Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Ekonomi

Değirmencioğlu’nun günlük ekonomi yorumu!

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) politika faizini 50 baz puan indirerek % 7,75 seviyesine çekti

 

Kararı piyasa beklentisine paralel ve mevcut konjonktür ile uyumlu yorumlasak da, siyasi cepheden TCMB kararına yönelik eleştirilerin hız kesmeden devam ettiğini görüyoruz

 

Hal böyle olunca, Cuma günü 2,2750 seviyesini test eden USD/TL kuru, dün günün ikinci yarısında 2,36 seviyesini test etti

 

TCMB’nin enflasyon görünümünün izin vermesi durumunda faiz oranlarında yeni indirimlere gidebileceğini düşünüyoruz

 

Şu anda petrol fiyatları nedeniyle göz ardı edilen orta vadeli riskler, yılın ortasında kendisini hatırlatacaktır

 

TL’nin koruma kalkanının zayıflıyor olmasından hareketle yılın ikinci yarısına ait FX risklerinin hedge edilmesi gerektiği düşüncemizi korumaya devam ediyoruz

 

Yarın gözler büyük bir dikkatle Avrupa Merkez Bankası (ECB) toplantısına çevrilecek

 

Bu arada altının gram fiyatı TL 98 seviyesini aştı…

 

Ø  Piyasa Özeti ve Yorumu

 

TCMB PPK’nın dün sonuçlanan olağan Ocak ayı toplantısı piyasa beklentisine paralel sonuçlandı. PPK yılın ilk toplantısında, dün de bültenimizde söz ettiğimiz üzere, düşen petrol fiyatları ile düzelen makro ekonomik parametrelere vurgu yaparak (enflasyon ve cari açık) 1 hafta vadeli repo faizi olarak belirlediği politika faizini % 8,25 seviyesinden % 7,75 seviyesine çekti. PPK’nin temkinli duruşunu koruyuarak işlerin istenmeyen noktaya gitmesi durumunda emniyet subabı olarak kullandığı faiz koridorunun üst bandında ise herhangi bir değişiklik yapmadığını görüyoruz (%11,25). Dünyada düşük seyreden büyüme ve bir çok ülkede baş gösteren deflasyon risklerine karşı faiz hadlerinin rekor düşük seviyelerde gezinmesi, haliyle içerde de büyüme endişelerinin artması ve elbette petrolün yarattığı iyi hikaye ile olumluya dönen makroekonomik veriler TCMB’nin ölçülü miktarda faiz oranlarında indirime gitmesine yardımcı olacaktır. Hatırlanacağı üzere İsviçre Merkez Bankası’nın faizi eksi % 0,75 seviyesine çekmesi, Danimarka Merkez Bankası’nın eksi % 0,2 çektiği bir ortamda TCMB’nin dün atmış olduğu kararı yerinde ve ölçülü olarak yorumluyoruz. Ancak, karar öncesi ve sonrası siyasi cepheden gelen açıklamar ve tavsiye niteliğindeki yorumların Merkez Bankası kredibilitesini zedeleyecek ve yatırımcı güvenin bozacak şekilde yorumlanabileceğinden de endişe ediyoruz. Faiz kararı öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Cuma günkü Merkez Bankası’nı sert bir uslup ile eleştirmesi, Bakanlar Kurulu toplantısı ardından Bülent Arınç’ın da faiz indirimi içeren açıklamaları zihinleri karıştırmak suretiyle TCMB’den dün 100 baz puanın bile üzerinde faiz indirimine gidebileceği spekülasyonlarını artırmıştı. Karar arından Ekonomi Bakanı Zeybekçi ve Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş da açık bir şekilde faiz indirim miktarının yeterli bulmadıklarını ve siyasi cephenin büyüme vizyonu ile örtüşmediğini söyleyerek faiz indirim taleplerini yinelediler. Merkez Bankası’nın araç bağımsızlığına gölge düşüren bu açıklamalar ardından USD/TL kuru karar sonrası denge bulmaya çalıştığı 2,33 seviyesinden gün sonlarına doğru hızlı bir yükselişle 2,36 seviyesini test etti.

Orta vadeli bir yaklaşımla TCMB üzerinde var olan baskının döviz kurlarına negatif yansıma yapabileceğini düşünüyoruz. Her ne kadar dünkü faiz indirim kararını yerinde ve ölçülü olarak yorumlasak da, enflasyonda kalıcı bir iyileşme görülmeden ve halen daha yüksek seyreden cari açığa paralel seri faiz indirimleri Türk Lirası’nın koruma kalkanını zayıflatacaktır. Türkiye’de büyümenin sadece faiz indirimi ile veya daha doğru bir yaklaşımla para politikası ile sağlanmasının mümkün olmadığını düşünüyoruz. Hükümetin 2014 yılında ortaya koyduğu reform isteğini bir an önce hayata geçirmesi gerekmektedir. FED’in yılın ortasında yaklaşık 10 yıl aradan sonra ilk kez bebek adımı tarzından da olsa faiz artırımına gideceği beklenmektedir. Öte yandan, son söylemelerden çıkarımımız, Türkiye’de seçim ardından ekonomi takımının değişeceği ve bunun yanısıra TCMB’nin de yasasının değişerek fiyat istikrarını sağlamanın yanısıra kanun ile büyüme ve isthdam gövelerinin de tıpkı FED’de olduğu tarzda ekleneceğini düşünüyoruz. Petrol fiyatlarının ilelebet 2008 kriz yılında olduğu üzere 40 dolar seviyelerinde kalmasını da beklemek doğru olmayacaktır.

Yılın ilk yarısında TCMB’nin enflasyonun izin verdiği ölçüde siyasi cepheden gelen baskılara da cevap niteliğinde indirime gidebileceğini göz ardı etmiyoruz. TCMB’nin bir sonraki adımında faiz koridorunun alt bandının da indirilmesi gündeme gelecektir. Yılın ikinci yarısında ise araç bağımsızlığı olan bir merkez bankasının FED riskinin belirmesi ile faiz silahını etkin bir şekilde kullanmasını gerektiğini düşünüyoruz. Bekleyip görececeğiz. Analist kimliğimle aldığım izlenim, uzun yıllardır özellikle de 2000’li yıllarda çok söylenen yüksek faiz düşük kur politikasının terk edilerek, düşük faiz yüksek kur politikasına geçişe doğru bir isteğin işaretlerini görüyoruz. Türkiye özelinde bu modelin ne kadar uygulanabilir olduğu tartışılır. Nazik yatırımcı algısını iyi yöneterek TCMB ve TL’nin kredibilitesinin korunması, yavaş adımlarla nazik dengeleri sarsmadan para politikasını şekillendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Aksi takdirde 28 Ocak 2014 akşamı gece yarısı toplanan ve FX rezervlerinin daha fazla azalmaması için hatırı sayılır bir oranda faiz artırmak zorunda kalan TCMB’nin yine aynı tecrübeden geçebileceğini düşüncesinden kedimi alamıyorum. İnşallah yanılacağım.

Dün sabah saatlerinde, TCMB kararı öncesinde, acaba faiz indirm miktar siyasi baskı ile 100 baz puanı aşar mı endişelerine paralel USD/TL kurunun 2,3450 seviyesine kadar yükseldiğini gördük. PPK kararının 50 baz puan ile sınırlı kalması ve karar ardından yayımlanan politika metninin de piyasa öngörüleri ile uyumlu olması ilk intibanın haliyle olumlu olmasına neden oldu. USD/TL kuru 2,3250’li seviyelere kadar gevşerken, borsa istanbulun da son zamanların en yüksek seviyesi olan 89 bin seviyesini aştığinı gördük. Faiz cephesinde de 2 yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizinin % 7,20 seviyesine kadar gevşediğini not edelim. Ardından Numan Kurtulmuş ve Ekonomi Bakanı Zeybekçi’nin faiz indirim miktarını yeterli bulmadığı yönünde eleştirilerini artırması faiz cephesinde satışların hızlandığı, gösterge bileşk faizinin % 7,20 seviyesinden % 7,46 seviyesine yükseldiği, kurun ise 2,36 seviyesine doğru bir atak yaptığını görüyoruz. Kurla ilgili nazik sürecin devam ettiğini görmezden gelemiyoruz. 2014 yılının Ocak ayında 2,40 seviyesine dayanan kurun yine Aralığın son haftalarında Rusya gerginliği ile tekrar 2,41 seviyelerine yükselerek tüm zamanların en düşük seviyesini gördüğünü daha önce paylaşmıtık. Bu bağlamda yıl içerisinde volatilitenin yüksek olacağı beklentisi ile psikolojik bir seviye olarak görülen 2,50’li seviyelere doğru istenmeyen bir durumda oluşacak bir atağa karşı Merkez Bankası’nın da nasıl bir politika izleyeceğini merak eder konumdayız.

Günlük detaylarda daha fazla kaybomadan, aylardır üzerinde basarak tekrar ettiğimiz üzere mutlak surette hanehalkı ve şirketlerin FX risklerini kurun müsait olduğu ortamlarda azaltılması veya kapatması, daha profesyönel yatırımcıların ise risklerini hedge ederek koruma altına alması gerektiği görüşümüzü yinelemek isteriz. Mali piyasaların gündeminde yarın Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) olağan Para Politikası toplantısı bulunuyor. ECB’nin son yılların en kritik toplantısında üzerinde uzunca bir süredir tartışılan ve kamu tahvil alımı ile yeni bir geveşeme adımına soyunması bekleniyor. Avrupa’nın genelinde teknik olarak enflasyonun eksiye geçmesi ve deflasyon riskinin belirmesi ile ECB’den yarın güçlü bir paket geleceğine büyük ihtmimal verilirken, mekanizmanın nasıl çalışacağı ise henüz bilinmiyor. Öte yandan haftasonu Yunansitan’da yapılacak seçimlerde Avrupa Birliğine karşı bir duruş sergileyen muhalefet partisi Syriza’nın da önde gitmesi EUR üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. EUR’da mevcut sıkıntılı sürecin devam ettiğini ve paritede her yükselişin  EUR short (satış yönünde) kollandığını görüyoruz. EUR/USD 1,1870 seviyesinin aşağı yönlü kırılması ardından teknik anlamda 1 EUR = 1 USD ye kadar teknik görünümün boş olduğunu görüyoruz.

Bugüne döndüğümüzde ise İngiltere Merkez Bankası’nın olağan faiz toplantısı (herhangi bir değişiklik beklenmiyor); işsizlik oranı (% 5,9) ve ABD’de açıklancak konut verileri takip edilebilir…

  Altın fiyatlarında kıpırdanma başladı…

 

Petrol fiyatlarında düşüş devam ederken, atın ve gümüş gibi emtialarda ise hareketli bir seyir görüyoruz. Doların küresel anlamda güçlü seyrine rağmen özellikle İsviçre Merkez Bankası’nın kredibilitesinin sarsıldığı geride bıraktığımız hafta almış olduğu karar ve akabinde Danimarka Merkez Bankası’nın da kararı ile kağıt paraya olan güvenin bir miktar da olsa sarsılması ardından güvenli liman edasıyla altının yeniden rağbet görmeye başladığını görüyoruz. Dışarda bir çok ekonomide resesyon riski görülmesine karşı sigorta anlamımda porföylerde yer alması gerektiğini düşündüğümüz altının ons fiyatının sabah saatlerinde $1,300 aştığını, içerde de kurdaki yükselişin de yardımı ile gram fiyatının TL 98 seviyesinin üzerine geldiğini görüyoruz.

Bankamız şubeleri, ATM ve diğer tüm alternatif kanallarından satışını yaptığımız değerli metallere vadeli mevduat imakına da sunduğumuzu hatırlatmak isterim.

,

İktisatbank'ın sunduğu avantajlı döviz kurlarını piyasa ile eş zamanlı ve 24 saat kesintisiz takip etmek için lütfen tıklayınız.
https://www.iktisatbank.com/doviz-kurlari