ABD'de Cuma günü açıklanacak istihdam raporu haftanın en önemli verisi olarak takip edilecektir
FED’in adım adım Ekim veya Aralık ayında faiz artırmaya doğru ilerlediğini görüyoruz
Faizin artabilecek olması aslında dünya ekonomisi için olumlu bir gelişme olduğunu da söylemek gerekiyor
Türkiye cephesinde ise gerek içsel sorunlar, gerekse dışsal faktörlerin birleşimi nedeniyle bardağın dolu kısmının olmusuz tarafta kalmaya devam ettiğini söyleyebiliriz
Volkswagen skandalının yarattığı tahribat ve bulaşma etkisi sanıldığından daha yüksek olabilir. Akşam ABD, sabah ise Asya borsalarında ciddi satışların yaşandığını not edelim
Ø Piyasa Özeti ve Yorumu
Uzun sayılabilecek bayram tatili dönüşünde mali piyasaların gündeminde dışarda FED’in faiz artırım süreci ve Çin cephesinden gelen durgunluk sinyalleri; içerde ise siyasi belirsizliğin yarattığı türbülans ve güvenlik endişelerinin piyasanın ana temasını olmaya devam ettiğini görüyoruz. Aslında bizler kadar siz değerli yatırımcıların da, aynı konular üzerinden devam eden tartışmadan sıkıldığınızı rahatlıkla söyleyebiliriz. Kabaca Mayıs 2013’den beridir başlayan bol para döneminin biteceğine yönelik FED’den gelen sinyal ardından piyasalar 2014 yılından beri ha bu ay ha önümüzdeki ay faiz artıracak diye diken üzerinde duruyor. ABD cephesinde açıklanan sağlam makroekonomik veriler ve bunun yanısıra kriz döneminin öncesine gerileyen işsizlik oranı, ekonomi için canlı sinyaller verirken, emtia fiyatlarının gölgelediği enflasyon ise kafa karışıklığı yaratmaya devam ediyor. Aslında, FED’in faiz artırmakta geç kalması, hamle yapmasını da güçleştirmeye başladı. Hatırlanacağı üzere Haziran ayında patlak veren Yunanistan’ın EURO’dan çıkma tehdidi ile başlayan riskten kaçış eğilimi, son aylarda ise Çin kaynaklı büyüyememe endişe ile FED’in adım atmasını engellemişti. Hal böyle olunca, dünyanın en büyük ekonomisi dahi, küresel sorunları bahane ederek faiz artıramıyor olgusunu perçinleyerek yatırımcı algısında da bozulmaya yol açtı. Nihayetinde, dünyada sorunlar bir türlü bitmediği gibi, deflasyonist ortam ve büyüyememe sorunları da tüm dünyayı sardı. Mesela son dönemlerde konuşulan Çin’e bakmak gerekirse: 1990’lı yılların başında % 15 civarında büyüyen Çin ekonomisi, kriz yılı olarak görülen 2008 öncesinde de 1990 yıllarındaki performasını yakalamasına rağmen, son yıllarda istrikrarlı büyüme patikasını kaybederek potansiyel olan çift haneli büyüme yerine % 7 seviyelerinde büyüme kaydetmeye başladı. Özellikle 2008 sonrasında ve Lehman Brothers’in çöküşü ile başlayan süreçte dünya ekonomilerinde görülen zayıflama, Çin’in ihracatına da balta vurmak kaydı ile küçülmeye destek oldu. Akabinde, tüketim alışkanlığı düşük olan iç piyasaya yönelen Çin’in yapmış olduğu yatırımların da atıl kalması ile son aylarda Çin dünya piyasasının gündemine oturdu. Haliyle, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi ve belki de uçağı havada tutan yegane motorun da teklemeye başlaması tedriginliğin ana sebebi oluyor. Elbette, dünaya talebinde görülen düşüş ve beraberinde dünyanın en büyük emtia ithalatçısı olan Çin’in emtia talebini kesmesi ile birçok değerli metal ve elbette petrol fiyatları ciddi anlamda değer kaybederek söz konusu piyasalarda ihraçatçı konumunda olan ülkelerin de teklemesine neden oluyor. Bunun başında Rusya ve Kanada’yı sayabiliriz. İşte bütün bu kafa karışıklığı ve birbirini tetikleyen gelişmelere paralel faiz artırma konusunda geç kalan FED’in de adım atamasını engelliyor. Dünya talebinde görülen düşüş, FED’den beklenen faiz artırımı nedeniyle paranın gelişmekte olan ülkelerden çıkarak gelişmiş ekonomilere dönmesi, dış finansman bağımlısı olan gelişmekte olan ülke para birimlerini adeta yangın yerine döndürdü. Mesela, uzun bir süredir yolsuzlukla mücadele eden, yükselen enflasyona karşı dünyada en yüksek faizi sunan, buna rağmen küçülen ekonomisi ve bozulan makroekonomik verileri ile yatırım yapılabilir notunu kaybeden Brezilya ve para birimi Real psikolojik bir seviye olarak görülen 4 seviyesini de aşarak bayram tatilinde 4,2 seviyesini test etmiş. Benzer bir şekilde, Güney Africa Randı’nın da 14 seviyesinin üzerine yükselerek tüm zamanların zirvesini test ettiğini görüyoruz. Durum böyle olunca, yan kulvarda koşan para birimlerinde görülen değer kayıplarına karşı duyarsız kalamayan Türk Lirası’nın da bayram tatilinde 3,07 seviyesini aşarak tarihi zirveyi bir kademe daha yukarıya taşıdığını görüyoruz. Kur cephesinde görülen yükseliş elbette faiz cephesine de sirayet etti. 2 yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi % 11,58 seviyesine yükselerek son 1,5 yılın zirvesini test etti. Benzer bir şekilde BIST100 endeksinin de yurtdışı borsalarda görülen kayıplara paralel dün günü 73,300 seviyesinden tamamladığını söyleyebiliriz.
Aslında buraya kadar olan kısım, biraz daha geniş bir bakış açısı ile son haftaların ve belki de bayram tatilinin özeti olsa da, geçen hafta konuşan FED Başkanı Yellen’in açıklamaları piyasalarda farklı bir yansıma buldu. İletişim politikasını etkin bir silah olarak kullanan FED Başkanı Yellen, bu yıl içerisinda faiz artırımlarına başlanması gerektiğini düşünenlerden olduğunu söyledi. Haliyle, ilk parakrafta da belirttiğimiz üzere, işsizlik oranı kriz dönemi öncesine dönen ABD ekonomisinin bile deniz aşırı ülkelere bakarak faiz artıramakta zaman kazanmaya çalışmasının yarattığı yatırımcı güvensizliği yerine, bizzat FED Başkanı’nın faiz artırımı ile ilgili güçlü söylemleri gözlerden kaçmadı. Bu bağlamda olağan bir şekilde 27-28 Ekim ve 15-16 Aralık tarihlerinde toplanacak FED’den artık para politikasını normalleştirmesini bekleyebiliriz. Bu bağlamda Cuma günü ABD'de açıklanacak olan resmi istihdam raporu piyasalara ışık tutacaktır.
Volkswagen skandalı ardından emtia üreticilerinden birçok otomativ firmasına varan geniş bir yelpaze satış baskısı ile karşı karşıya kalarak küresel risk iştahını da negatif etkliyor. Bu bağlamda, yeni gün başlangıcında Asya piyasalarında satıcılı bir havanın hakim olduğunu görüyoruz. Dün Çin'de sanayi firmalarının karlarının son dört yılın en hızlı düşüşünü yaşadığını gösteren veriler üzerine ABD borsaları geceyi % 2 – 3 civarında düşüşle tamamlarken, sabah saatlerinde Asya borsalarından da havanın tatsızlaştığını görüyoruz. Gösterge endeks Tokyo borsası % 4 aşağıda işlem görerek son 3,5 yılın en zayıf seviyelerine kadar geriledi. Olumsuz havaya paralel günün pek de iyimser geçmeyeceğini tahmin ediyoruz. USD/TL kuru biz tatildeyken 3,07'li rakamlara varan bir yükseliş kaydetmesi ardından bu satırları yazdığımız sabah erken saatlerde de benzer seviyelerin kıyısında bulunuyoruz. Yaklaşan genel seçimlere paralel havanın her an düzelme veya daha bozma ihtimali olduğunu düşünüyoruz. Mesela, seçimler yaklaşırken, olası bir koalisyon fiyatlamasının oluşması kur cephesinde geri çekilmelere imkan tanıyabilir. Ama bardağın dolu tarafı, bir çok bilinmez ve kafa karışıklığı nedeniyle olumsuz kalmaya devam edecek gibi görünüyor. Bugün ABD'de açıklanacak olan tüketici güveni ile konut satışları takip edilebilir.
































