

***

En manalı yanıtı Dipkarpaz Belediye Başkanı Suphi Coşkun verdi;

“Rumlara dağıtılan iaşeyi ucuza kapatan fakirler” muamelesine maruz kaldılar çünkü.

Yani Dipkarpazlılar.

Bu muameleyi de yapan maalesef bu ülkenin Dışişleri Bakanı oldu.

Rum tarafına misilleme olsun diye kendi vatandaşını küçük duruma düşürdü.

Belediye Başkanı Suphi Coşkun “bunu hakaret sayarız ve şiddetle kınarız” derken yerden göğe kadar haklı.

Zaten bir nevi tutsak olarak orada tutuğumuz birkaç yüz tane yaşlı Rum’u bu defa da misilleme aracı olarak kullanıp tam bir rehineye dönüştürdük bu adımla.

Üstelik konsepte de aykırı bir durum.

Bir taraftan ne kadar uzlaşmacı olduğumuzu ve aslında anlaşma istemeyen tarafın Anastasiades olduğunu anlatmaya çalışıyoruz, diğer taraftan da garip Rumları koz olarak kullanıp mağdur ediyoruz.

Bunları yaparken de kendi vatandaşlarımıza hakaret ediyoruz.

Deveye sormuşlar “neden boynun eğri?”

“Nerem doğrudur ki” demiş…