Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Kıbrıs

“Deli dana” paniği

FATİŞ YAŞAMINI YİTİRDİ: Halk arasında “deli dana” olarak bilinen creutzfeldt-jacob şüphesiyle Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesi’nde bir süredir tedavi gören 58 yaşındaki Fatiş Ulaş yaşamını yitirdi. Aynı hastalığa yakalandığından şüphe edilen 61 yaşındaki Gültekin Çetinel’in ise tedavisi devam ediyor

13 YILDA 5 VAKA: Nöroloji klinik şefi Dr. Sıla Usar İncirli, KKTC’de son 13 yılda sadece 5 kez “deli dana” şüphesi olan vakaya rastlandığını açıkladı. Panik yapacak bir durum olmadığını ifade eden İncirli, “Bu insandan insana bulaşan bir hastalık değil. Üstelik kesin bir teşhis de söz konusu değil. Kesin teşhis biyopsi sonucunda ortaya çıkacak” dedi

“BULAŞICI DEĞİL”: Nöroloji uzmanı Yrd. Doç. Dr. H. İlker İpekdal ise creutzfeldt-jacob hastalığının halk arasında “kuş gribi” ya da “domuz gribi” gibi bulaşıcı bir hastalık olarak algılanmasının doğru olmadığını söyledi. Yrd. Doç. Dr. İpekdal, kırmızı et tüketiminde dikkatli olunmasını istedi

Ceren ÖZBİL
Halk arasında “deli dana” olarak bilinen creutzfeldt-jacob hastalığı şüphesiyle Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesi’nde yatan hastalardan 58 yaşındaki Fatiş Ulaş önceki gün yaşamını yitirdi. Aynı hastalık şüphesi ile Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde yatan diğer bir hasta 61 yaşındaki Gültekin Keskiner’in ise tedavisi devam ediyor.
Doktorlar hastalığa kesin teşhisi koymak için her biyopsi ve omurilik sıvısı testi sonuçlarının çıkmasını bekliyor. Ancak yapılan EGG testi sonuçları creutzfeldt-jacob hastalığı ile uyumlu.

Paniğe gerek yok…
Doktorlar, creutzfeldt-jacob hastalığının insandan insana bulaşan bir hastalık olmadığına dikkati çekerek, panik yapacak bir durum olmadığını açıkladı. Nöroloji klinik şefi Dr. Sıla Usar İncirli’den alınan bilgiye göre bu hastalarda görülen creutzfeldt-jacob hastalığının kendiliğinden oluşan bir türü olduğu düşünülüyor.

İncirli: İki şikayet ulaştı
Nöroloji klinik şefi Dr. Sıla Usar İncirli, kısa süre önce vücutta dengesizlik, unutkanlık ve halsizlik şikayetleriyle biri kadın biri erkek olmak üzere iki hastanın kendilerine başvurduğunu anlattı. Bu hastaların birbirinin akrabası olmadığını ve farklı bölgelerde yaşadıklarını kaydeden İncirli, creutzfeldt-jacob hastalığına yakalanmış olabileceğini düşünerek gerekli tetkikleri yaptıklarını açıkladı. İncirli ayrıcı tanıyı yapabilmek için her iki hastaya da tetkiklerini yaparken bu hastalığa neden olabilecek diğer hastalıkların da tetkiklerini yaptıklarını belirtti.  

“Sonuçların gelmesini bekliyoruz”
Her iki hastanın da beyin MR’ı çekilip ve EEG testi yapıldığını anlatan İncirli, her iki hastanın da test sonucunun creutzfeldt-jacob hastalığı ile uyumlu olduğunu açıkladı. İncirli, ayrıca bu iki hastanın beyin omurilik sıvılarını da alıp test yapılması için yurt dışına gönderdiklerini belirterek şu şekilde konuştu:
“Yurt dışında protein 3 3 3 diye bir madde var ve bu madde hastalığı destekleyen bir testtir. Onun sonucunu bekliyoruz. O da bize yakın zamanda ulaşacak. Sonuç olarak bütün testleri yaptık. En önemli şüphemiz creutzfeldt-jacob yönündedir.”

“Bir hastayı dün kaybettik”
Kendilerine vücutta dengesizlik, unutkanlık ve halsizlik şikayetleriyle gelen kadın hastayı önceki gün kaybettiklerinden söz eden İncirli, bu hasta yaşamını yitirince doku örneği aldıklarını ve yurt dışına göndereceklerini ifade etti. İncirli bu hastalığın kesin tanısının yapılacak biyopsi ile ortaya çıkacağını söyledi.

“Panik olacak bir durum yok”
İncirli, bir hatalıktan korkmak değil onu tanımanın önemli olduğunu söyledi ve bu hastalığın insandan insana bulaşan bir hastalık olmadığına dikkati çekti. Bu hastalığın son yüzyılda bilinen bir prion yani protein hastalığı olduğunu belirten İncirli, “Bir bakteri değildir. Bu hastalığı yapan proteindir ve vücut yapıyor. Yüzde 85- 90 spongiform dediğimiz kendiliğinden olan vakalar. Biz hastalarda öyle olabileceğini düşünüyoruz” dedi.

“Nedeni araştırılıyor”
Bu hastalığın vakalarında 1980 ile 1990’lı yıllarda İngiltere’de hayvan yemlerinin iyi pişirilmemesinden dolayı artış görüldüğünü ve bütün dünyanın alarma geçtiğini anlatan İncirli, şu ifadeleri kullandı:
“Bizim ülkemiz içinde böyle bir şey olmadı. Bu iki vaka var ve neden oldu diye araştırıyoruz. Basına yeni düştü. Ancak biz haftalardır uğraşıyoruz. Sebebi var mı eğer varsa mutlaka bulacağız. 13 yılda 5 bu hastalık şüphesi olan hasta gördüm.”

“13 yılda 5 vaka”
Kesin sonucun biyopsinin ardından ortaya çıkacağını kaydeden İncirli şu şekilde konuştu:
“Kesin sonuç biyopsi ve omurilik sıvısı testi sonucuyla kesinleşecek. Bu hastalıkların daha çok görüldüğünün düşürülmesinin bir başka nedeni de teknolojinin ilerlemesi ve artık tespitlerin daha da kolaylaşmış olması olduğu olabilir. Geçmişte MR yoktu belli testler yapılamıyordu. Ancak artık teknoloji ilerledi. 13 yılda 5 vaka gördüm.”  

“Genel sağlık kuralları geçerli”
Vatandaşlara et tüketirken aldıkları yere ve iyi pişirilmesine dikkat etmeleri konusunda uyarıda bulunan İncirli, bu hastalığın sadece inekte değil, geyik, koyun, keçi etinde de bulunabileceğine dikkati çekti. İncirli, bu nedenle kırmızı et tüketirken pişmiş etlerin tercih edilmesinin gerektiğinin altını çizdi.

“Tedavisi olmayan bir hastalık”
Bu hastalığın tedavisi olmayan bir hastalık olduğunu kaydeden İncirli, creutzfeldt-jacob hastalığına yakalanan hastayı ne yazık ki kaybettiğimizi belirtti. İncirli, “Eğer bu hastalıklar kendiliğinden olan creutzfeldt-jacob değilse bu geçtiğimiz 10 yılın sorunudur ve şimdi ortaya çıkmıştır. Ancak böyle bir şey olduğunu düşünmüyorum” dedi.

İpekdal: Tehlikeli bir hastalıktır

Yrd. Doç. Dr. H. İlker İpekdal, yaygın ismiyle “deli dana hastalığı” olarak bilinen bu hastalığın, İngilizce’de bovine spongiform encephalopathy (sığırların süngerimsi beyin hastalığı) olarak isimlendirildiğini ve hastalığın temelde sığırlarda görüldüğünü açıkladı. İpekdal, bu hastalığa yakalanan hayvanın sinir sisteminde ilerleyici harabiyete neden olduğunu söyledi ve “Çok tehlikeli bir hastalıktır ve inekler arası salgına neden olabilir” dedi.

“Hayvanlarda uzun bir kuluçka dönemi var”
Hastalık mikrobik alanlardan çok farklı olarak, “prion” adı verilen, cansız, ancak enfeksiyöz karakterde bir protein parçası nedeniyle meydana geldiğini kaydeden İpekdal, hastalığın hayvanlarda uzun bir kuluçka dönemi olduğunu açıkladı. İpekdal, “İnsanlarda creutzfeldt-jakob hastalığının bir çeşidine (vCJD) neden olduğu düşünülmektedir” dedi.

“Ölümle sonuçlanan bir enfeksiyon hastalığıdır”
İpekdal “deli dana” olarak bilinen bu hastalığın ölümle sonuçlanan bir hastalık olduğunu söyledi ve şu ifadeleri kullandı:
“Bu hastalık prion denilen protein parçacıklarının neden olduğu yıllar süren bir kuluçka dönemini takiben ortaya çıkan beyin fonksiyonlarının bozulması hızlı yaşlanma ve ölümle sonuçlanan bir enfeksiyon hastalığıdır. Bulaşma, hayvanların etinin yenmesi veya bulaşıcılıktan sorumlu prionların hayvanların dokularından hazırlanmış ve üretilmiş serum, ilaç ve sair maddelerin kullanılması ile olmaktadır. Genellikle ileriki yaşlarda ortaya çıkan hastalık en sık 57-62 yaşlarında görülür.
Hastalığın en sık rastlanan belirtileri uykusuzluk depresyon kişilik değişiklikleri ve hafıza kaybıdır. Bu bulguların ardından kısa bir sürede hızlı bir bunama konuşamama yürüme zorlukları kas seğirmeleri ve kramplar görülür. Hasta genellikle 6-12 ayda zihinsel ve fiziksel fonksiyonlarını kaybeder. Hastalık ölümle sonuçlanır. Kesin tanı beyin dokusundan biyopsi yapılarak konulur.”

“Kesin bir tedavisi yok”
İlker İpekdal hastalığın kesin bir tedavisi olmadığını ancak hastaların şikayetlerini azaltmaya yönelik bir tedavi uygulandığını anlattı. Bir porsiyon hayvansal ürünle bulaşma riski 10 milyarda bir olarak ölçüldüğünü belirten İpekdal, sakatat ve sosis gibi ürünlerde risk yükseldiğini ve süt ve süt ürünlerinde risk tespit edilmediğini vurguladı. İpekdal, hastalığın önlenmesi için alınabilecek tedbirleri şöyle sıraladı:
1. Hazır kıyma, sosis, sucuk ve etlerden yapılmış yiyecek maddeleri özellikle hamburger ve benzeri işlenmiş gıdaların tüketilmesinde çok dikkatli olunmalıdır.
2. Et ürünleri alırken güvenilir firmalardan alışveriş yapılmalıdır.
3. Kontrol edilmemiş etlerin ve ürünlerin tüketilmemesi gerekir.
4. İthal etlerin tüketilmesine çok dikkat edilmelidir, tercih edilmemelidir.
5. Bu hastalık koyunlardan bulaşmadığından koyun eti tercih edilmesinde bir sakınca bulunmamaktadır.

“Kişiler arasında bulaşıcı değildir”
İpekdal, şu anda Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde takibe alınan iki ya da 3 hasta olduğunu belirtti ve bu hastalardan bir tanesinin kaybedildiğini belirtti. Ancak bu durumun salgın anlamına gelmediğini belirten İpekdal, “Bu durum halkımız tarafından, domuz gribi ya da kuş gribi gibi bir salgın hastalık durumu olarak algılanmamalıdır. Kişiler arasında bulaşıcılık söz konusu değildir” dedi.