Köşe Yazarları

Demokrasi, diktatörlüğe giden kestirme yol






Demokrasi dilimizde iki anlamda kullanılır: Birinci anlamı insanların düşündüklerini özgürce söyleyip yayabilmesidir. İkincisi ise ‘cumhuriyet’ rejimi anlamına gelir. Demokrasi kelimesi Yunanca Demo (Dimos) yani halk ve krasi (kratos) yani yönetim kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. Bugün dünyamızda rejim anlamında birçok deokrasiler mevcuttur. Mevcut mevcut olmasına da; bu ülkelerde yönetim şekli demokrasi olmasına rağmen demokrasi insanların günlük hayatında ne kadar vardır? İnsanlar demokrasiyle yönetilen ülkelerin hepsinde de düşündüklerini ve eleştirilerini özgürce söyleyip yayabiliyor mu? Hayır! Ülke var; yönetim şekli Meşruti Krallık olmasına rağmen insanları en demokratik şekilde yaşamakta… Ülke var adı cumhuriyet (demokrasi) fakat, insanları konuşmaktan ve özellikle idarecileri eleştirmekten ölesiye korkuyor. Şimdi soruyorum size; hukuğun tam anlamıyla herkese eşit işlediği demokratik bir krallık mı daha yaşanılırdır? Yoksa konuşmaktan ve yazmaktan bile korkan insanların yaşadığı bir cumhuriyet mi?

Bu neden böyle oluyor? Aslında cevabı basit: Demokrasi adı altında her 4 senede veya 5 senede bir tiranlar, diktatörler, oligarklar, direktuarlar ve konsiller seçiyoruz. İşte olan bu… Yüzlerce yıl önce antik çağda Yunan ve Roma’da yurttaşlar senatolarını senatolar da özellikle savaş zamanlarında Tiranları (diktatörleri) seçerlerdi. Onlar da zaman zaman bu olağan üstü yetkileri bırakmak istemez ve despotça yönetimler kurarlardı. Biz ise günümüzde; seçimlerden önce bize şirin görünüp tabiri caizse yalakalık yapan, seçimden sonra ise; siyasi, ekonomik ve anti-demokratik olumsuzluklar ve zorluklarla karşımıza çıkan canavarlar olan politikacıları seçiyoruz. Demokrasi aslında, diktatörlüğe giden en kestirme yoldur. Özellikle gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde, seçimle başa geçen idareciler, Anayasanın boşluklarından faydalanarak kendi despot tiranlıklarını kurmaktadırlar. Kanun hükmünde kararnameler çıkararak istedikleri her kararı almakta ve devlet kurumlarını yandaşlarıyla doldurup bürokrasiyi de ele geçirmektedirler. Bu güçlerini de hiçbir zaman güncelleyip düzeltmek istemedikleri yetersiz Anayasalardan alıyorlar. Sözün kısası, bir ülkenin cumhuriyetle idare edilmesi, demokratik olduğu anlamına gelmez. Diktatörlükle ve despotça idare edilen cumhuriyetler ne yazık vardı ve hep var olacaklar. Avrupa gibi gelişmiş ülkelerde demokrasinin hukukun ve insan haklarının gelişmiş olmasının en önemli sebebi; 15. Yüzyıldan beri insan gibi yaşamak için verdikleri evrimsel mücadeledir. Oysa gelişmekte olan ve gelişmemiş ülkelerde; hukuk, insan hakları ve demokrasi gibi kavramlar, tepeden inme devrimler ve reformlarla yapıldığından halkın bir talebi olmadığından hazmı zordur ve kabullenmesi de çok zaman alacaktır.



 

Konuk Yazar

Mete OĞUZ

 







Başa dön tuşu