Dağlıca’da meydana gelen elim terör olayları güvenlik endişelerinin daha da tırmanmasına neden oldu. Hepimizin başı sağolsun
Sabah Asya piyasalarında, likiditenin sığ olduğu dakikalarda, moral bozukluğunun da yardımı ile USD/TL kuru 3,05 seviyesine yaklaşarak yeni bir rekor daha kırdı
Terör olaylarının yanısıra devam eden siyasi belirsizlik ve FED’den beklenen faiz artırımı TL’de değer kaybının daha da şiddetlenmesine neden oluyor
Cuma günü açıklanan ve alt kalemleri oldukça güçlü görünen ABD istihdam raporu ardından piyasalar 16-17 Eylül tarihindeki kritik FED toplantısını bekliyor
TL’nin kontrolsüz bölge olarak görülen psikolojik 3 seviyesinin ötesinde her türlü sonuca gebe olduğunu düşünüyoruz
Piyasa Özeti ve Yorumu
İki haftalık ayrılığın ardından bu satırlarda yeniden bir araya gelirken hem içeride hem de dışarıdan iç açıcı bir tablo devralmadığımızı gözlemliyoruz.
İçerde elim terör olaylarının ardı arkasının kesilmemesi ve koalisyon görüşmelerinin sonuçsuz kalması ile birlikte yeniden seçime gidecek Türkiye’nin yatırımcı cephesinde yarattığı kafa karışıklığı ve haliyle artan belirsizliğe yurtdışı kaynaklı risklerin de eklenmesi, TL ve TL cinsi yatırım araçları üzerinde yıkıcı bir etkiye neden oldu.
Suriyeli mülteci küçük kardeşimiz Aylan Kürdi’nin kumlar üzerinde yatan canısız bedenine karşı tüm dünyanın kafasını kuma gömmesi ve görmezden gelmesi, dün akşam Dağlıca’da PKK tarafından yola döşenen mayının patlatılması sonrasında sayısı belli olmayan şehit kardeşlerimizin gölgesinde haftaya moralsiz bir şekilde başlayan Türk Mali piyasalarında TL’nin rekor düşük seviyelere gerilediğini görüyoruz. Hiçbirşeyin insan hayatının üzerinde olmadığı ve bu satırlarda savaş ve terör olayları ile finansal piyasaları birbirine ilişkilendirmekten bizler de hoşnut olmasak da, görevimiz gereği, ekonominin geneline yansıyan iyi ve kötü tüm habeleri bir araya getirmek zorunda kalıyoruz. Tüm toplumu derinden etkileyen mülteci dramı ve elim teörör olaylarının bir daha tekrarlanmamasını diliyoruz. Yukarda da dediğim gibi maalesef pek iç açıcı bir tablo ile karşı karşıya değiliz.
Yıla aslında oldukça iyi bir başlangıç yapan Türk Mali piyasaları, maalesef devamının iyi getiremiyor. Rusya’ya yönelik yaptırımların sonucu olarak görülen petrol fiyatlarında yaşanan çöküşün, son aylarda Çin kaynaklı başlayan ve küresel mali piyasaları saran büyüyememe endişesi ile dünya geneline sirayet etmesinin yarattığı riskten kaçış eğilimi, gelişmekte olan ve yurtdışı finansman ihtiyacı olan yada tasarufları yeterli olmayan gelişmekte olan ülke para birimlerinde daha da sert hissedilmeye başlandı. Yukarda da anlatmaya çalıştığımız üzere, Türkiye’de bozulan huzur ortamı ve uzunca bir süredir korunan siyasi istikrarın kaybolması dahası, enfasyonla mücadelede en önemli silahı olarak görülen faizi kullanamayacağı anlaşılan Merkez Bankası’nın da her gün bozulan ortama kurtarıcı olarak müdahale edememesi, TL ve TL cinsi yatırım araçlarında satışları tetiklemeye devam ediyor. Aslında, Rusya yaptırımlarının bir parçası olarak yıl başında görülen petrol fiyatlarında yaşanan düşüş, yılın ikinci yarısında Çin kaynaklı endişeler ile yerini daha düşük seviyelere terk etti. Hatırlanacağı üzere dünyanın en büyük ikinici ekonomisi ve en büyük emita ithalatçısı olarak görülen Çin’in son yıllarda görülen göreceli zayıf büyüme performansı ardından dünyanın da zayıf bir büyüme içerisinde olduğu endiseşi fiyatlanmaya başlandı. Çin’de aslında yeniden bir yapılanmanın yaşandığını görüyoruz. Gölge bankacılık anlamında kapalı ekonomisi ve sağlıklı olmayan makroekonomik verilerine paralel kredilere yönelik alınan tedbirler bir taraftan büyümeye sekte vuruken, 2008 Lehman krizi ardından düşen dünya talebine paralel içeriye yönelen Çin, ekonomik aktiviteyi iç talep ile canlandırmak adına birçok adım attı. Ancak, tüketim alışkanlığı zayıf olan Çin halkı nedeniyle yapılan yatırımların atıl kalması sonrası artan iç borç ve bu bağlamda borsada yaşanan yükselişin balon olduğu endişesinin yarattığı çöküş dünya genelinde uçağı uçuran yegane motorlardan birinde de sorun çıktı algısı yaratarak küresel büyüme endişesini daha da perçinlemiş oldu. Çin'in bu arada rekabet avantajı yakalamak için para birimini devalüe etmesinin ardından Yuan’ın da yavaş yavaş piyasa şartların paralel belirleneceği beklentisini oturmaya başladı. Biz Çin’de yazılan ve konuşulanlar kadar vahim bir tablo olmadığını, Çin’in yeniden yapılanma içinde olduğunu düşünüyoruz. Yine’de Çin’den gelecek habaler tüm dünyayı yakından etkilemeye devam edecektir.
Çin endişlerinin yarattığı küresel büyüyümeme endişelerinin FED’den beklenen faiz artırımını öteleyeceği beklentisi ile geride bıraktığımız iki haftalık ayrılık diliminde anlaşılması zor olsa da 1,17 seviyesine yükselen EUR/USD paritesi, Cuma günü açıklanan önemli ve kritik istihdam raporu arından dolar yönünde düzeltme kaydederek yeniden 1,11’li seviyelerde denge aramaya başladı. Parite’de aşağı yönlü beklentimizi korumaya devam ediyoruz. Özellikle 1,08 seviyesinin aşağı yönlü kırılması ardından yılsonuna doğru 1,05’li seviyeleri hedeflemeye devam edeceğiz. Gelelim geride bıraktığımız Cuma gününe. Aslında geçen 2 haftayı kapsayacak bir çok gelişme olsa da, piyasalar açısından FED’in yaklaşan kritik toplantısına ışık tutacak düzeyde olan ve Cuma günü açıklanan istihdam verisinin manşet rakamı beklentilerin alıntda kalsa da, verinin alt kalemleri özünde net sayılabilecek bir mesaj veriyor. İstihdam penceresinden yaklaşmak suretiyle ekonominın kriz öncesi dönemlere neredeyse ulaştığını görüyoruz. Keza, işsizlik oranı % 5,1 seviyesine geriledi. Bu pencereden yaklaşmak suretiyle FED’in yavaş yavaş rakamı 4,5 trilyon dolar olan bilançosunu % 0 faiz ile daha fazla yürütemeyeceği ve faiz artırımının zamanın geldiği hatta geç bile kalındığı; faiz oranlarının normalleştirilmemesi durumunda ve geç kalınması halinde küçük artırımların da işe yaramayacağını düşünüyoruz. Cuma günü açıklanan tarım dışı istihdam verisinin alt kalemlerinde saatlik ücretlerde yaşanan yükselişin de enfasyon kanadından bakışdığından kıpırdanmanın başladığı yönünde algılanması ardından doların küresel olarak değer kazandığının not etmek gerekiyor. Bu bağlamda, 16-17 Eylül tarihinde düzenlenecek olağan FOMC toplantısında faiz artırım ihtimalinin halen daha masada olduğunu düşünüyoruz.
Türkiye cephesinde bültenimize başladığımız saatırlarda da belirttiğimizi üzere yas ve üzüntü hakim. Uzunca bir süredir korunan güven ve istikrar ortamının seçimler ardından hızlıca bozulmasına paralel sabah Asya piyasalarında likiditenin de düşük seyrettiği bir ortamda USD/TL kuru 3,05 seviyesine yaklaşarak tüm zamanların en yüksek seviyesini test etti. Makroekonomik temellerin dışında gelişen elim olaylar karşısında yorum yapmanın oldukça güç olduğunun altını çizmek gerekiyor. Risklerden ve panik işlemlerden uzak durmak gerekiyor. Yapılacak açıklamaları takip etmekte fayda var. TL’de görülen muazzam değer kaybına paralel 3,05 – 3,10 aralığı dövizi olan yatırımcılar tarafından ölçülü olarak TL yönünde pozisyon açmak için kollanabileceğini düşünüyoruz. Bugün için söylenebilecek tek kelime ise başımız sağolsun.
































