Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Dengesiz bir kişi 7.8 milyar insanı öldürebilir

Yazıyı göndermeden önce ABD savunma bakanlığı sözcüsü John Kirby’nin yaptığı açıklamayı okudum. Açıklamaya göre, Vladimir Putin’in nükleer güçleri teyakkuza geçirme talimatını verdiğini açıklayalı beri Rus nükleer konuşlanmalarında herhangi bir değişiklik görülmemiştir.

Öyle anlaşılıyor ki Putin’in yaptığı iş, sünnetçi korkusu vermekmiş. Ancak nükleer silâhlarla kimi korkutmaya çalıştığı anlaşılmamıştır.

Bir nükleer savaşın olma ihtimalini analiz etmeye çalışan aşağıdaki yazı, Yorgos Kumullis (George Koumoullis) tarafından kaleme alınmış ve 5 Mart günü Politis gazetesinde yayınlanmıştır. Bana pek mantıki geldi. Size nasıl gelecek bilemem. Ayrıca bu yazı nedeniyle Kumullis’in çok ciddi saldırılara maruz kaldığını not etmem gerekir.

XXXXX

Yedi yıl önce havayolu şirketi Germanwings’in bir Airbus uçağıyla Barselona’dan Almanya’nın Düsseldorf kentine yaptığı yolculukta hiçbir felâket beklentisi yoktu. Kusursuz bir kalkıştan yaklaşık 45 dakika sonra baş pilot tuvalete gitmek için pilot köşkünden ayrıldı.

Kokpitteki yerine dönmek istediği zaman kendisini büyük bir sürpriz bekliyordu. Pilot köşkünün kapısı içeriden yardımcı pilot Andreas Lubitz tarafından kilitlenmişti. Pilot yardımcısı, intihar eğilimlisi olduğunu ve bu nedenle doktorun kendisine koyduğu “çalışamaz” teşhisini işverenlerinden gizlemeyi başarmıştı. Böylece psikopat Lubitz, Düsseldorf yolculuğunda intihar etmeye karar vermişti. Yolcuların inilti ve feryatları ile kaptanın kapıyı açması için ona yalvarmalarını kulak ardı ederek kontrollü bir şekilde uçağı alçaltmaya başladı. Bu iniş, uçağın bir dağın yamacına çarparak uçaktaki 150 yolcunun hepsinin ölmesine neden oluncaya kadar devam etti. Bu trajedinin sonucunda, havacılık yetkilileri, her zaman kokpitte iki sorumlu kişinin bulunmasını gerektiren yeni düzenlemeleri hızla uygulamaya koydular.

Bir bakıma, tüm evren yani 7.8 milyar insan, devasa bir uçakta seyahat ediyor. Bir ekstra süper jumbo uçağın içinde! Böyle bir durumda, mantıki olarak bu dev uçağın kaptan köşkünde pek çok pilot bulunmalı ki, biri delirirse, Lubitz’in yaptığını yapma olanağı olmasın. Psikiyatristler bize birçok dengesiz insanın intiharları sırasında başka insanların da ölmesi, intiharın onlara “daha tatlı” geldiğini söylüyorlar. Ne var ki şu sıralarda evren uçağının kokpitinde BİR TEK pilot var: Putin!

Endişelerimiz onun diktatör olma gerçekliğinden kaynaklanmıyor. Kasıntılığın ve maceracılığın mükemmel bir karışımı olduğu için de değil. Halkını çalıp çırptığı ve onları ezdiği için de değil. Siyasi muhaliflerini zehirlediği ve katlettiği için de değil. Ukrayna’yı istilâ ettiği için de değil. Endişelerimiz, tüm insanlığın içinde seyahat ettiği uçağın, Rusya’nın nükleer güçlerini yüksek alarma geçirdiğini açıklaması sonucunda, uçağın tehlikeli bir şekilde sarsılmaya başlamasından kaynaklanıyor.

Böyle bir tutum, Putin’in amacına ulaşamaması durumunda, nükleer bir cehennemi bile göze almaya kararlı olduğunun açık bir göstergesidir. Havayollarının birkaç düzine, bilemediniz birkaç yüz yolcunun güvenliği için kokpitte en az iki kişi bulundurmayı gerekli gördüğü bir zamanda, 7.8 milyar insanın seyahat ettiği uçağın, hiç de öngörülemez olan, dengesiz tek bir kişi tarafından yönetilmesi, insanlığı potansiyel bir celladın ellerine teslim etmek demektir. Başka bir deyişle 7.8 milyar insanının kaderi Putin’in insafına terkedilmiş durumdadır çünkü nükleer silâhların düğmesine bastığı anda NATO eli kolu bağlı kalmayacak ve dolayısıyla bir üçüncü dünya savaşı başlamış olacaktır. Kendi ulusal sorunumuz içine gömülmüş olan biz Kıbrıslılar, ne felâketin büyüklüğünün farkındayız ne de nükleer bir savaş olasılığının.

Nükleer bir savaşın sonuçları oldukça doğru bir şekilde öngörülebilir. Günümüzde araştırmacılar, güçlü yeni bilgisayarları kullanarak, geliştirilmiş iklim modelleri kullanarak ve volkanik patlamalar gibi doğal afetlere dayanan hesaplamalara göre bölgesel bir savaşın bile tüm gezegenimizi istikrarsızlığa itebileceğini saptamışlardır. Bir dünya savaşı ise tüm insanlığı toptan yok edecektir.

İtiraf etmek gerekir ki, Rus başkanının tehdidinin somut bir içeriğinin olup olmadığını bilmiyoruz, ancak çok seyrek dile getirilen nükleer savaştan söz edilmesi bile endişe kaynağıdır. Üstelik gücü o kadar mutlaktır ki, eylemlerini kontrol edecek hiçbir mekanizma mevcut değildir. Ayrıca, sicili, bize onun öngörülemez bir insan olduğunu söylüyor. Dünyanın her yerinde gözü kulağı olan CIA onu “güvenilmez” ve “dengesiz” olarak tanımlıyor. Bütün bu veriler endişemizi artırıyor. Örneğin, öngörülere aykırı olarak Kırım’ı ilhak etti. Öngörülere aykırı olarak Donbas’ta savaş başlattı. Öngörülere ve kendi açıklamalarına aykırı olarak Ukrayna’yı işgal etti. Belki de bir gün dünya dışındaki araştırmacılar, öngörülerine aykırı olarak Dünya gezegeninin ölü olduğunu not ederler.

Putin’in Ukrayna’daki muhtemel olan askeri zaferi, pek yakında bir nükleer savaş tehdidiyle, onu bu gibi şeyler talep etmeye itebilir:

  1. NATO‘nun doğuya doğru genişlemesi resmi olarak dondurulsun.
  2. Batılı ülkeler, Doğu Avrupa ülkelerinde bulundurdukları askeri güçleri geri çeksin.
  3. Amerika, Batılı ülkelere yerleştirdiği nükleer silâhları geri çeksin.

Böyle bir durumda Batı nasıl bir tepki gösterecek?

Bütün bu olan bitenler, 20. yüzyılın en büyük filozofu olan Bertrand Russell‘in “Has man a future?” (İnsanın bir geleceği var mı?) adlı kitabını anımsatmaktadır. (Bu kitap “İnsanlığın Geleceği” adıyla Türkçeye çevrilmiştir. -BA) Russell, kademeli olarak tüm nükleer silahları yok edecek bir dünya hükümeti kurulmadıkça nükleer bir savaşın kaçınılmaz olduğunu ileri sürüyordu. 1962 yılında Küba krizi sırasında şanslı çıkmıştık, bu defa da şanslı olabiliriz. Ancak bir sonraki defada veya ondan sonraki bir defada şansımız yaver gitmeyebilir. Nasrettin Hoca‘nın dile getirdiği hikmetli söz gibi, “Testi, pınara çok defa gider gelir ama bir defasında kırılır”.