FED faiz oranlarını beklenildiği gibi değiştirmezken, küresel gelişmeleri yakından takip ediyorum mesajını verdi
Çin kaygıları nedeniyle FED’in tonunun beklenildiği üzere görecei olarak “güvercin” olduğunu görüyoruz
FED önümüzdeki dönemde faiz artırımlarında olası bir duraksama için kendine konfor alanı sağladığı yorumuna varıyoruz
FED’in faiz artırmaması mı artıramıyor olması mı bence sorulması gereken en önemli sorusu!
Küresel piyasalarda dün gün boyu devam eden FED iyimserliğinin toplantı ardından hız kestiğini görüyoruz
2016 yılının direksiyonun başına FED’dan daha fazla Çin’in oturacağını tahmin ediyoruz
Gözler yarın sonuçlanacak ve ilave parasal genişlemeye gitmesi beklenen BOJ (Bank of Japan) toplantısına çevrilmiş durumda
Ø Piyasa Özeti ve Yorumu
Seneye, Asya piyasalarını önderliğinde oldukça sert bir başlangıç yapan küresel piyasalara paralel Salı günü başlayan ve dün akşam sonuçlanan FED’in olağan FOMC (Federal Açık Piyasa Komitesi) toplantısı tahmin edildiği üzere “küresel gelişmelere” atıfta bulunulması ile “güvercin” bir tonda sonuçlandı. Gerek FED toplantısına yönelik beklentiler, gerek Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) geride bıraktığımız hafta sonuçlanan toplantısında vermiş olduğu Mart ayına yönelik yeni bir gevşeme siyali, gerekse yarın sonuçlanacak Japonya Merkez Bankası (BOJ) toplantısı öncesinde var olan deflasyon riskine karşı yine parasal genişleme beklentisi haliyle likidite bağımlısı olan küresel piyasalarda iyimserliğe neden oldu. Aslında dünya ticareti daralırken, dünay ekonomik olarak daha yavaş dönüyor. 2008 yılında patlak veren küresel kriz ardından devreye giren ve bir türlü çıkamayan Merkez Bankaları göz ardı etmemek gerekiyor. Sağlıklı büyüme için hükümetler tarafından atılması gereken yapısal reformların yerine çözümün para politikası ekseninde aranması, tıpkı Türkiye özelinde olduğu üzere, dünya genelinde de henüz değişmedi. BOJ’un yanılmıyorsam altı veya yedince kez parasal genişlemeye gitmesine rağmen deflasyon riski henüz atlatılamadı. Tasarruf ağırlıklı ve yaşlı nüfüs nedeniyle tüketemeyen Japon’dan beklenen parasal genişleme adımı ve belki de Çin’de yaklaşan tatil nedeniyle Asya kanadından gelecek negatif havanın yavaşlayacak olması son iki gündür yaşanan iyimserliği bir yere kadar anlatmaya yetiyor.
Akşama dönmeden önce hatırlanacağı üzere Aralık ayında kabaca 9-10 yıl aradan sonra ilk kez faiz oranını 25 baz puan yükselten FED’in projeksiyonları 2016 yılına yönelik 4 kez daha faiz artırma yönünde idi. Bu bağlamda her çeyrek 25 baz puan faiz artıması beklenen FED’in projeksiyonu ile piyasanın 2 kere 25 baz puan olmak üzere beklediği artırımlar arasında farkın şimdilik piyasa leyhine devam ettiğini görüyoruz. Haziran 2014’de 4 trilyon dolara yükselen Çin’in rezerv fazlasının son dönemlerde hızla azalmaya başladığını görüyoruz. Sermaye çıkışlarının 1 trilyon doların üzerinde olduğu ve Yuan’ın devalüasyonu (devlet eli ile değersizleştirme) ile yükselen faizleri baskılamak adına atılan açık piyasa işlemleri ile sağlanan likidite ile rezervlerin de hızla erimeye devam ettiğini görüyoruz. 2016 yılında kanımca dünyayı bekleyen en büyük risk FED’in faiz artırımından ziyade Çin’den gelecek kötümser haberler olacağını düşünüyoruz. Hoş ya FED’in de faiz artırması için Çin cephesinden de iyi haberler gelmesi gerekiyor.
Dün akşam sonuçlanan olağan FED FOMC toplantısının da söz konusu endişeleri satır aralarına taşıdığını görüyoruz. FED, küresel piyasaları “yakından takip ettiğini” söyleyerek, borsalardaki satışları göz önüne aldığını fakat bu yıl parasal sıkılaşmaya gitme planlarını terk etmeye henüz hazır olmadığı sinyalini verdi. Küresel ekonomide görülen yavaşlamanın ABD ekonomisi üzerinde etkisini gösterebileceği endişelerini ortaya çıkamasından dolayı FED’in akam yumuşak bir ton kullancağı geniş bir kitle tarafından bekleniyordu. FED politika yapıcıları kademeli faiz artışlarına rağmen ekonominin ılımlı bir büyüme ve istihdam piyasasının da güçlenme eğilimini sürdürdüğünü söyleyerek, Mart ayında bir faiz artışının tamamen ihtimal dışında olmadığı sinyalini vermeye çalışsa da, Aralık ayında yapılan ilk faiz artışı ardından ikinci faiz artışının Haziran ayına kaldığı yönünde bir kanıya vardık. Yapılan açıklamada “Komite küresel ekonomik ve finansal gelişmeleri yakından takip ediyor ve bunların istihdam piyasası ile enflasyon üzerindeki etkilerini değerlendiriyor” denildi. FED’in kararı ardından, dün gün içinde okuduğumuz bir çok raporda işaret edildiği üzere büyük bir iyimserlik olmadı. Mesela, toplantı öncesinde, USD/TL kurunda, psikolojik 3 seviyesinin aşağı yönlü geçilmesi ve zarar durdur yönünde uzun pozisyon taşıyan emirlerin çalışması ile 2,9875 seviyesine varan bir geri çekilme görülse de, toplantı ardından kurun yeniden 3 seviyelerinde yön aradığını görüyoruz. ABD piyasalarında ise, FED’in temkinli açıklamaları ile önde gelen borsalar geceyi % 1’in üzerinde düşüşle tamamladı.
Yeni gün başlangıcında ise Asya cephesinde havanın temkinli olduğunu görüyoruz. Gösterge endeks Nikkei borsası % 0,7 aşağıda işlem görürken, piyasaların barometresi haline gelen Şangay borsası ise yaklaşık % 3 aşağıda işlem görüyor. Diğer önemli bir gösterge olan petrolde ise 32,50 dolar seviyelerine yakın seyir devam ediyor. Petrolün yakın vadede göstereceği seyir piyasaların gidişatını tayin edecektir. Arz talep dengesinin temel faktör olduğu düşüşte güçlü doların da önemli bir rol oynadığı unutulmamalıdır. Dünya ticaretinde görülen zayıf seyir ve petrole olan talebin düşük seyretmesi nedeniyle satış baskısının devam etme ihtimali korunuyor. Haliyle, petrol ihraç eden ülkelerin olumsuz seyri ve beraberinde üretici şirketlerin de operasyonlarının tehlikeye girmesi dolayısıyla şirket hisse senedi fiyatlarında görülen geri çekilme moralleri bozmaya devam ediyor.
FED kararı ardından kararsız bir güne başlıyoruz. FED toplantısı sonrasında yarın BOJ ve devamında Çin’de başlayacak tatilin negatif haber akışını sakinleştireceği beklentisi ile riskli varlıklarda bir miktar daha toparlanma görülebileceğini düşünüyoruz. Ancak, riskler tüm çıplaklığı ile ortada duruyor. Her ne kadar Türkiye şu anda düşük petrol fiyaltarı ile cari açık kanalından olumlu etkilense de, bağışıklığı göreceli olarak düşük olduğundan, küresel risklere karşı kırılganlığı epeyce fazla. Bu bağlamda, Çin özelide devam eden endişelerin artış kaydeceği ana beklentimizden hareketle, özellikle USD/TL ve EUR/TL kurlarında anlamılı geri çekilmelerin riskli pozisyonların kapatılması hatta döviz ihtiyaçlarının kapatılması yönünde kollanabileceğini düşünüyoruz.
Ø EUR/TL kurunda 3,24 seviyesi yıkılmadan aşağı seviyeleri beklememek gerekiyor. Yukarda 3,35 – 3,37 aralığı hedef olmaya devam edecektir
.png)
Kaynak: Reuters
Ø USD/TL kurunda aşağıda 2,9650 yukarda ise 3,0750 aralığı geniş bandın alt ve üstünü temsil ediyor

Kaynak: Reuters
































