Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Ekonomi

Değirmencioğlu’nun günlük ekonomi yorumu!

Avrupa piyasaları terör endişeleri ile dünkü günü moral bozukluğu ile tamamlasa da, genel hava olumlu kalmaya devam ediyor

Küresel merkez bankalarının piyasa desteği risk iştahının canlı kalmasını sağlıyor

Türk mali piyasaları da küresel risk iştahını yardımı ile iyimser havadan faydalanmaya devam ediyor

Teknik bir bakış açısı ile kur cephesinde düşüş için yer açılsa da (bakınız grafik), risklerin birikmeye devam ettiğini görüyoruz

TCMB’nin yarın sonuçlanacak olağan PPK toplantısından olası bir faiz indirimi beklentisi giderek artıyor

Faiz indirim beklentisinin mevcut konjonktürde TL ve TL cinsi yatırım araçlarını hırpalamayacağını bilakis destekleyeceğini düşünüyoruz

Orta vadeli bir bakış açısı ile;

i.                    TCMB Başkanı’nın görev süresinin dolmasına 1 ay kala yeni gelecek Başkan’ın faiz konusunda tutumu endişe yaratıyor

ii.                  İç güvenlik endişelerinin zayıflattığı iç talep ve turist akımlarının azalmasın ekonomi için risk yaratıyor (12 milyar dolar gelir kaybı bekleniyor)

iii.                Petrol fiyatlarında dibin görülmesi ardından yükselişin devam etmesi, cari açık ve enflasyonla savaşta risk olarak görülüyor

iv.                17 Aralık yolsuzluk olaylarında adı geçen İran’lı Reza Sarraf’ın ABD’de tutuklanmasının siyasi boyutu bugün bir çok gazetede ele alınmış

  Piyasa Özeti ve Yorumu

Manşetlere bakan değerli okurlarımızın kafasının karıştığını ben de fark ediyorum. İyimser miyiz, kötümser miyiz? Hangi vadede iyimser hangi vadede kötümseriz?

Aslında konuya iki ayrı gözlükten bakarsan ne demek istediğimiz daha rahat anlatabileceğimizi düşünüyorum. Biraz geriden konuyu ele alayım. Hatırlanacağı üzere, ABD’de 2008-2009 yıllarında patlak veren mortgage krizinin likidite krizine dönüşmesi ardından ABD Merkez Bankası FED’in faiz oranını hızla sıfır seviyesine çekerek durma noktasına gelen ekonomisini canlandırmaya çalıştı. Ne de olsa kriz finans piyasalarında patlak vermişti ve FED’in dünyanın da merkez bankası olma yoluna girmesi ardından sahneye çıkarak birşey yapması gerekiyordu. Önce faiz oranları sıfır seviyesine çekidi. Ancak likidite krizi nedeniyle anormal bir durum olan faizin sıfır olması bile yetmeyince, niceliksel gevşeme veya piyasada adı geçtiği şekilde varık alım programı açılarak piyasalara trilyonlarca dolar para saçıldı. FED’in atmış olduğu bu adım diğer gelişmiş ülke merkez bankalarına da örnek oldu. FED’in sıfır faiz politkasından çıkmak ve normalleşmek için adım atması ardından bu sefer gelişmiş diğer üke merkez bankaları sahneye çıktı. Kanada, İsveç, İsviçre, Avrupa ve Japonya Merkez Bankaları bir adım daha ileriye gittiler ve sıfır faiz yetmediği gibi faizleri negatif seviyesine çektiler. Netice itibarı ile alınan tüm önlemlere rağmen dünyada ne anlamlı bir toparlanma yaşanabilmiş ne de enflasyon konusunda ilerlenebilmişti.

Sene başında patlak veren Çin endişesi ve Avrupa Bankacılık sektörü öncülüğünde artan korkulara paralel FED’in de faiz artırım döngüsüne ara vermesi beklentileri yeniden değiştirdi. Adeta morfin bağımlısı olan küresel finans piyasalarına mutluluk veren yeni doz likidite enjeksiyonu çakırkeyif bir moda büründü. FED’in faiz artırması durumunda en çok etkilenecek ülkelerin başında adı sayılan Türkiye’nin özellikle geçen sene çift seçim ve TCMB tartışmları ile aşırı bir satış dalgasına maruz kalması, akabinde Rusya gerginliği, jeopolitik riskler ve iç güvenlik endişeleri, terör, turizim gelirlerinin azalacağı beklentisinin yarattığı tüm risklere rağmen bol paranın yardımı ile adeta çostu. BIST100 endeksi 83binli seviyelere kadar yükselerek 1 Kasım seçimlerinde test etmiş olduğu seviyelere yükselirken, USD/TL kuru da 2,85’li seviyelere kadar geriledi. Küresel anlamda halen daha bol, uzun vadeli hatta ucuz değil negatif faizli paranın da yardımı ile getiri peşinde koşma eğilimi, ucuzlayan varlıklara hücüm etmeye devam ediyor. Türkiye’de bombaların patladığı bir ortamda borsa istanbul yükselişine devam ederken, TL’nin yüksek getirisi nedeniyle alımlara sahne olduğunu da not etmek gerekiyor. Hatta diğer gelişmekte olan ülke para birimlerine veya borsalarına göre, TL ve TL cinsi varlıklarda görülen değer kazancının sığ bile kaldığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Dünyada faizlerin negatif bölgeye geçtiği hatta FED’in 2016 için ön gördüğü 4 faiz artırımından çark ederek 2 faiz artırımı ön gördüğü bir ortamda, yarın sonuçlanacak olağan TCMB Para Politikası Kurulu toplantısından faiz indirim beklentisinin oluşmaya başladığını görüyoruz. Türkiye’de var olan düşük tassarruf oranı nedeniyle dış finansmana ihtiyaç duyan bankacılık sektöründe kredi / mevduat rasyosunu % 140 seviyelerine ulaştığı, TCMB’nin faiz artırmadığı için likidite önlemleri ile sıkı tuttuğu TL fonlama nedeniyle mevduat faizlerin Türkiye’de % 13-14 bandına ulaştığını biliyoruz. Durum böyle olunca, TCMB’nin kredilere gösterge olarak kabul edilen faiz koridorunu üst bandından indirime giderek para politikası duruşunda sadeleştirme adımına Başkan Başçı’nın görev süresi dolmadan başlanabileceği konuşuluyor. Faiz indiriminin, dünyada bu kadar yüksek bir risk iştahını yada risk-on modunun olduğu bir ortamda gelecek olması, özellikle hisse senedi ve tahvil piyasalarına yönelik girişlerin devam etmesi anlamına gelebilir. Özetle, faiz indirimi her zaman negatif etki yapacak diye bir şartın da olmadığını not etmek gerekiyor.

Aslında buraya kadar kısa vadeli iyimserlikten ve dünyada var olan serseri ve bol likidetinin nasıl bir etki yaratabileceğininde söz ettik. Orta vadeli bir yaklaşıma ise risklerin masada durmaya devam ettiğini görüyoruz. Manşetlerde de berlittiğimiz üzere, son dönemlerde yabancı misafilere yönelik (Sultanahmet Alman vatanadaşlarına yönelik terör saldırısı, Taksim İsrail vatandaşlarına yönelik terör saldırısı), Rusya ile yaşadığmız husumet ki Almanya ve Rusya Türkiye’ye en fazla turist gönderen ülkeler arasında yer alıyor pek de iyi görünmüyor. Bu sene iptal olan turlar nedeniyle Alanya ve Antalya bölgelerinde bir çok otelin açılmayacağı ve turizm gelir kaybının 12 milyar dolar olacağı tahmin ediliyor. Öte yandan, TCMB Başkan’nın görev süresi dolması ardından atanacak Başkan’nın faiz konusunda tutumu ve tecrübesi piyasalar tarafından merak ediliyor. Rıza Sarraf’ın ABD’de tutuklanması ardından İran bağlantılı altın ihracatı nedeniyle yolsuzluk dosyalarının Türkiye’de yeni bir siyasi kriz mi yaratacağına bugün sosyal medyada ve bir çok köşe yazarının kaleminde rastlıyoruz.

Özetle, dünya halen daha krizden çıkamadı. Küresel merkez bankaları son bir çırpınış ile ellerindeki son cephaneleri de kullanmaya başladılar. Sanal olarak mutululuk kısa vadede devam edebilir ama orta vadeli bir bakış açısı ile risklerin birikmeye başladığını görüyoruz. Dünya halen daha kriznden çıkamadı. Türk insanın barometresi olan USD/TL kuru açısından sadece teknik bir bakış açısı ile 2,75 seviyesine kadar düşme potansiyeli bulunduğunu not etmek gerekiyor. Kur cephesinde, olası anlamlı geri çekilmelerin, riskli pozisyonları gözden geçirmek hatta kapatmak veya porföylere bir miktar döviz almak için kollanması gerektiğinin altını çizmeye devam ediyoruz.

Ø  USD/TL kurunda teknik resim daha aşağıları işaret ediyor…

Eminin ki günlük hayatınızda bir çok kez Omuz Baş Omuz formasyonu adında bir teknik göstergeye rastlamışsınızdır.

Teknik analizde, omuz baş ve omuz formasyonunu oluşması ve boyun çizgisinin egale edilmesi ardından, boyun çizgisi ile baş arasındaki mesafe kadar ters yöne hareket edeceği beklenir.

Aşağıdaki USD/TL günlük grafikten de görülebileceği üzere, boyun çizgisinin aşağı yönlü geçilmesi ardından şimdilik 2,84 seviyesine kadar bir geri çekilme görüldü. Boyun çizgisinin altında kalmaya devam etmemiz halinde (2,9100), teknik resim kurun gidebileceği yerin 2,75’li seviyeler olduğuna işaret ediyor.

Kaynak: Reuters

İktisatbank'ın sunduğu avantajlı döviz kurlarını piyasa ile eş zamanlı ve 24 saat kesintisiz takip etmek için lütfen tıklayınız.

https://www.iktisatbank.com/doviz-kurlari