Köşe Yazarları

ÇÜNKÜ AŞK KALMADI…


Her şey aşk ile başladı.

Aşkın dokunduğu yerde gökkuşağı açtı…

***

İnsanı insan yapan sanattır, insanı ehlileştiren ise bilimdir.

Einstein, yüz yılın ortasında  “atomu parçalamak ön yargıları parçalamaktan daha kolaydır” dediğinde  insandaki  yokediciliğin-yıkıcılığın nedenleriyle uğraşıyordu.

Bu yüzdendir ki atom bombası gibi yokedici-yıkıcı bir silahın fikir babası sayılan ama  barışı erdem gören Einstein,  Psikiyatrinin babası Freud’a mektup yazıp “insandaki yıkıcı saldırganlığı nasıl önleriz üstat” diye sordu.

Tabi ki beklediği yanıtı alamadı çünkü Freud insandaki saldırganlığın eğitimle düzeltilebileceğine inanmıyordu.

Yeryüzünde, amaçsız ve nedensiz saldıran iki canlı varmış.

Birisi insan diğeri köpek balığı.

Bu iki mahlukattan başkaları karnını doyurmak, kendini veya yavrularını korumak, ve benzeri dürtülerle saldırırlarmış yani tersi olduğunda aslında aslanlar bile şiddete başvurmazlarmış ama insanın insana ve yaşadığı doğaya karşı şiddetinin hiçbir bilimsel izahı yokmuş.

Adamın karnı tok ve sırtı pek, yedi göbek sülalesine yetecek denli birikimi ve gelecek güvencesi var ama bir anda seri katile dönüşebiliyor.

Cüzdandaki 50 kuruşun hatırına niceleri öldürülüyor.

İstatistikler bize gösteriyor ki ekonomik kalkınmışlığın doruğunda ve seks devriminin yaşandığı batı ülkelerinde tecavüz hiç de azımsanmayacak denli yüksektir.

Ne ekonomik gelişmişlik izah edebiliyor olup-biteni ne de yüksek kültür düzeyi.

Mesele gelip Eiastien’in sorusuna takılıp kalıyor:

“İnsandaki yıkıcı saldırganlığı nasıl önleriz üstat”

***

Sanat, insan aklının ürettiği en yüce değerdir.

İnsan, kendi ırkını tedavi etmenin yolunu sanatla buldu ancak.

Bilim ise çeşitli metotlar üretiyor ama henüz  yetersiz.

Peki biz ne üretiyoruz?

Hayatında en az bir kere bile tiyatroya gitmemeyi “ben gülünçlü şeylerden hoşlanırım” diyerek kamufle eden nesiller ürettik.

2 dizelik bir aşk şiirini bile ezbere okuyamayan ama  seks peşinde koşup duran nesiller.

“Hayatınızdaki en önemli etkinlik nedir” şeklindeki anket sorusuna “köpek gezdirme” ve “maça gitme” yanıtı veren gençler.

Dershane çıkışında, sokak ortasında  kucak kucağa dolaşmayı ya da okulda öpüşürken kendilerini gören öğretmenlere “ne var, ne bakıyorsun hocam” demeyi serbestlik bellettik.

İnsanlar arasında yaşama kurallarını öğretmeye çalışan eğitimcilere “seni ilgilendirmez, çocuğuma karışma” demeyi marifet saydık.

Bir kitap okumayan, bir tiyatroya gitmeyen, bir klasik müzik işittiğinde “kapatın şu gıy gıyı” deyip dalga geçen ve  bir resme “öküzün trene baktığı gibi bakan” çocuklarımız var.

 “Allah bağışlasın.”

Kim kimi bağışlayacak bilinmez ama ortaya çıkan toplumsal travma ürettiğimiz defoların eseridir galiba.

***

Gökkuşağı açmıyor artık buralarda.

Çünkü aşk kalmadı…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı