Köşe Yazarları

Dayak yiyen çocuk







Mağusa Kültür Derneği, Bandabuliya’nın eski ilgiyi görmesi için şenlik düzenlemiş…





Demek, Mağusalılar da Lefkoşalılar gibi dertli.
Nasıl olmasınlar ki?..

Her iki kent de, eski günlere ilgi bekliyor.
İnsanlar, belirli mekanlara karşı olan ilginin yeniden canlandırılmasını istiyor…

İlgisizlik ne kötü…

Halbuki Zeynep Sali’nin yeni saç modeli büyük ilgi çekmiş.
Meryem Uzerli’nin yeni imajı da bomba gibi düştü gündeme.
Hollywood yıldızlarından Michael Douglas ve Catherine Zeta-Jones’un bitmek üzere olan aşkları da ilgi çeken haberler arasında.
Öte yandan televizyon dizileri başladı.
“Kayıp” adlı diziye ilgi büyük.
Muhteşem Yüzyıl’ın da son sezonu imiş.
Ne olacak bu dizinin sonu diye ilgi kabarık…

TOMA ile ilgili haberler de büyük ilgi çekiyor.
Bu araç hakkında kim ne diyorsa ilgi ile izleniyor.
Bu yüzden birbirine düşenler de var…

TOMA adaya gelecek mi gelmeyecek mi?
Haberlere göre bu aracı getirmede hükümetin yetkisi yok.
TOMA gelirse hükümet de eylem yapacak; gümrük kapısına dayanıp aracın gelmesini engellemeye çalışacak…

Halbuki buna ne gerek var?
Gümrükler de mi hükümetin yetkisi dışında?
Bir emir çak, bırak gümrükte çürüsün…

Lefkoşa Belediye Başkanı Kadri Fellahoğlu mali zorluklarla boğuşuyor.
Dertli mi dertli.
Gayet de haklı.
Öte yandan Surlariçi’ni Yayalaştır(ma) Projesi varmış.
Buna kimi kesim karşı, kimi kesim destekçi.
Yayalaştırılsın mı?
Yayalaştırılmasın mı?





Turist neyi gezip görecek?
Hanları, camileri, yatırları, müzeleri, Lüzinyan ve Venedik mimarilerini, eski Türk evlerini, sokak çeşmelerini filan…
İlgi bunlara.
Turist, antik kentlerimizde ne Meryem Uzerli’yi arayacak, ne Catherine Zeta-Jones’u.

Vakıflar’ın bahçesinde çok yakın geçmişte iki şehida varmış.
Bunların türbeleri Vakıflar’ın garaj olarak kullanılan kısmındaymış.
1950’li yıllara kadar ayaktaymış bu türbeler.
Hatta orada oturan Hasan adındaki bir Lefkoşalı, her gece iki şehidanın mumlarını yakarmış.
Bir gece yakmayı unutmuş.
İki şehida, Lefkoşa’nın alınışı sırasında sokak çarpışmalarında ölen iki Osmanlı generaliymiş.
Rivayete göre, mum yakılmayınca generallerin biri Hasan efendinin karşısına dikilmiş ve neden mumları yakmadığını sormuş.
Adamcağız o gece yüzü benzi atık bir vaziyette türbelerin yanına koşarak mumları yakıvermiş…

O yıllardan bugünlere bilmem kaç Vakıflar İdaresi Müdürü değişti.
O hayaletler bunlara da göründü mü acaba?
Özellikle türbelerin yerini dümdüz eden müdüre.
O zaman ona sorarlar: Bu müdür müdür müdür?
Belki şehida sormuştur!..

İki şehida at koşturtarak gelmişlerdi.
Şimdi enselerinde Mercedesler park ediyor!..

Şimdiki Vakıflar İdaresi Genel Müdürü bu konu hakkında ne düşünüyor?

Mağusalıların Bandabuliyalarını canlandırma heyecanları takdire şayandır.
Fakat, bu kadar heyecana ve isteğe rağmen istenilen olmuyorsa, bir terslik var demektir.
Acaba gelecek olan TOMA’yı Bandabulyalarda mı barındırsak?
Bir hafta birinde, bir hafta diğerinde!..

Kadri Fellahoğlu’nun mali sorunları dağ gibidir.
İnşallah üstesinden gelecektir.
Lakin, parasız işler de çok.
Ya da küçük paralarla yapılacak bir sürü güzel iş olmalı.
Herhalde “Akıldane”leri vardır.
Yoksa bile hayalleri örgütlemek yeterli…

Bir fıkra:
Dul bir adamla dul bir kadın evlenirler. Bunların önceki evliliklerinden birer çocuğu vardır. Evlendikten sonra bir çocukları olur.
Çocuklar bir gün bahçede oynarlarken kavgaya tutuşurlar. Evin penceresinden durumu fark eden hanım eşine bağırır.
– Bey çabuk gel, çocuklar kavga ediyor.
Adam seslenmiş:
– Kimle kim kavga ediyor?
Kadın cevap vermiş:
– Seninki ile benimki bir olmuş bizimkini dövüyorlar…

Bizim ahalinin hali bu fıkrada dayak yiyen çocuğa benzer.
Her konuda!..









Başa dön tuşu