Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Dangalak şoförün yaptığına bak…

Başaran Düzgün ile, Lefke Avrupa Üniversitesi’ni konuşmak üzere dün öğle saatlerinde yola çıktık…

Hem Lefke Rektörü sayın Mehmet Ali Yükselen, hem Mütevelli Heyeti Başkanı sayın Özgün Faruk, hem heyet üyesi ve hayatını Lefke’ye adayan Vehip Nekipzade ile, dolu oldu bir LAÜ sohbeti yaptık…
Ancak…
Yolda öyle bir olay yaşadık ki…
Uzun süre kendimize gelemedik…
Bu ülkede dangalaklık diz boyu…
Sorumsuzluk almış yürümüş…
Bir üsta bir memleket…

Nasıl olsa “hata yapanın ödüllendirildiği” bir ülke ya…
Herkes aynı kafada…
“Benden sonarsı tufan…”
Öfkemi mazur görün…
Lakin…
Dangalak bir kamyon şoförünün yol açtığı bir olayı anlatacağım size…
Malum, bir hayle yerde yol çalışması var….
Kamyonlar dolu dolu asfalt taşıyor…
Mıcır taşıyor…
Öyle hızlarına falan hiç girmeyeceğim.
Acelesi var kamyoncu amcaların, 140 150 kilometre Allah ne verdiyse…

Sorumsuz herif
Dün, benzer ruhlu bir kamyon şoförü, yine asfalt harcı taşırken, Yılmazköy karşısındaki ana yolda arka kapağı açıldı.
2- 3 ton asfalt harcı yola serildi.
Katranı az olduğu için, bir anda yol içerisinde araçların kaydığı bir hal aldı.
Kenara çekti…
Kapağı kapattı…
Kimseyi uyarmadan…
Yola bir levha koyup bekleme gereği duymadan…
Yazarken öfkeleniyorum vallahi…
Arkasına birle bakmadan çıkıp gitti…
Katil ruhlu dangalak…
Gerisinde bıraktığı enkazın nasıl sonuçlar doğuracağı ile hiç ilgilenmedi bile…
Sorumsuz işte…

Kazanın üstüne vurduk
Bir anda, benim kullandığım araçla kendimizi kaygan bir zemin içinde bulduk.
Panikle yavaşlarken, hemen önümüzde bir aracın bariyerlere çarparak durabildiğini gördük.
Önündeki araç yavaşlamış…
O da önündeki araca çarpmamak adına frene basmış…
O panikle araç sağa sola kayarken, bariyerlere çarparak durdu.
Hemen aşağıya indik Başaran Düzgün ile…
Ambulans aradık…
Bu arada da bir aile dramının ortasında bulduk kendimizi…

***
Şaziye ananın suçu ne

Kadıncağız 55 yaşında…
Eşi hasta…
Bir an olsun yanından ayrılmıyor…
Eşi Hüseyin Gözen, aynı zamanda kemoterapi görüyor…
Emanet bir arabayla, tedavi için hastaneye geldiler…
İlaçlarını aldılar…

Sohbet ederek dönüyorlar…
İşte o dangalak şoför var ya…
Onun vurdumduymazlığı ve sorumsuzluğu nedeniyle, bariyerlere çarptılar…
Arabanın yanına gittiğimizde, Şaziye anne eşine, “Evlatlarıma söyleme be Hüseyin maraz etmesinler” diyordu bir yandan, bir yandan da kırılan kolu nedeniyle feryat figan…
Yüreğim parçalandı…
Yahu ne hakkın var bir aileye bu dramı yaşatmaya…

***

“Bulun mahkemeye vereceğim…”
Hüseyin Gözen…
Canı burnunda…
Eşine mi yansın, emanet aldığı arabaya mı yansın…
“Cana gelen mala gelsin, Allah bununla def etsin. Boşver” dedikse de…
Tesellisi var mı?
Bakın neler yaşamış:
“Önümdeki araç asıldı frenlere… Ben da ona vurmamak için, fren yaptım. Yola dökülen çakıllardan, asfalt harcından kaydı araba… Toparlayamadık, vurduk bariyerlere…”
Sıkı durun, önde fren yapan araç var ya…
O da inip bir bakmış, sonra arkasına bakmadan kaçmış…
Bu da ayrı bir ayıp…
Bir ricası var Hüseyin babanın…
“Polisten, devletten tek ricam bana o kamyonun sahibini bulun, mahkemeye verecem. Borç harç arabayı tamir ederim ama kimsenin bize bunu yapma hakkı yok…”

***
Bu şoför adalete teslim edilmeli

Şimdi…
Sen dökecen yola mıcırı, arkana bakmadan kaçacan…
Ben da kaza yapacam, elim- ayağım kırılacak…
U…
Sorumlusu var mı bu işin?
Var elbette…
Polis bulabilir mi?
Bulabilir elbette…
Hatta derhal bulmalı…
Kimsenin, bir başka vatandaşa bunu yaşatma hakkı yok…
Hüseyin amca canının acısına mı yansın, üstüne bir de bu derdi mi çeksin?
Şaziye anne, neden şimdi bir de kırık kolla yaşasın… O zaten eşi ile dayanışmak için gece gündüz çırpınıyor.
Bu olay, burada kapanmamalı…
Biz de takipçisi olacağız…
Olalım ki, “dangalak ve sorumsuz” şoförler, istedikleri gibi davranamasınlar…
Bedelini ödesinler…
Ödesinler ki Şaziye annenin acısı biraz hafiflesin…