Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Demirören vatana ihanetten yargılanmalıdır

Türkiye Futbol Federasyonu, bizim Futbol Federasyonu’na sormadan, ülkemizde temsilcilik açmak için FIFA’ya yazı yazınca kıyametin koptuğu artık hepinizin bilgisindedir. Açıkçası ben hiç “doğruydu yanlıştı” ya da “özür meselesi” konularını tartışmayacağım. Bu konuları günlük yazan yazarlarımız kendi köşelerinde bol bol tartıştırdılar. Nezaket kuralları ya da aidiyet meselelerine hiç girmeyeceğim. Zaten konu bu şekliyle de günlerce sosyal medyada en çok tartışılan konu oldu. Bu nedenle ben bu olayın bir başka boyutunu tartışmaya açma ihtiyacı duymaktayım. Önce gelin Yenidüzen Gazetesi’nin 13 Mart 2015 tarihli sayısında yayımlanan bu mektubu bir daha hatırlayalım:

“Sevgili Bay Valcke,
Bildiğiniz üzere, Kıbrıs’ın siyasi durumundan ötürü ada, Kıbrıslı Rum ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) olarak bölünmüştür. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tarihi, kültürel ve siyasi bağları nedeniyle, pek çok Türk vatandaşı KKTC topraklarında ikamet etmektedir.
TFF’nin KKTC’de temsilcilik ofisi açmasının, FIFA kuralları ve yönetmelikleri gereği, mümkün olup olmadığı konusunda FIFA’nın görüşünü öğrenmek istiyoruz. Bu temsilcilik ofisinin tek amacının orada ikamet eden Türk vatandaşlarına hizmet etmek olduğunu not etmek istiyoruz.
Son olarak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki futbol konularını görüşmek üzere, FIFA’nın ilgili temsilcilikleriyle randevu talep ediyoruz. FIFA için uygun tarih ve saatler tarafımıza bildirilirse memnun oluruz. Buna göre ayarlamalarımızı yapmak için elimizden geleni yapacağız…
Nazik iş birliğiniz ve yardımlarınız için teşekkür eder
Saygılarımızı sunarız”
Kadir KARDAŞ
Genel Sekreter
Yazımın başlığında çok ciddiyim. Demirören vatana ihanetten yargılanmalıdır. Devletin sırlarını resmi evrakla dış dünyaya servis yapmaktan, ülkede yapılan faaliyetleri yabancılara duyurmaktan suçlanmalı ve en ağır cezalara çaptırılmalıdır.
Demirören, genel sekreterine imzalatıp FIFA’ya gönderdiği mektupta, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında tarihsel kültürel ve siyasi bir ilişki olduğunu ve bundan dolaydır ki, “çok sayıda Türkiye vatandaşının, adada yaşadığını” duyurmuştur. Bunun meali nedir bilir misiniz?
Yukarıda yazdığım cümlenin diplomatik tercümesi “Biz tüm uluslararası anlaşmaları ihlal ederek Kıbrıs’a insan taşıdık, nüfus taşıdık, şimdi de onların oralardaki futbol haklarını korumak istiyoruz” değil de nedir Allah aşkına…
Şimdi bana “Bu zaten bilinmeyen bir şey değil ki? Demirören yazsa ne olur yazmasa ne olur” demeyin sakın. Türkiye Futbol Federasyonu “özerk” de olsa Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi bir organıdır ve böyle bir yazının bir resmi organdan çıkmış olması ise tam bir aymazlıktır.
Bu Rumların yıllardır arayıp da bulamadığı itirafın belgesi değil de nedir?
Sanırım ki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Yorgancıoğlu “Bu mektup tam bir siyasi skandal, bundan Türkiye dış işleri bakanlığının haberi olup olmadığından emin değilim” derken, bu noktada rahatsızlık duymaktaydı.
Demirören, önce Beşiktaş’ı, sonra Türk Futbolunu bitirdi. Şimdi de dış politikayı sarsıyor. Bunu saçma sapan uygulamaları ile hem Akdeniz’in iki kıyısındaki insanların arasını açarak, hem de devlet gizlerini ifşa ederek yapıyor.
Acilen yargılanmalı ve en azından ev hapsi cezasına çarptırılmalıdır.

VE ŞİİR
Sizlere ülkemizin yetiştirdiği en değerli şairlerden biri olan Feriha Altıok’un “Uçurumlu Mavi Oda” isimli şiir kitabının çıktığını daha önce müjdelemiştim. Bu gün o kitaptan en sevdiğim şiiri sizle paylaşmak istiyorum…

ÇOCUKLAR ÖLDÜ ÖKSÜZ KALDI ANALAR
En çok beşiklerde oynamayı
Sevdi kurşunlar
Kanlı oyuncak parçaları gibi
Fırlatırken çocukları bombalar
Analarını hiç sormadılar
En çok beşiklerde oynamayı
Sevdi bombalar
Çocuklar bombalarla çoğaldılar
Çoğaldılar binlerce can damlası
koynumuza doldular
En çok beşiklerde oynamayı
Sevdi bombalar
Çocuklara cici ceset torbaları aldı
Amcalarından (!) akan yardımlar
Toplayın Magrip’ten Maşrık’a
Dağılan parmaklarınızı
Okula hazır çocuklar
Açılıyor okullar
ONLAR şimdi hangi bulutta
Kalem tutarlar…
Çocuklar öldü
Öksüz kaldı analar.

ANLAYAMADIKLARIM
YÖK, tıp ve hukuk fakültelerine getirdiği “Başarı sırasına göre sınırlama” uygulamasından KKTC üniversiteleri muaf tutulmuş. Anlamadım yani şimdi buna Tabipler Birliğimiz ve Baromuz sessiz mi kalacak? Ve gene anlamadım, KKTC fakültelerine başarısız çocuklar kabul edilip sonra da yetersiz hekim ve avukat yetiştirilmesine mi neden olunacak?

***