Köşe Yazarları

DEMOKRASİ YÖNETİM ve ENFLASYON      






Başa bela enflasyon Ağustos ayı yıllık TÜFE oranı Türkiye’de 19.25, K.K.T.C.’de %20.23. Aynı para birimini kullandığımız ve buna bağlı ithalatımızın büyük oranının gerçekleştiği Türkiye’nin orta vadeli programında uzun dönem hedef enflasyon oranı olan %5’e ulaşmak hayal ötesine geçemiyor. Türkiye’nin programda öngörüleri 2022 için %9.8,  2023 için  %8 ve 2024 yılı için ise %7.6’dır. Tüm bu oranları  K.K.T.C. içinde öngörmekte mümkündür. Fakat oranların gerçekleşebilme olasılığı maalesef ki hayal ötesidir. Dolayısıyla bizim de yukarıdaki oranları yakalamamız hayal ötesidir. Türk lirasını kullanıyoruz ve ithalatımız büyük oranda Türkiye’den. Bu, şu demektir. Türk lirasının yabancı paralar karşısında değer kaybetmesi bizi direk etkilemekte ve enflasyon olarak bize dönmekte, diğer bir etken ise mal ve hizmet ithalatımızdan dolayı Türkiye’de enflasyon ithal eder durumdayız. Dolayısıyla yukarıdaki hedef enflasyon oranları hayalden de öteye geçemiyor maalesef.

Finansal olarak bağlı bulunduğumuz ve H.P. ve enflasyon olarak direk etkisi altında kaldığımız Türkiye Cumhuriyeti’nin AB, G20 VE  OECD’ye bağlı ülkelerin ortalamalarıyla enflasyon mukayesesine bakalım; 2019 yılında T.C. %15.2, AB %1.4, G20  %3.5 ve OECD %2.1 (G20’de Türkiye ortalamayı yükseltiyor.) 2020’de T.C. %12.3 A.B. %0.7, G20 %2.6,  OECD %1.4. 2021 Temmuz ayı itibariyle T.C. %19 A.B. %2.5, G20 %4.6 ve OECD % 4.20.  KKTC’nin enflasyonuna baktığımızda finansörümüzün  %2.5 arası daha fazlayız. Yüksek enflasyonun sebebi bütçe açığı, talep fazlalığı ve kur artışları olabilir. Ama bu sebeplerin tümü de alınan önlemlerle ortadan kaldırılabiliriz. Tüm bunlar için Ekonomi ve Maliye Politikalarının yanında sosyal politikaların da tutarlı olması ve siyasi otoritenin istekli olmasının yanında üretime bağlı ve ekonomik politikaların uygulanması ve üretime bağlı ekonomik büyümenin hayata geçirilmesi ile mümkündür.



Türkiye’nin 2017 yılındaki Anayasa Değişikliğiyle Cumhuriyet Rejiminden vazgeçmesi sonrası enflasyon oranı hiçbir yerde tek haneye inmedi.

Ülkenin kurumsal yapısı bozuldu, demokrasi ve yolsuzluk göstergelerinde gerilemeler oldu. Bunlar tabii ki bütçe şeffaflığının ortadan kalkması, kamu harcamalarının denetimsizliği, kayrılan kişiler, firmalar ve erozyona uğrayan alışkanlıkların sonucunda oldu.

Demokrasi ve yolsuzluk endekslerinde meydana gelen gerileme tabi ki enflasyonu direk olarak etkilemektedir. Bu durum sadece Türkiye için geçerli değil. Diğer geri kalmış bazı Ülkerlerde de geçerlidir. Örneğin  Güney Afrika, Arjantin, Brezilya, Pakistan bu ülkelerde de demokrasi sekteye uğramıştır  ve bu ülkelerde de enflasyon oranı yüksektir. Fakat yolsuzluk ve demokrasi endeksinde iyi durumda olan ülkelerde enflasyon oranı %1.4 ile %3.3 arasında değişmektedir. Örneğin Danimarka, enflasyon  %1.6, Yeni Zelanda enflasyon oranı %3.3, Finlandiya %1.9.

Enflasyon oranının yüksek olduğu ülkeler demokrasi ve yolsuzluk endeksinde de sınıfta kalan ülkelerdir. Bu ülkelere Türkiye Cumhuriyeti de dahildir.

Sadece enflasyon oranını düşürme mücadelesi vermek yetmiyor. Çünkü enflasyonun nedeni sadece uygulanan iktisadi politikaların yanlışlığı değil, aynı zamanda ülkenin demokrasisi, şeffaflığı, siyasetçilerinin ve halkın kurumsal değerlerinin zayıflığı. İktisat politikaları doğru uygulansa bile yine de düşük enflasyonda başarıya ulaşmak maalesef mümkün değildir. İşte Türkiye’nin ve direk olarak da KKTC’nin içine düştüğümüz çıkmaz bu.

 

Kaynak: OESD VE The Economist







Başa dön tuşu