Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Ekonomi

Değirmencioğlu’nun günlük ekonomi yorumu!

Önde gelen Merkez Bankaları’nın adeta yeniden devreye girdiği son haftaların yıldızı dün Avrupa Merkez Bankası (ECB) oldu

Enflasyon üretemeyen, büyüyemeyen, işsizlik oranı ve kamu borcu artan Avrupa ekonomilerinde canlanmayı sağlamak adına aylık € 60 milyar tutarıda yeni bir gevşeme adıma atıldı

Açıklanan tedbirler % – 0,2 seviyesinde olan Avrupa enflasyonunu % 2 seviyelerine yükselene kadar devam edebilecek kadar da ucu açık bırakıldı

İlk etapta Eylül 2016’da bitmesi planlanan niceliksel gevşeme ile € 1,1 trilyon likidite sağlanacak. Yani ECB kamu tahvili alarak yerine rezerv para verecek (para basacak)

Karar morfin bağımlısı olan küresel piyasalarda yeni bir sarhoşluk etkisi yarattı. Sanal mutlulukla tüm borsalar coşarken, yüksek getiri sunan gelişmekte olan ülke para birimlerine de talep arttı

Yılın ilk çeyreğinde veya ilk yarısında işlerin göreceli olarak daha iyi, yılın ikinci yarısında ise özellikle seçim ardından Türkiye’de değişmesi beklenen ekonomi takımı ve halen daha var olan FED riski nedeniyle dikkali olunması gerektiğini düşünüyoruz

Yılın ikinci yarısına ait FX risklerinin koruma altına alınması gerektiği yönündeki görüşümüzü koruyoruz

Dün Başbakan Davutoğlu Davos’ta faizin daha çok fazla indirileceği yönünde mesaj verdiğini de not edelim

Ø  Piyasa Özeti ve Yorumu

Yeni yılın ilk ayı ciddi volatilite ile başladı. Petrol fiyatlarında görülen geri çekilmenin Türkiye’nin makroekonomik parametrelerine olumlu yansımaya başladığının anlaşılması ve enflasyonun yılın ilk yarısında % 6 seviyesinin de altına gevşeyeceği yönünde artan inanışlar ile Türk Lirası ve Türk Lirası cinsi yatırım araçlarına ciddi bir talebin oluştuğunu gördük. Aralık enflasyonun olumlu yönde süpriz yapması ardından TCMB üzerinde var olan faiz indirim beklentlerine karşı Para Politikası Kurulu politika faizini bu hafta 50 baz puan indirmesi ardından siyasi cepheden gelen topyekün yaylım ateşi işe faizlerin önümüzdeki aylarda indirilmeye devam edileceğini de düşünüyoruz. Her ne kadar mevcut konjonktürün şu anda faiz indirimi için olumlu olduğunu görsek de, agresif adımların nazik yatırımcı algısını bozabileceğinde endişe ediyoruz. Hisse ve tahvil cephesinde alımların devam ettiği ancak kur cephesinde sancılı bir seyrin var olduğunu not etmemiz gerekiyor. Türkiye’de ekonomi yönetiminin vizyon değişikliğine hazırlandığını da inceden inceden hissetmeye başladık. 12 senedir piyasaların denediği, güvendiği Merkez Bankası bağımsızlığını hep ön planda tutan, yerinde ve zamanında konuşması bilen ve yatırımcı dostu olarak görülen piyasaların emniyet subabı Sn. Ali Babacan’ın seçimler ardında görev süresinin doması ile yerine Sn. Numan Kurtulmuş’un geleceği konuşuluyor. Piyasa dedikodularına göre Merkez Bankası Başkanı Sn. Erdem Başçı’nın da Babacan ardından görevinden ayrılacağı ve Türkiye’nin 2000’li yıllarda uyguladığı göreceli olarak yüksek faiz düşük kur politikasını terk ederek düşük faiz yüksek kur politikasına geçmeyi deneyeceğini düşünüyoruz. Faiz oranlarının hızla aşağıya çekilmesi, elbette Türk Lirası’nın koruma kalkanını zayıflatarak yeniden spekülatif atakaklara neden olabilir (tıpkı Aralık ayında Rus Rublesinde olduğu gibi). Bu nedenle sıklıkla altını çizdiğimiz üzere yılın ikinci yarısında bilinmezlerin yada finansçı Nassim Taleb’in kitabından hareketle siyah kuğuların sayısını artması, Türk mali piyasaları için olumlu konuşmamızı enegelliyor. 

Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) dün atmış olduğu adım öncesinde önde gelen merkez bankalarının defansa geçtiklerini görüyoruz. Hatırlanacağı üzere geride bıraktığımız hafta İsviçre Merkez Bankası 3 yıldır uyguladığı 1,20 EUR taban uygulamasını terk ederek faizi % – 0,75 seviyesine çekmesi, Danimarka Merkez Bankası’nın politika faizini % – 0,20 seviyesine çekmesi ardından dünkü ECB kararı ile bir adım daha atarak faizini 0,15 daha indirerek % – 0,35 seviyesi çektiğini not edelim. Haftaortası Kanada Merkez Bankası’nın 25 baz puan faiz indiirmine gittiği; gelişmekte olan ülkeler arasında Hindistan, Türkiye, Mısır ve Şili'nin de adım attığını görüyoruz. İngiltere Merkez Bankasında faiz artırmı yönünde şerh koyan 2 üyenin kararlarından geri adım atmasını da not etmek gerekiyor. Bunu da yazmadan geçmeyeyim. Brezilya Merkez Bankası enflasyon riskine karşı faizi artırıma giderek politika faizini % 12,25 seviyesine yükseltti. Kriz döneminde önde gelen merkez bankalarının faizleri sıfıra çekip para basmalarına rağmen dünyanın halen daha tam anlamıyla rayına oturduğunu söylemek gerçekçi olmayacaktır. Kağıt paraya olan güvenin azalması, dün İsviçre 10 yıllık devket tahvillerinin negatif getiriye geçmesi, hiçbir ülke para birimine bağlantısı olmayan altının değer kazanmasına neden oluyor. Doların herşeye kaşı değer kazandığı bir ortamda son 1 aydır altın karşısında prim yapamadığını belirtelim. Amerika cephesinde görülen kısmi toparlanmanın dünyanın geriye kalan kısmında negatif faizler havada uçusurken nasıl devam edeceği veya FED’in faiz artırımına bu şartlarda nasıl gideceği de piyasalarda yeni bir tartışma konusu oldu. FED zaten nazik seyreden dünya toparlanmasına daha da sekte vurmamak için adımlarını bebek adımı tarzında atacağı ve nazik dengeleri sarsmak istemeyeceğini düşünüyoruz. Bu bağlamda FED’den beklenen faiz artırım sürecinin yavaş da olsa ivme kaybettiğini söylemek gerekiyor. Biz halen daha yılın ikinci yarısında FED’den küçük montanlı da olsa faiz artırımı gelebileceğini düşünenler arasındayız.

Manşetlerde de söz ettiğim üzere dün gözler ECB toplantısında ve akabinde basın toplantısı düzenleyen Başkan Draghi’de idi. Draghi neredeyse Nisan 2014 ayından beridir sıcak tuttuğu  kamu tahvil alım yoluyla bilanço genişlemesini dün açıkladı. Paket geç kalınmış bir karar olsa da, Avrupa’da toparlanmaya katkı koyabileceği yönünde inanışların bir nebze de olsun artmasına neden oldu. Draghi, notu yatırım yapılabilir ülkelerin tahvillerini alacaklarını dün açıklarken, enflasyonun % 2 seviyesine yükselenen kadar programın da devam edebileceğini söyledi. Karar ardından elbette EUR’da değer kaybının devam ettiğini gördük. EUR likiditesinin artacak olması nedeniyle EUR/USD paritesi 1,13 seviyelerine kadar geri çekildi. Doların güçlü seyrine paralel pound da önemli bir psikolojik seviye olarak görülen 1,50’nin altına geri çekilerek yeniden 1,4815 seviyelerini hedeflediğini düşünmeye başladık. EUR/GBP paritesi ise sterlin leyhine 0,7550 seviyelerine geir çekilerek son 7 senenin en düşük değerini gördü. 

Türk mali piyasaları elbette Avrupa’nın parasal genişleme adımından yatırım çekebileceği beklentisi ile olumlu anlamda fayda gördü. Borsa Istanbul tüm zamanların en yüksek seviyesi olan 93,400 seviyesine göz diktiğini görüyoruz keza BIST100 dün 91bin seviyesine yakın günü tamamladı. Tahvil cephesinde de 2 yıl vadeli gösterge bileşik faizinin % 7 seviyesine kadar gerilediğini not etmemiz gerekiyor. Borsada yükselişin devam etmesi için faizin daha da gerilemesi gerektiğini unutmamak gerekiyor. ECB’nin dünkü kararı ardından gözler haftaya toplanacak FED’e çevrilmeye başlanacak. FED toplantısı öncesinde bir miktar kar realizasyonu görebileceğimizi düşünüyoruz. Türk Lirası’nın (½ USD/TL + ½ EUR/TL)’den oluşan sepet değeri yeniden önemli bir seviye olarak görülen 2,4750’lere yaklaştığını görüyoruz.

Mali piyasaların gündeminde bugün Avrupa genelinde açıklanacak PMI verileri ve İngiltere perakende satışlar verisi bulunuyor. ECB’nin yarattığı olumlu hava başta hisse senedi piyasları olmak üzere bugün de devam edecektir. FED toplantısına kadar keyfini çıkaralım…

 

İktisatbank'ın sunduğu avantajlı döviz kurlarını piyasa ile eş zamanlı ve 24 saat kesintisiz takip etmek için lütfen tıklayınız.

https://www.iktisatbank.com/doviz-kurlari