FED ne şiş yansın ne kebap modunda bir açıklama yapsa da, faiz artışının yaklaştığı sinyalini verdi
10 üyenin 2 tanesi faiz artışının daha erken başlamasını savunurken, 1 üye daha geç başlamasını isteyerek karara itiraz etmiş! FED tam bir mutabakat yok!
FED’in para politikası ve düşük faiz duruşunu temsil eden “considerable time – faizlerin uzunca bir süre daha düşük tutulacağı” taahhütü metinden çıkarıldı
Ancak sözlü yönlendirmesini yeniden değerlendirerek faizlerin artırılacağı dönem için "patient – sabırlı" olunacağı ifadesine yer verildi
FED’in projeksiyonlarından hareketle Haziran ayına kadar Rusya yangınından ötürü beklemeye geçeceklerini, 2015 yılını ise toplamda 4 defa 25 baz puan faiz artışı ile % 1 – 1,25 aralığında tamamlayacaklarına yüksek ihtimal veriyoruz
FED piyasa rehberliğini güçlendirirken, büyüme ve istihdamdaki olumlu gelişmelere yer verdiğini, enflasyon beklentilerine ise petrol fiyatları nedeniyle kaygılı yaklaşdığını görüyoruz
Kararı küresel piyasaların soluklanması için yeni bir zaman dilimi olarak okuyoruz
Ancak FED toplantısından çıkarttığımız yegane görüş: 2015 yılında ve çok muhtemel Haziran ayında faiz artmaya başlayacak!
Piyasa Özeti ve Yorumu
Dün küresel piyasalar günün ilk yarısını temkinli, ikinci yarısını ise FED kararı öncesinden iyimserliğe dönerek tamamladı. Dünyayı şu anda bir uçağa benzetirsek, uçağı uçuran 4 motor olduğunu görüyoruz. Motorlardan en sağlam ve güçlü görüntü çizen ABD moturu ile ilgili FED’in akşam açıkladığı projeksiyonlar ve faiz artırımına yönelik sinyaller büyük bir dikkate takip edildi. Uçağın tüm motorlarına hızlıca bir göz atıp, FED Başkanı Kaptan Pilot Müstakbel Hanımefendi Yellen’in dün akşamki basın toplantısına geçeceğim. Uzakdoğu motoru, Japonya’nın likidite okyanusuna dönen ekonomisine rağmen küçülüp enflasyon üretemediği, çift haneli büyüme sağlayan Çin’in bu görüntüsünden son dönemlerde ivme kaybederek hızla uzaklaştığını ve Uzak Doğu motorunun teklediğini görüyoruz. Gelişmekte olan ülke motorunda ise yangın çıktığını görüyoruz. Petrol fiyatları öncülüğünde ve Rus mali piyasaları liderliğinde gelişmekte olan ülke para birimlerinin bilinmeyen sulara doğru gittiğini söyleyebiliriz. Avrupa Birliği moturunda ise ekonominin küçülerek enflasyon üretemez ve her geçen gün biraz daha bozulan beklentiler ile hızlıca deflasyon sürecine yürüdüğünü, Avrupa Merkez Bankası’nın EUR’nun değer kaybı üzerine inşa ettiği yeni para politikası ile olumsuz bir görünüm çizdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. İşte motorların bu vaziyetini göz önüne alarak 16 Aralık tarihinde toplanan FED FOMC (Fedral Açık Piyasa Komitesi) dün akşam kararını açıkladı. FOMC manşette de belirttiğim üzere faizlerin uzun süre düşük tutulacağı yönünde “considerable time” rehberliğini metinden düşürerek yerine faiz artırımlarında sabırlı “patient” olunacağını eklemiş. 2004 yılından da benzer süreçten geçen FED’in politika metnine sabırlı ifadesini eklemesi ardından 5 ay sonra ilk faiz artışına başladığını not edelim. 2015 yılında dünyanın en büyük ekonomsinin faiz artırmaya hazırlandığı yönünde algılanan bu yeni gelişme dün akşam hareketli bir seyri de beraberinde getirdi. Başkan Yellen’in basın toplantısı öncesinde 2,31 seviyesinde kadar hızla gerileyen USD/TL kuru, basın toplantısı ile birlikte yeniden 2,34 seviyesine toparlandı. Son günlerde muazzam yukarı aşağı yüksek berlisizlik içinde bir yön çizen Rusya para birimi Ruble’nin dün günü ciddi değer kazanımı ile tamamladığını da not edelim. Rusya Merkez Bankası’nın haftabaşı politika faiz oranını 650 baz puan artış ile % 17 seviyesine yükslemetmesine rağmen Ruble’nin gün içinde dolar karşısında 80 seviyesinin test etmesi ardından bu sabah 59 dolar seviyesine kadar geri çekildi. Yıla 34 Ruble = 1 Dolar seviyesinden başlayan ve % 100’ün de ötesinde değer kaybeden Ruble, Rusya’nın döviz piyasasına da likidite sunması ile dengelenmeye çalışıyor.
Türk mali piyasalarında ise son günlerde yaşanan ciddi türbülansa bir parakraf ile ayrı bir yer vermek gerektiğini düşünüyorum. Düşünün ki tüm gelişmekte olan ülke para birimleri bir odada toplanmış olsun. Nezle olan Rusya’nın er ya da geç tüm gelişmekte olan ülke para birimleri de nezle bulaştıracağı kuşku götürmüyor. Ancak aralarında bünyesi güçlü olanlar elbette grip sürecini daha az tahribatla atlatması beklenirken, bünyesi zayıf olanların ise daha hafif altlatmalarını beklenebilir. Her ne kadar düşen petrol fiyatlarından hareketle net enerji ithalatçısı olan Türkiye’nin başta cari açık ve enflasyon olarak olumlu yönde etkilenmesi beklenirken, son çeyreklerde kendini belli eden ve akut bir sorun olarak görmeye başladığım büyüyememe ve artan işsizklik sorunu ile bünyesinin bir miktar zayıfladığını ve Rusya kaynaklı nezleden son günlerde hani tabir caizse ciddi etkilenerek yatağa düştüğünü görüyoruz. USD/TL kurunun 2,41 seviyesinin de üzerine çıkarak enerji ihraçatçısı Rusya ve Norveç kadar son günlerse sert bir satış baskısına maruz kalmasını söz ettiğimiz bünye zayıflığına bağlıyoruz. Her ne kadar kurun gelmiş olduğu seviyenin Türkiye’nin makrokonomik dengelerini tam olarak yansıtmadığını düşünmemiz rağmen dünyada ki gelişmelere de kayıtsız kalamadığını görüyoruz. Türkiye’nin tasarruf eksikliği nedeniyle cari açık vererek büyüme modelinde uzaklaşması nedeniyle içerde yapısal reformlara ivedilikle yer vererek yeniden sağlıklı bir büyüme trendine dönmesi gerekiyor. Hatırlamak gerekirse TÜİK verilerine göre Türkiye ekonomisi yılının üçüncü çeyreğinde % 1,7 büyürken, yılın ilk 9 ayında büyüme % 2,8 seviyesinde gerçekleşti (potansiyelin oldukça altında). Benzer bir şekilde yine TÜİK verilerine göre işsizlik oranının da % 10,50 seviyesine yükseldiğini (mevsizm etkisinden arındırılmış % 10,7) görüyoruz.
Dün akşama dönersek ve FED kararına dönersek: İstihdam ve büyümedeki gidişat FED'in düşündüğünden kuvvetli olsa da, FED'in enflasyonla ilgili kaygıları bir önceki toplantıya göre artmiş olduğunu gördük. Durum da böyle olunca FED'in faiz artırımlarına başlamak için "sabırlı" olması gerektiğini ön plana çıkıyor. Faiz artırım sürecinin Haziran gibi başlama ihitmali kuvvetli görünse de, Eylül FOMC toplantısında görülenden daha yavaş olacağını düşünüyoruz. Bu gelişmeyi küresel faiz hadleri için olumlu olarak yorumluyoruz.
FED kararı öncesinde her ne kadar 2,31 seviyesine kadar USD/TL gerilese de, kurun sabah ilk işlemlerde 2,34 seviyesinden güne başladığını görüyoruz. EUR/USD ve GBP/USD paritelerinin de sırası ile 1,2330 ve 1,5580 seviyelerine kadar geri çekildiğini not etmek gerekiyor. Her ne kadar kısa vadede bir çok bilinmez nedeniyle volatilitenin yüksek seyretmesini beklesek de, Türkiye’nin şu anda makroekonomik görünümünün ve yakın bir zamanda enflasyon ve cari açık görünümünün daha da düzeleceği beklentisinden hareketle ucuzlayan TL ve TL cinsi yatırım araçlarının yabancı yatırımcıların tekrar Türkiye’ye dönmesine neden olabileceğini düşünüyoruz. Teknik anlamda kurun 2,35 seviyesinin altında kalmasını iyimser bir sinyal olarak okuyacağız.
FED’in faiz artırımına yönelik sabırlı yaklaşım izleneceğini açıklamasının ardından ABD borsaları geceyi % 2 civarında artışla tamamladı. Yeni gün başlangıcında Asya cephesinde de olmlu bir seyir görülüyor. Gösterge endeks Tokyo borsası % 2,3 yukarda işlem görürken, Asya genelinde hakim rengin yeşil olduğunu söyleyebiliriz. Mali piyasaların gündeminde bugün Almanya’da açıklanacak IFO endeksi, İngiltere perakende satışlar ve ABD haftalık işsizlik maaşı başvuruları takip edilecektir.
































