Türk Mali piyasaları, FED Başkanı Yellen’in güvercin değerlendirmeleri, Yunanistan iyimserliği ve TCMB faiz kararının olumlu ilk yansımalarının ışığında dün günün ilk yarısını olumlu tamamladı
Günün ikinci yarısında ise sahne çıkan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TCMB’yi hedef alan oldukça ağır sözleri, TL ve TL cinsi yatırım araçlarında kazanımların tamamen geri verilmesine neden oldu
Siyasi endişelerin para politikasına daha da derinden nüfus etmeye başlaması ile Türk Mali piyasaları geceyi de pek rahat geçiremedi
Sosyal medyaya yansıyan bazı haberlere göre Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Sn. Babacan ve TCMB Başkanı Sn. Başçı’nın istifa ettiği dedikoduları tüm gece takip edildi
Türk Mali piyasalarında tek kelime ile huzurun ve ritmin kaybolduğu noktadayız. Yazacak çizecek birşey maalesef bulamıyorum!
Talep edilen agresif faiz indirimi, bir noktada Banka’nın daha fazla faiz artırımını beraberinde getirecek. Kurun bu denli göz ardı edilmesinin sağlıklı olmadığını düşünüyorum. Not edelim!
Günün Grafiği
Özellikle petrol fiyatlarında yaşanan sert düşüş ardından yıla tabir caizse 1 – 0 önde başlayarak giren Türk Mali piyasaları, aşağıdaki grafiktende görüleceği üzere Brezilya Realinden sonra YTD (yıl başına göre) en kötü performans gösteren para birimi oldu (değer kaybı dolar karşısında % 6,3)

Piyasa Özeti ve Yorumu
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) belki de son zamanların en kritik sayılabilecek Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısını siyasetçinin sopasının gölgesinde tamamlandı. TCMB’nin her toplantısı daha da kritik olmaya başladı. Neden acaba? Basit bir anlatımla, son dönemlerde makroekonomik verilerde görülen ivme kaybı ve yaklaşan seçim öncesinde siyasi erk, para politikasının sınırlarını yurtdışında olduğu üzere zorlanmasını talep ediyor. Son yıllarda hükümetlerin reform yapmak yerine ekonomik sıkıtıların çözümünde merkez bankalarını ışığın altına oturtarak, devamlı bir şekilde elini taşın altına sokmalarını beklediklerini görüyoruz. İşsizlik oranın Türkiye’de yeniden çift hanelere yükselmesi, bunun yanısıra Türkiye’nin potansiyel büyümesi olan % 5’li seviyelerin oldukça altında büyümeye başlaması yada büyüyememe sorunun ortay çıkması, basit anlatımla ekonomide çarkların tam olarak alışılmışın dışında dönme(me)ye başlaması ardından talep edilen faiz indirimi ile ekonominin canlanması bekleniyor. Yurtdışında şu anda birçok ülke, sıfıra yakın hatta negatif faiz vererek ekonomilerini düşük ve negatif enflasyon hatta düşük ve negatif büyümeden kurtarmak için çaba harcıyor. Bu satırlar aracılığı ile İsviçre, Danimarka, Kanada, İsveç ve bunun gibi bir çok Merkez Bankası’nın son dönemlerde aldığı alışılagelmişin dışındaki önlemleri sıralayabiliriz. Ancak unutulmaması gereken bir nokta var ki, şu anda Türkiye, dünya enflasyon duasına çımışken halen daha kalıcı bir şekilde enflasyonu % 7’nin altına getirmekte zorlanıyor. Öte yandan, dünya standartlarına göre halen daha ciddi anlamda yüksek seyreden cari açık nedeniyle yurtdışı kaynağa ihtiyacımız olduğu da göz ardı ediliyor. Türkiye’nin yabancı yatırımcıyı Türk mali piyasalarına getirmek için bir miktar enflasyonun üzeride getiri sunması, öte yandan da istikrarı sağlaması gerekiyor. Şu anda bütün bu ekonomik doneler ve gerçekler göz ardı edilerek ve kurun gelmiş ve gideceği seviyeler de göz ardı edilerek düşük faiz, canlanan bir ekonomi ve beraberinde kurun değer kaybetmesi ile artacak rekabet avantajına paralel ihracata dayalı bir ekonomi modeli benimsenmeye çalışılıyor. Yurtdışında ana ihracat kapımız olan Avrupa’nın durumu malum. Öte yandan EUR/USD paritesinde değer kaybı da aslında Türkiye’nin hiç işine gelmiyor. Her 100 dolar ihracat yapmak için 60 dolar ithalat yapan Türkiye, ihracatını değer kaybeden EUR olarak satıyor. Dahası, kurun değer kaybetmesi ile yükselen girdi fiyatları nihai malın da fiyatını yukarıya çekerek enflayon geçişkenliği yaratıyor. Türk insanının ana baramotresi olan kurun seviyesinin bu denli ihmal edilmesini sağlıksız bir gidişat olarak yorumluyoruz.
Dün güne göreceli olarak iyimser başlayan Türk mali piyasaları, günün ikinci yarısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları ile kazanımlarını geri vererek günü değer kaybı ile tamamladı. FED Başkanı Yellen’in Senato’da yaptığı konuşmanın bizce dengeli olmasına rağmen piysalarca güvercin olarak algılanması, Yunanistan’ın Eurogroup ile anlaşması, TCMB’nin piyasa bekletisi ile örtüşen ölçülü indirim kararı ardından USD/TL kuru bir önceki gün 2,4850 seviyelerine yükselmesi ardından dün kademeli bir şekilde 2,4550 seviyesine kadar gevşedi. Faiz kararının olumlu ilk yansımalarının ışığında borsa istanbul 100 endeksi 87,847 seviyesine kadar yükselmesi ardından günün ikinci yarısında kazanımlarını geri vererek 86,733 puan seviyesinden günü tamamladı. İki yıl vadeli gösterge tahvil Ocak sonunda % 6,50 seviyesine kadar faiz indirim beklentileri ile geri çekilmesi ardından faiz – enflasyon tartışmalarının alevlenmesi ile % 8,80 seviyesini kadar yeniden yükselmişti. Dikkat çekmek isterim ki TCMB faiz indirirken, piyasa faizleri yükseliyor! Dün sabah saatlerinde güne iç ve dış piyasalara paralel iyi başlayan tahvil piyasası, gün içinde % 7,90 seviyesine kadar geri çekilirken, Erdoğan’ın sert açıklamaları ile günün ikinci yarısında % 8,35 seviyesine kadar tekrar yükseliş kaydetti.
Yeni gün başlangıcında Asya cephesinde iyimser bir seyir hakim. USD/TL kuru güne 2,4850 seviyelerinden başlıyor. Talep edilen faiz indirimi nedeniyle ritmin bozulduğun Türk Mali piyasaları siyasi cepheden gelecek habelere paralel bir seyir izleyeceğini düşünüyoruz. Mevcut gidişatın kimseye yararı olmadığı açık. Piyasanın baskı altında kalmaya devam edeceğini düşünüyoruz. İyimser konuşmak pek de mümkün değil maalesef. TL’de değer kaybının devam etme ihtimali değer kazanma ihtimaline göre daha fazla gibi görünüyor.
İktisatbank'ın sunduğu avantajlı döviz kurlarını piyasa ile eş zamanlı ve 24 saat kesintisiz takip etmek için lütfen tıklayınız.
































