Petrol fiyatları son 12 senenin dibine geriledi. Düşen bıçağı kimse tutmak istemiyor (bakınız grafik)
“Made in China” riski masanın üzerinde yarın ne olacağını bilmeksizin duruyor.Sterlin, zayıf enflasyon, ötelenen faiz artırımı ve BREXIT endişesi ile serbest düşüşe geçti (bakınız grafik)
Küresel piyasalarda “risk off” modu nedeniyle biz de temkinli modumuzu koruyoruz.19 Ocak tarihinde TCMB’nin faiz koridorunun üst bandında faiz indirimine giderek para politikasında sadeleştirmeyi başlatması bekleniyor
Mevcut konjonktürde, para politikasında böyle bir manevra, TL ve TL cinsi yatırım araçlarında sert satış baskısı kurabileceğinden endişe ediyoruz
Ø Piyasa Özeti ve Yorumu
Son günlerde ağırlıklı olarak Çin piyasalarındaki gelişmelerin küresel risk iştahı üzerinde yarattığı tahribat ve buna paralel gelişmekte olan ülke para birimlerinde görülen satış baskısını anlatmaya çalışıyoruz. Konu aslında dönüp dolaşıp kur savaşlarına geri dönüyor. Şu anda Japonya’nın ekonomisini likidite okyanusuna çevirmesine rağmen istenilen ölçüde büyüme ve enflasyon yaratamaması benzer bir şekilde, Avrupa Merkez Bankası’nın neredeyse bir senedir almış olduğu tüm önlemler hatta mevduat faiz oranlarını negatife çekmesine rağmen henüz Avrupa cephesinde istenilen düzelmenin yaşanmaması… Bu konu uzun uzadıya tartışılabilir. Konu aslında Çin için de Türkiye için de aynı. Çin’in 2008 küresel kriz sonrası gelişmiş ekonomilerin bir bir havlu atması ardından dünyanın büyümesini tek başına götürme çabaları haliyle zayıf talep nedeniyle ivme kaybetmeye başladı. Çin cephesinde gölge bankacılık nedeniyle ciddi anlamda borç ve buna karşı da ciddi bir kapasite fazlası mevcut. Çin’in yeniden üretime dönerek ve haliyle satarak ve gerli yaratarak çarkları döndürmenin yolunu arıyor. Yapılan seri faiz indirimleri ve bununla birlikte alınan makro ihtiyatlı tedbirlere rağmen Çin cephesinde sorun para politikası ekseninde henüz çözülemedi. Çin’li otoritelerin ise Yuna’ın değerini düşürerek rekabet avantajı elde etmek ve yeniden çift haneli büyüme rakamlarına yükselmek için attığı adımlar da tam anlamıyla sonuç vermedi. İç talep ile büyüme yönünde atılan adımların da uzun seneler konzervatif ve tüketim alışkanlığı olmayan yerli halk tarafından da sahiplenmemesine paralel 2015 yılını ortasında başlayan borsa balonunun patlaması ve kaçınılmaz çöküş tüm dikkatlerin Çin üzerine çevrilmesine neden oldu. Hatta, 2015 yılında gerek Yunanistan’ın borç sorunu, gerekse Çin borsasındaki çöküşün yarattığı riskler nedeniyle FED, faiz artırım isteğini son aya kadar öteledi.
Türkiye cephesinden konuya baktığımızda ise mevzu aslında bir yere kadar aynı. 100 birim ihracat yapmak adına 60 birim ithalat yapan Türkiye ekonomisi haliyle döviz kurundaki yükselişin yarattığı kur etkisinden veya geçişkenliğinden kurtulamıyor. Bu bağlamda, döviz kurunun etkisi ile artan maliyetlerin yarattığı talep değil maliyet enflasyonun bir yansıması olarak içerde enflasyon yılı % 9 seviyelerine yakın tamamlayarak son 4 senenin zirvesine yükselidi. Enflasyondaki yükseliş nedeniyle para politikasını daha da sıkılaştırması ve faiz oranlarını artıması yönünde piyasa tepkisi ile karşılaşan Merkez Bankası, siyasi cepheden ise yeni dünya düzenine ayak uydur yönünde bir telkin ile karşı karşıya kalıyor. Bu da aslında Çin’in de, Avrupa Merkez Bankası’nın da yapmaya çalıştığı kuru değersizleştirerek rekabet avantajı yaratmak ve ihracat ile büyümek isteği ile örüşüyor. Bu bağlamda Türkiye’nin yapısal reformlarla yeniden dönerek katma değer yaratacak teknoloji endeskli üretime geçerek kalıcı büyümenin önünü açması gerektiği, kalıcı bir hikaye yaratması durumunda dünyada halen daha var olan likidetinin Türkiye’ye geleceği (tıpkı Hindistan’da olduğu gibi) ve kurun bir denge noktasına oturarak enflasyonun da toparlanacağı inanışı hakim. Bu sıcağı sıcağı tartışmaların bir yansıma olarak 19 Ocak günü sonuçlanacak olağan TCMB toplantısını yakından takip edeceğiz. TCMB’nin özellikle piyasa tarafından yanlış iletişiminin sonucu olarak Aralık toplantısında beklediği faiz artırımının gelmemesi ve devamında TCMB’nin para politikası duruşunu faiz koridorunun üst bandında kesintiye giderek “sadeleştirme” adımına geçeceği yönünde verdiği sinyal ister istemez tedirginlik yaratıyor. Netice itibarı ile enflasyonun 4 senenin zirvesine çıktığı; FED’in 9 yıl aradan sonra faiz arttırdığı ve 2016 yılında 4 kez 25paun faiz artıracağı yönünde beklentisini açıkladığı bir ortamda, TCMB’nin faiz indirimi yönünde bir karar alması ister istemez TL ve TL cinsi yatırım araçlarını spekülatif ataklarla karşı karşıya bırakabilir.
Türkiye özelinde Salı günü meydana gelen elim terör saldırısını bir kez daha bu satırlar aracılığı ile lanetliyoruz. Özellikle canlı bombanın Türkiye’nin önde gelen turistik mekanı olan Sultanahmet yada İstanbul’u seçmesi ve dahası Alman turistleri hedef alması oldukça manalı. Rakamlarla baktığımızda, Türkiye’ye en fazla turist gönderen ülkenin Almanya ve sonrasında Rusya olduğu düşünülürse, Alman vatandaşlara yönelik terör atağı ve Rusya ile gerilen ilişkileri turizm gelirlerine 2016 yılında sekte vurabileceğini düşünüyoruz. Özellikle petrolün serbest düşüşe geçtiği bir ortamda olumlu yönde etkilenen cari açık, turizm gelirlerinin azalması ile negatif yönde etkilenebilir.
Salı günü yaşanan terör saldırısı ardından Türk mali piyasalarının pek de sarsılmadığını görüyoruz. Aslında şu anda etkileşimin ana kaynağı iç dinamiklerden daha çok yurtdışı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Borsa Istanbul Salı günün artı kapatması ardından dün sabah saatlerinde Çin’den gelen ve yüreklere günler sonra su serpen beklentilerden daha iyi ticaret rakamlarına paralel günü olumlu tamaladı. USD/TL kuru 3,05 seviyesinde bulunan teknik seviyeyi test etmesi ardıdan aşağıda 3,0060 seviyesne kadar gevşeme gösterdi. USD/TL kuru açısından yukarda tüm zamanların en yüksek seviyesi olarak görülen 3,06 – 3,07 seviyeleri takip edilebilir. Aşılması durumunda 3,10 seviyesi gündeme gelecektir. Aşağıda ise psikolojik 3 seviyesinin kırılması durumunda 2,9750 seviyesi alım fırsatı verebilir.
Aşağıda grafiksel olarak gösterdiğimiz petrol fiyatlarında meydan gelen sert geri çekilmenin yarattığı ihraçatçı ülke ve şirketler üzerinde değer kayıplarına paralel ABD borsaları geceyi sert değer kayıpları ile tamamladı. ABD kapanışına paralel Japonya borsasının da sabah saatlerinde % 3 aşağıda tamamladığını görüyoruz. Mali piyasaların gündeminde bugün İngiltere’de açıklanacak faiz kararı (değişim beklenmiyor) ve ABD’de haftalık isşizlik başvuruları takip edilebilir.
Ø Petrol fiyatarı son 12 senenin dibine indi
Kuzey Denizi petrolü Brent’in varil fiyatı 30 doların altına kayarak serbest düşüsünü sürdürüyor. Lehman Brothers’in çöküşü ile başlayan (1) 2008 ekonomik kriz yılı ardından dünyada ekonomik aktivitenin zayıflamasına paralel pertrole olan talebin azalması, (2) ABD Merkez Bankası’nın uzun yıllar %0 faiz ile para dağıtmasının yarattığı yeni iş alanların arayışının bir sonucu olarak kazılan petrol kuyularının yarattığı üretim artışı (3) fiyatların düşmesine rağmen kaya gazı ve alternatif enerjiye piyasa payı kaptırmamak adına üretimin hız kesmemesi (4) böylelikle arzın talebin üzerinde çıkması (5) Rusya’nın bölgede tehdit oluşturmasınını engellemek adına fiyatların bilinçli bir şekilde bastırılması (6) Wolksvagen krizinde görüleceği üzere yakın gelecekte elektrikli araçların fosil yakıların önüne geçeceği ve (7) halen daha alıcısı varken üretilip satılma yönünde üreticilerin belki de istekli tavrı petrolün varil fiyatını Haziran 2014 $115 dolar varil seviyesinden bu sabah $28 seviyelerine kadar düşürdü. Yeni kaleme alınan raporlar, “sudan ucuz” söylemi ile petrolün varil fiyatının $10 dolar seviyesine gidebileceğini yazıyor. Şu anda düşen bıçak misali kimsenin el sürmediği petrolün mutlaka bir yereden düzeltme yapacağını düşünüyorum.
.png)
Ø GBP/USD
2014 yılında faiz artırımına en yakın ülke olarak görülen İngiltere’nin düşen enerji fiyatları nedeniyle gerileyen enflasyona ve akabinde bir miktar da olsa gücünü kaybeden makroekonomik verilere paralel yatırımcıların gözde para birimi olmaktan son günlerde uzaklaştığını görüyoruz. Sterlin bu sabah 1,44 seviyesinin altına geçerek neredeyse son 6 senenin en düşük seviyelerine geriledi. Temel nedenlerin ötesinde, İngiltere’nin Avrupa Birliğinden çıkma yönünde referanduma gideceği beklentisi (Britain Exit – BREXIT) haliyle sterlin üzerinde de ciddi anlamda baskı kurmaya devam ediyor. Sterlinde kısa vadede düşüş eğilimli seyir ağır basıyor olsa da, orta ve uzun vadede faiz artırımına yine en yakın görülen ülke olan İngiltere için dip seviyelerin alım fırsatı olarak okunması gerektiğini düşünüyoruz. Bu bağlamda Mayıs 2010 döneminde test edilen 1,4230 seviyesi dikkatle takip edilebilir.

Ø GBP/TL
Sterlinin dolar karşısında son 6 senenin dibinde gerilemesi paralel GBP/TL kuru da, TL’nin zayıf seyrine rağmen 4,35’li seviyelere geriledi. Teknik bir bakış açısı ile 4,2800 seviyesinin sterlin almak isteyen yatırımcılar tarafından kollanabileceğini düşünüyoruz.

































