Demokrasinin İçselleştirilmesi ve Ölçülü Demokrasi - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Cumartesi, Mayıs 25, 2024
KıbrısKöşe Yazarları

Demokrasinin İçselleştirilmesi ve Ölçülü Demokrasi

Mahmut KanberMahmut Kanber

Demokratik alğının gerçek hayata yansıması, çeşitli zorluklarla karşılaştığımız bir gerçektir. Ülkemizdeki sorunların çoğu, demokratik hukuk devletinin ilkesi tanımı ve uygulamalarını yürüten yönetim kadroları popülist değerlendirmeleri referans almasından kaynaklanmaktadır.

Bu durum, demokratik değerlerin olguya dönüşmesini engelleyen en önemli faktörlerden biridir. Demokratik bir toplumda, yöneticilerin ve devletin ilkesel değerlere bağlı kalarak hareket etmesi gerekmektedir. Ancak, bu değerlerin uygulanması noktasında yaşanan eksiklikler ve ihlaller, demokratik alğının güçlenmesini engelleyerek toplumda güvensizlik ve adaletsizlik duygularının artmasına neden olur. Dolayısıyla, demokratik hukuk devletinin sağlam temeller üzerine oturması ve yönetim kadrolarının demokratik ilkeleri benimsemesi, demokratik algının olguya dönüşmesi için hayati öneme sahiptir.


Çerçevesi çizilmiş demokrasi, belirli kurallar ve sınırlar içinde işleyen bir demokratik sistemdir. Bu yaklaşım, toplumun çeşitli kesimlerini ve onların haklarını korumayı amaçlar. Temelde, demokratik bir düzenin işleyişini düzenleyen kurallar ve prensiplerle sınırlı bir yapıya işaret eder. Bu çerçeve, bireylerin temel hak ve özgürlüklerini korumayı, siyasi katılımı teşvik etmeyi ve adaleti sağlamayı hedefler. Ancak, bazıları bu çerçevenin otoriter bir rejimi desteklemek için kullanılabileceğini savunur. Yani, belirlenen kurallar ve sınırlar, demokratik olmaktan ziyade otoriter bir yönetimin meşruluğunu sağlamak için kullanılabilir. Bu durumda, çerçevesi çizilmiş demokrasi adı altında bir otoriter rejimin varlığından bahsedilebilir. Bu tür durumlarda, kurallar ve sınırlar, belirli bir siyasi elitin iktidarını korumak için kullanılır ve toplumun farklı kesimlerinin hakları ihlal edilebilir.

Demokratik düzenler, toplumların yaşamına derinlemesine etki eder ve geleceklerini şekillendirir. Bu düzenler, bireylerin haklarını ve özgürlüklerini koruma nın yanı sıra toplumsal eşitlik ve adaleti sağlama amacını taşırlar.

Bireylerin temel haklarına saygı gösterilmesi, demokratik bir toplumun sağlıklı işleyişi için temel bir öneme sahiptir. Bu haklar arasında ifade özgürlüğü, toplanma ve örgütlenme özgürlüğü, adil yargılanma hakkı gibi unsurlar yer alır.

Demokratik düzenler, toplum içinde çeşitliliği ve farklılıkları kabul eder ve bu çeşitliliği bir zenginlik olarak görürler. Herkesin eşit fırsatlara sahip olduğu bir ortam sağlayarak, toplumsal eşitsizliklerin azaltılmasına ve adaletin sağlanmasına katkıda bulunurlar. Bu da toplumun daha dengeli ve adil bir yapıya sahip olmasını sağlar. Demokratik düzenler aynı zamanda toplumsal barışın ve istikrarın sağlanmasına da katkıda bulunurlar. Temel hak ve özgürlüklerin korunması, toplumsal huzurun ve uyumun temelini oluşturur.

Böylelikle, demokratik düzenler toplum içindeki çatışma ve gerginlikleri azaltarak, barışçıl bir yaşamı teşvik ederler. Gelecek açısından bakıldığında, demokratik düzenler toplumların sürdürülebilir kalkınmanın ve ilerlemesini desteklerler. Katılımcı bir yönetim anlayışıyla hareket ederek, vatandaşların toplumsal ve siyasal süreçlere aktif katılımını teşvik ederler. Bu da toplumun ortak hedefler doğrultusunda birlikte hareket etmesini sağlar ve toplumsal dayanışmayı güçlendirir.

Ölçülü demokrasi, demokratik bir toplumun istikrarını ve refahını sağlamak için gereken dengeyi arayan bir kavramdır. Bu yaklaşım, demokratik hak ve özgürlüklerin korunmasını ön planda tutarken, aynı zamanda toplumun genel refahını da gözetir. Otoriter bir yönetim biçimiyle sert bir şekilde sınırlanmış olmasına rağmen, özgürlüklerin tamamen serbest bırakılmasının da kaosa yol açabileceği düşüncesiyle hareket edilir. Ölçülü demokrasi, demokratik kurumların güçler ayrılığı ilkesine dayalı olarak işlemesini vurgular. Yasama, yürütme ve yargı organlarının birbirinden bağımsız olarak faaliyet göstermesini sağlar ve tek bir kurumun aşırı güçlenmesini engellemeyi sağlaması hedeflenir.

Böylece, demokratik denge ve kontrol mekanizmaları oluşturulur ve bireylerin hakları güvence altına alınabileceği hedeflenir. Ancak, ölçülü demokrasi kavramı, bu dengeyi sağlarken demokratik hak ve özgürlüklerin de korunmasının önemini vurgular. Sadece güçlü bir hükümetin veya liderin isteğine göre değil, toplumun genel iradesine dayanarak hareket etmek esastır. Bu da demokratik süreçlerin şeffaflığını, katılımcılığın ve hesap verebilirliğin gerektirir.

Sonuç olarak, yerelleştirme açısından bakıldığında, ölçülü ve ölçüsüz demokrasinin toplumumuzun yaşamına derinlemesine etki ettiği ve geleceğini şekillendirdiği açıkça görülmektedir. Gerçek hayata yansıma noktasında, demokratik alğının etkili bir biçimde hayata geçirilebilmesi için toplumsal öğreti ve yönetim kadrolarının demokratik ilkeleri benimsemesi ve demokratik hukuk devletinin sağlam bir zemin üzerine oturtulması elzem olmalıdır. Çerçevesi çizilmiş demokrasi kavramı, belirli kurallar ve sınırlar içinde işleyen bir yapıyı ifade ederken, ölçülü demokrasi ise demokratik hak ve özgürlüklerin korunmasını sağlamak ve toplumun genel refahını gözetmek amacıyla dengeli bir yaklaşım sunsada. Ancak, her iki yaklaşımın da gerçek anlamını kazanabilmesi için demokratik değerlerin günlük yaşamda somut bir şekilde uygulanması ve toplumun etkin katılımının sağlanması gerekmektedir. Bu şekilde, demokrasinin güçlenmesi ve demokratik değerlerin korunması için önemli adımlar atılmış olacaktır.

Tepki göster
Bayıldım
0
Bayıldım
Huzurlu
0
Huzurlu
Hahaha
0
Hahaha
Üzüldüm
0
Üzüldüm
Hayran Kaldım
0
Hayran Kaldım
Facia
0
Facia
Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar