Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Ekonomi

Değirmencioğlu’nun günlük ekonomi yorumu!

Küresel piyasalarda negatif faiz yeni normal olmaya başladı. Merkez Bankalarının da artık kontrolü yitirmeye başladığını düşünüyoruz

Avrupa Bankacılık sektörüne yönelik endişeler geride bıraktığımız haftanın ana gündem maddesini teşkil etti

“Maymun tatilinden” dönen Çin piyasalarındaki gelişmeler bugünden itibaren yeniden piyasaların ana gündem maddesi olacaktır

FED cephesinde ertelenen faiz artırımı hatta negatif faiz tartışmaları haliyle gelişmekte olan ülke para birimlerine destek oluyor

Daralan cari açık ve düşük seyreden petrol fiyatları Türk Lirası’na destek olmaya devam ettiğini söyleyebiliriz

Yükselen jeopolitik riskler, Avrupa Bankacılık sektörüne yönelik güven erozyonu ve küresel büyüyememe temasına karşı fiyat seviyelerinin gelmiş olduğu seviye oldukça ilginç

Gelişmekte olan ülke para birimlerinin tüm risklere karşı gösterdiği performans, korelasyonun zayıfladığına işaret ediyor

Bu olguyu riskli ve tehlikeli olarak yorumluyoruz. Döviz açık pozisyonların korumasız bırakılmaması gerektiği görüşümüzü yineliyoruz

 Piyasa Özeti ve Yorumu

Günaydın! Kısa bir dinlenme molası ardından yeniden okuyucularımız ile buluşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Geride bıraktığımız bir haftalık zaman dilimine küresel piyasaların gündeminin oldukça yoğun olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Genel olarak havanın bozuk, Avrupa bankacılık sektörüne yönelik güvenin sarsılmış, negatif faiz uygulaması ile ekonomileri büyütmeye çalışan küresel merkez bankalarının yavaş yavaş kontrolü kaybetmeye başladığı, oldukça riskli bir dönemim içinden geçtiğimizi düşünüyoruz. Avrupa bankalarının finansal durumlarına ilişkin kaygılar özellikle Alman Deutsche Bank önderliğinde zirve yaparaken, Deutsche Bank hisse senedinin gelmiş olduğu seviyenin 2008 küresel kriz dönemi seviyelerine sarktığını görüyoruz. Öte yandan, senelerdir büyüyemeyen ve resesyondan bir türlü kurtulamayan Japonya ekonomisinden gelen negatif faiz uygulamasına rağmen Japon Yen’nin değer kazandığını not etmek gerekiyor. Bir ülkenin para birimi negatif faiz verirken söz konusu ülkenin para birimi neden değer kazanır? Bunun aslında yegane cevabı riskten kaçış. Netice itibarı ile dünya ekonomileri büyüyemiyor. Atılmış olan adımlar veya yapılan yatırımların atıl kalması ve bunun yanısıra artan borca karşı merkez bankalarının ekonomiler canlandırmak adına yapabileceklerinin de sonuna gelindiği yönünde artan inanışlar haliyle güvenli limanlara olan talebi artırdı. Japonya’nın faiz negatife çekmesi ardından YEN’in kısa bir bocalama ardıdan dolar karşısında değer kazanarak 120 seviyelerinden 111 seviyelerini geride bıraktığımız hafta test ettiğini görüyoruz (son 15 ayın en düşük seviyesi). Avrupa cephesinde devam eden düşük büyüme ve düşük enflasyona karşı Avrupa Merkez Bankasından beklenen daha da negatif faiz ve beraberinde ilave parasal genişleme adımı yatırımcıların dolara sığınmasına neden oluyor. Ancak ABD ekonomisinin de özellikle dünyanın zayıf seyrine kayıtsız kalmayacağı görüşünden hareketle, FED’in de dolar değerlenmesine geride bıraktığımız haftalarda sözlü de olsa müdahale ettiğini not etmek gerekiyor. Aralık 2015’de faiz oranını neredeyse 10 sene ardından artıran FED politika yapıcıları, 2016 yılından da faizi 4 kere olmak üzere toplamda 100 baz puan daha artırabileceği projeksiyonunda bulunması ardından FED Başkanı Yellen, Senatoda geride bıraktığımız hafta yaptığı konuşmada gerekirse geri adım atabileceklerine işaret ederek negatif faiz tartışmlarına da atıfta bulundu. ABD ekonomisinde işsizlik oranının % 4,9, büyümenin sağlıklı, enflasyonun baz etkisi ile % 1,4 seviyesine gelmesi beklenen ve resesyondan uzak olunan bir ekonomide FED’den gelen negatif faiz tartışmalarını dolara sözlü de olsa müdahale olarak yorumluyoruz. Elbette, dünyada bu kadar risk peş peşe sıralanmışken, ana tema büyüyememe ve haliyle borcu nasıl çevirebiliriz olduğu bir ortamda konu gelip dayanıp bir cümle ile özetlenebiliyor: Kur savaşları! Riskten kaçan yatırımcının dolara sığınmasının en büyük örneğini ABD 10 yıllık devlet tahvillerinde görüyoruz. Aralıkta faiz artıran ve 2016‘da faiz artırımını gelecek verilerin gücüne bağlayan Amerikada 10 yıllık devlet tahvilin getirisi geride bıraktığmız hafta % 1,70 seviyesinin de altına sarktı. Benzer bir şekilde, 6 para birimine karşı değeri ölçülen dolar endeksi 95 seviyelerine kadar gevşedi. Küresel zayıf büyümeye karşı ABD dolarının yanısıra altın fiyatlarının da son haftalarda değer kazandığına dikkat çekmek gerekiyor. ABD’nin faiz artırımından gerekirse geri adım atabileceğini söylemesine bağlı olarak değeri dolarlar ölçülen altının altının da ons fiyatı 1,250 dolar seviyelerine kadar yükseldi (altının ons fiyatı yılı kabaca 1,050 dolar seviyesinde tamamlamıştı).

Yukardaki parakraftan da anlaşılacağı üzere, küresel ekonomide işler istenilen düzeyde ilerlemiyor. Zayıf büyümeye karşı borcu çevirebilmenin yegane yolunu yerel para birimini ucuzlatarak rekabet avantajı elde etme çabalarına karşı ana tema olan büyüyememe sorunu tüm çıplaklığı ile masa üzerinde durmaya devam ediyor. FED’den göreceli olarak güvercin tarzda yorumlanan açıklamalar ve faizin 2016’da daah önce projekte edildiği gibi artmayacağının anlaşılması üzerine getiri peşinde koşan paranın adresi yeniden yüksek getiri sağlayan gelişmekte olan ülke para birimleri oldu. Diğer bir deyişle, her ne kadar ortam kaotik olsa da, FED’in faiz artırımı yapamayacağı beklentisi ile gelişmekte olan ülke para birimleri gibi TL’nin de dolar karşısında güçlü bir duruş sergilediğini görüyoruz. Haftasonu Türkiye’nin Suriyedeki PYD hedeflerini top ateşi ile müdahale etmesi ve beraberinde Suudi Arabistan’a ait savaş uçaklarının İncirlik üssüne gelmeleri ve ısınan jeopolitik ortama karşı USD/TL kurunun sabah ilk işlemlerde 2,93 seviyelerinde sakin bir seyir izlediğini görüyoruz. Kur cepesinde 2,91 seviyesinin altına geçilmesi durumunda yeni bir fiyatlama kapısının açılacağı; 2,95 seviyesinin üzerinde ise psikolojik 3 seviyesnin yeniden gündeme geleceğini düşünüyoruz.

Yeni gün başlangıcında Asya cephesinde hareketli seyrin etkili olduğunu not edelim. Asya borsaları ve özelinde Japonya borsaları geride bıraktığımız haftada % 11 değer kaybetmesi ardından sabah saatlerinde ucuzlayan hisse senetlerine yönelik ilginin artması ardından % 7 civarında prim yaparak başlarken, yeni yıl tatilinde dönen Çin piyaslarında ise korkulan boyutta satışların etkili olmadığının görüyoruz. Sabah saatlerinde Çin’de açıklanan Ocak ayı dış ticaret verilerine göre ihracat dolar bazında geçen yıla göre % 11,2 ile beklentilerin çok üzerinde düşerken, ithalat ise yüzde % 18,8 geriledi. Yine de, Çin borsasının, endişe edilenin aksine önemli bir değer kaybı yaşamadığını söyleyebiliriz. Yukarda da anlatmaya çalıştığım üzere, piyasalarda korelasyonun son dönemlerde ciddi anlamda koptuğunu ve bunun da pek de sağlıklı olmadığının altını çizmek istiyorum. Bugün saat 16:00’da Avrupa Merkez Bankası Başkanı Draghi’nin Avrupa Parlamentosu Ekonomi Komitesine yapacağı sunum yakından takip edilecektir. Drahgi’nin son dönemlerde dolar karşısında değer kazanan EUR’ya sözlü de olsa müdahale etmesi ve Mart toplantısına yönelik sinyal vermesi bekleniyor. ABD piyasaları ise tatil nedeniyle bugün kapalı konumda olacak. Türkiye cephesinde ise TÜİK’in saat 10:00’da açıklayacağı işsizlik oranını takip edeceğiz (beklenti % 10,7).

İktisatbank'ın sunduğu avantajlı döviz kurlarını piyasa ile eş zamanlı ve 24 saat kesintisiz takip etmek için lütfen tıklayınız.

https://www.iktisatbank.com/doviz-kurlari