Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

DAHA YAŞARKEN ADINI UNUTTUNUZ…

“Asla unutmayacağız, adını sonsuza dek yaşatacağız, bu topraklar onu hep hatırlayacak…”

Bu açıklamaları okuyunca küçük dilimi yutuyordum şaşkınlıktan.
“Yok yahu” demekten kendimi alamadım.
Rahmetli ile pek bir tanışıklığımız yoktu.
Sevgili Mete Tümerkan’ın Havadis’te mülakatlar yaptığı günlerdi ve konuşmak için sözleşmişlerdi. Mülakat sonrasında yemek yemek ve tanışmak üzere sözleşmiştik. Girne’deki evine gitmiştim.
Mülakatın bitmesini beklemiş ve sonra benim arabamla, yakınlardaki bir restorana geçmiştik.
Arabada giderken sorduğu bir şey aklıma çakılacaktı.
“Beni geri evime bırakacak mısınız?”
Çok şaşırmış ve panik halinde “Elbette bırakacağız” demiştik.
Neyse, lokanta dönüşü bize o soru niye sorduğunu açıklama ihtiyacı hissetmişti.
Şunları söyleyecekti;
“Bu devleti kuranlardan birisi de benim. Her yıl dönümünde düzenlenen kokteyle katılmam için davetiye gönderirler sağ olsunlar. Her defasında ‘gözlerim iyi göremez ve artık araba kullanamıyorum’ derim ama kimse dinlemez. Ve hiçbir kokteyle katılamadım bu yüzden. Bu devlet beni çoktan unuttu…”

      ***

Mete ile birlikte adeta küçük çaplı bir şok geçirmiştik.
Kıbrıs Türk Federe Devleti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne dönüşürken Başbakan’dı. KKTC’nin ilanında önemli rol oynamıştı. Sonrasında da siyasi tarihimizi etkileyecek işler yapmıştı.
Rauf Denktaş, Osman Örek, Necat Konuk şeklinde sık sık söylenen siyasi tekerlemenin son halkasıydı ve daha yaşarken unutulmuştu.
Üstelik bir kuruluş kokteyline katılması istenecek kadar akla geliyor ama niye katılmadığı hiç sorgulanmıyordu.
Konunun birkaç kez gündeme gelmesine rağmen hiç kimsenin umuru olmuyordu.
Şimdi de arkasından “unutmayacağız, unutturmayacağız” nutukları atılıyor…

      ***

Bu topraklarda vefasızlığın tarihini yazanlar herhalde ciltler dolusu kitaplar doldurabilirler.
İhanetin de öyle.
Fakat kurdukları statükonun artık niye sürdürülemez olduğunu anlamak için sırf bu olaya bakmaları bile yeterlidir.
Kurumsallaşmak için sadece tumturaklı yasalar, büyük devlet binalar, pahalı arabalarda gezen devlet memurları yetmez.
Vefa da bir devletin temelidir.
Bu devlet kendini kuranlara bile vefasızlık yapıyor.
Sizce sonsuza dek yaşayabilir mi?