Ay sonu geldi.
Kritik bir hafta.
DAÜ’de rektör vekili mahkeme kararıyla “düştü…”
Haliyle, yaptığı işlerin de kıymeti kalmadı.
Şimdi tartışılan, “rektör yardımcıları…”
Prof. Dr. Ahmet Sözen…
Prof. Dr. Hasan Amca…
Prof. Dr. Hıfsiye Pulhan…
Prof. Dr. Bekir Özer…
Ve en nihayetinde Prof. Dr. Salih Katırcıoğlu…
Neden Salih Katırcıoğlu…
Zira mali yönden DAÜ’de şimdi yük hocamın sırtında.
Mahkeme diyor ki, “Rektör vekili ataması yasal değil…”
Rektör vekili yasal değil de, yardımcıları yasal mı…
“Hukuken o da sakat” diyor hukukçular.
Maaş zamanı geldi.
Ay sonu, birileri “çekleri” imzalayacak, DAÜ çalışanları maaş alacak.
Sayıştay, Başsavcılık, maaşların ödenmesi için nasıl bir çıkış yolu bulur bilemem.
Ancak, imza yetkisini elinde bulunduran, ciddi bir risk ve sorumluluk alacak, o da kesin.
Bu arada, DAÜ BİR- SEN’in arkasındaki en büyük güç, Teyfik Yoldaş hocam da rektörlükte önemli bir göreve getirilmiş. Tanıtım Koordinatörü… Hayırlısı olsun.
***
Parlamento değil, Bremen Mızıkacıları
Mecliste iki ivedilik istemi…
Birinin altında Mehmet Çakıcı imzası var, tek başına öneri sunmuş.
Diğerinin altında Hüseyin Angolemli ve Zeki Çeler imzası var, birlikte çalışmışlar.
Mantığı var mı?
Biri bana açıklasın. Aynı partinin üç milletvekili, nasıl iki farklı öneri sunar.
Bari bir araya gelin, oturun, uzlaşın, birleştirin…
Başka?
Dün mecliste tam bir “kara mizah” izledik.
Sendika başkanları arkada seyrediyor.
Kürsüye çıkan topluma değil, sendika başkanlarına hitap ediyor.
Yerinden laf atan, sendikacılara bakarak konuşuyor.
Bir oylama yapılıyor, CTP ikiye bölünüyor.
DP tamamen karşı çıkıyor.
Bu hükümetin bir programı yok mu?
Bu partilerin grupları yok mu?
Ya da başka bir soru aslında:
“Bu kamu maliyesinin bir sonu yok mu?”
“İsteme” ve “verme” üzerine kurulu bir yapı.
Ya da adına popülizm de diyebilirsiniz.
Tek bir “sağlam politika” yok ortada.
Ayakları sağlam zemine basan bir proje de yok.
Plan program zaten yok.
Parti politikası hiç yok.
Hükümet desen, salla pilavı ye külahı.
Kimsenin kendi politikası yok.
Herkes, “tribüne oynama” hasretiyle yanıp tutuşuyor.
UBP geçmişte yaptığını bugün inkar ediyor.
CTP geçmişte yaptığını bugün inkar ediyor.
Her kafadan bir ses çıkıyor.
Tam bir “Bremen Mızıkacıları” hikayesi gibi.
***
Kimsenin kimseden haberi yok
Başbakan karar veriyor ve CAS’taki KTHY eski çalışanlarını devlete alıyor.
Serdar Denktaş öncesinde diyor ki, “asla devlette istihdam edilmeyecekler…”
Ama CTP MYK’sı gidiyor ve çadırı çalışanlarla birlikte söküyor.
Serdar Denktaş, başbakan yardımcısı, yaşananları şaşkınlıkla izliyor.
“Herhalde başbakanın bildiği bir kaynak var” diyerek, aslında kamuda böyle bir bütçe olmadığına vurgu yapıyor.
***
Kasım- aralık eylem ayı
Farkında mısınız?
Nasıl da arttı eylem sayısı…
Neden?
Hem 2015 bütçesi görüşülüyor, ne kapılırsa kardır.
E bir de Cumhurbaşkanlığı seçimi var, taviz şart…
Başbakan da bu aralar çok iyi.
Ağzından hep “evet” kelimesi çıkıyor.
Başbakan’ın hayır dediğine, “CTP MYK” evet diyor…
DP de nasıl olsa seyrediyor, o kısım atamalarla meşgul…
O zaman…
Sırada da belediyeler var.
Kasım-aralık ayı, eylem ayı…
Haydi meydana…
































