Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Ekonomi

Değirmencioğlu’nun günlük ekonomi yorumu!

Petrol fiyatlarında devam eden sert gerileme risk iştahını azaltmaya başladı

Her ne kadar düşen emtia fiyatları Türkiye’nin “işine” gelse de, riskten kaçıs eğilimine kayıtsız kalamadığımız da not etmek gerekiyor

Dahası küçücük bir çoğrafyaya dünyanın tüm silahlarının neredeyse yığılmaya başlaması jeopolitik riskleri ön plana taşımaya devam ediyor

ABD’de 10 yıllık bir ara ardından ilk faiz artırımına 7 gün kaldı. Piyasada kısmi tedirginliğin hissedilemeye başlandığını söyleyebilriz

Bu noktadan sonra FED’in faiz artırmaması süpriz yaratabilir

USD/TL kuru açısından yukarda 2,9365 – 2,9415 seviyeleri potaya yakın görünüyor

 

 Piyasa Özeti ve Yorumu

 

Geride bıraktığımız Cuma günü OPEC'in üretim kesintisine gitmeyerek “üretime devam” yönünde almış olduğu karar ardından petrol fiyatlar bir tur daha satış baskısına boyun eğdi. Kuzey denizi petrolü olan Brent’in varil fiyatı 38 dolar seviyesine gerileyerek küresel finans krizin dünyayı kasıp kavurduğu 2009 yılında test etmiş olduğu 36 dolar seviyesine iyice yaklaşmış oldu. Haliyle, petrol üreticisi ülkeler ve bunun yanısıra şirketlerin fiyat seviyelerinde görülen sert geri çekilmeye paralel operasyonel anlamda ciddi sıkınıtlar yaşamaya başladıklarını da yazılı raporlardan okuyoruz. Elbette konuyu sadece petrol fiyatlarındaki düşüşle sınırlamamak gerekiyor. Reuters CRB Emtia endeksine bakıldığında, içerisinde neredeyse tüm emtiaların bulunduğu endeks (bakınız grafik) 177 seviyesine gelerek 2002 yılından bu yana en düşük seviyeyi test etti. Dünya ekonomisinin çarklarının yavaş dönmeye devam ettiğini görüyoruz. Haliyle, emtia üreticisi / ihraçatcısı ülkeler her ne kadar söz konusu süreçten ciddi anlamda yara alsalar da, konuya daha mikro bazda bakıldığı zaman, şirkeler özelinde de operasyonel sıkıntılarıb / iflasların baş göstermesi kaçınılmaz görülüyor. Süreç böyle olunca, küresel borsaların enerji şirketleri öncülüğünde değer kaybetmesi, risk iştahını da aşağıya çekerken, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde de satış baskısı yaratıyor.

 

Bu argümanları destekler mahiyette, haftabaşı Çin'den gelen zayıf ticaret verileri ve ülkenin döviz rezervlerindeki sert düşüşün de göreceli tatsız kavaya tuz biber ektiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Havanın tatsız olduğu bir ortamda, 15 Aralık’ta toplanacak FED’in olağan para politikası toplantısı arıdından 16 Aralık gecesi FED’den 25 baz puan faiz artışı da piyasaları huzursuz etmeye devam ediyor. Geride bıraktığımız hafta açıklanan güçlü istihdam verisi ve bir önceki aya ait yukarı yönlü revizyon sonrası FED’in Aralık ayında faiz artırmaması artık büyük bir süpriz olacaktır. Bültenlerimizde birçok kez değindiğimiz üzere, FED’in Aralık ayında para politikasını ultra gevşek kıvamdan normaleşmeye doğru kaydırması beklenirken, akabinde ise, deniz aşırı ülkelerde görülen zayıf seyir, küresel düşük enflasyon nedenitle artırım hızının seri arıtırm tarzında olmayacağına şimdilik kesin gözüyle bakılıyor. Bu bağlamda, 10 yıl aradan sonra ilk artırım etkisi kısa soluklu şok etkisi yaratsa da, FED’in politika metnine koymasını beklediğimiz ileriye yönelik rehberliğin piyasalarda “tatlandırıcı” bir etki doğurmasını bekliyoruz. Jeopolitik risklerin tırmanmaması kaydı ile aslında 2016 yılının katastrofik veya aşırı karamsar bir yık olmasını beklemiyoruz. FED’in bebek yada kaplumbağa hızında devam edecek politika normalizasyonu, Avrupa Merkez Bankası’nın “ne gerekiyorsa yaparım” tarzında tutumu, Türkiye özelinde siyasi risk priminin azalması ardından hükümetten beklenen reform adımlarının gelmesi ve Türkiye’nin inandırıcılığı olan bir hikayeyi düşük enerji fiyatları ile yabancı yatırımcıya verebilmesi durumunda TL ve TL cinsi yatırı araçlarında değer kazanacak ciddi bir alanın oluduğunu söylemeden geçemeyeceğim.

 

Biraz daha genelden çemberi daraltmaya çalışırsak…Petrol ifyatlarının son 7 yılın en düşük seviyesine gerilemesi, Türkiye ile yaşanan siyasi krizi nedeniyle Rus Rublesi Aralık başına nazaran % 5,9; Cuma günü Fitch’in kredi notu indirimi ve S&P’nin kredi notu görünümünü negatife çekmesinin ardından Güney Afrika Randı % 2,30 değer kaybederek tüm zamanların en düşük seviyesine geriledi. Türkiye cephesinde ise, enerji ithalatçısı olmamız nedeniyle tam tersi yönde bir tablodan söz edemeyecek olsa da, yine de TL’de değer kaybının göreceli olarak az olduğunu söylemek gerekiyor. Küresel borsalarda devam eden değer kayıpları nedeniyle Borsa İstanbul’un da son günlerde zayıf bir seyir içinde olduğunu not edelim. Rus jetinin düşürülmesi ardından Rusya – Türkiye piyasalarında görülen satışlara yurtdışı faktörlerinde de eşlik etmesinin getirdiği satış baskısı ile endeksin dün 73bin seviyesine dayandığını görüyoruz. Seçim öncesi 30 Ekim Cuma gününü 79,400 puan seviyesinden kapanan borsanın son günlerde seçim öncesi döneme tekrar gerilediğini görüyoruz. Kur cephesinde ise, teknik manada 2,9150 seviyesinin etrafında salınım devam ediyor. Dün gelişmekte olan ülke para birimlerinde görülen sert değer kayıpları ile günün ikinci yarısında 2,9240 seviyelerini test eden Türk Lirası, geceyi 2,9150 seviyesinin altında tamamladı. Her ne kadar yukarda da belirttiğimiz üzere, cari açık ve enflasyonla mücadele anlamında enerji fiyatlarında gerileme Türkiye’nin oldukça işine gelse de, TL’nin göreceli olarak güçlü kalabildiğini ancak satış baksından bir miktar da olsa nasiplendiğini görüyoruz. Bu bağlamda, kurun 2,91’li seviyelerine iyice yerleşmesi durumunda yukarda 2,9365-2,9415 seviyeleri ilk; akabinde de 2,9640 seviyesi hedef sahasında olacaktır. Havanın olumluya dönmesi durumunda ise, TL’nin deüğer kazanımında daha hızlı koşacağını düşünüyoruz. Bu bağlamda 2,8750 seviyesinin aşağı yönlü kırılması ile daha aşağı seviyeleri konuşabileceğiz (bakınız grafik). Üzücü olan kısım ise, dünya enflasyon üretmek için adeta enflasyon doğasına çıkıp tüm para politikası enstrümanlarını seferber ederken, petrolün 2009 kriz yılına döndüğü bir ortamda dahi, Türkiye özelinde çekirdek göstergelerdeki bozulma devam ediyor. Bu bağlamda, kur cephesi göreceli dirençli kalırken, borsa ve faiz tarafı için aynı söylemlerde bulunamıyoruz. Gösterge tahvilin bileşik faizi dün % 10,77 seviyesine yükseldi. Yabancı yatırımcının enflasyonun yüksek seyrettiği bir ortamda tahvil piyasasına yeteri kadar ilgi göstermediğini not etmek gerekiyor.

 

Bugüne dönersek, ABD borsalarının geceyi değer kaybı ile tamamlaması ardından sabah saatlerinde Asya piyasalarında hakim rengin yine kırmızı olduğunu görüyoruz. Mali piyasların gündemi bugün oldukça zayıf. Sabah saatlerinde Almanya’da açıklanacak ticaret rakamları takip edilebilir. Yarın ise Türkiye’de açıklanacak cari açık verisi önemli olacaktır keza geride bıraktığımız ay ilk kez 2009’dan bu yana cari dengede fazla verilmişti. Jeopolitik riskler yanıbaşımızda, dışarda ise petrol fiyatları öncülüğünde hakim olan satıcılı seyir volatilitenin yüksek seyredeceğine işaret ediyor.

 

  USD/TL (günlük grafik)

 

USD/TL kurunda kırmızı kesik çizgiler ile sınırlı üçgen daralıyor. Üçgenin yukarı yönlü geçilmesi sırası ile 2,9415 ve 2,9640 seviyelerine varan yükselişin önünü açabilir. Olumlu havanın ağır basması durumunda ise aşağıda mavi kesik çizgiler ile devam eden destek bölgesi 2,8200 devreye girecektir.

 

Kaynak: Reuters

 

 Thomson Reuters CRB Endeksi (Emtia Endeksi)

İçerisinde Alüminyum, Kakao, Kahve, Bakır, Mısır, Pamuk, Ham Petrol, Altın, Kalorifer Yakıtı, Yalın Motorcular, Canlı Sığır, Doğalgaz, Nikel, Portakal Suyu, RBOB Benzin, Gümüş, Soya Fasulyesi, Şeker ve buğday bulunan endeks 2002’den beri en düşük seviyeye geriledi. Dünya ekonomisinin geçmişe oranla çok daha yavaş dönüyor!

Kaynak: Reuters

 

İktisatbank'ın sunduğu avantajlı döviz kurlarını piyasa ile eş zamanlı ve 24 saat kesintisiz takip etmek için lütfen tıklayınız.

https://www.iktisatbank.com/doviz-kurlari