CTP’NİN (BAŞBAKANIN) ANLAMASI GEREKEN

27 Ağustos 2018 Pazartesi | 08:57
basaran duzgun banner

İlk kadın bakanımız (ekonomi) ve Havadis yazarı Onur Borman nazikçe uyardı: “Denetim yapmadan önce keşke stok sayımı yapsaydınız.”

Öyle ya yılın başında stoklanan mallar sanki de döviz krizinden sonra ithal edilmişler gibi dövizin artışından da yüksek fiyatlarla satılmaya başlandı bile.

Başbakan market market gezdi, ekonomi Bakanlığı denetçileri de muhtemelen marketlerde fiyat denetimi yapıyorlardır.

Onur Borman’ın uyardığı cihetle stok sayımı da yapılsaydı hangi malın hangi fiyatla satılacağına hükümet rahatlıkla karar verebilirdi.

Laf ebeleri çıkıp da “serbest piyasa var” martavalı okumasınlar.

Esas denetim serbest piyasa ekonomilerinde var.

Avrupa Birliği serbest pazarı denetimin en orijinal örnekleriyle doludur.

Üstelik bizimki gibi uyduruk serbest piyasa da değildir.

İki üç tane fırsatçı tüccar biraraya gelecekler ve vatandaşa bir gecede hayatı yüzde seksen pahalılaştıracaklar ve  “serbest piyasa var” deyip biz de bu soyguna göz yumacağız.

 

***

 

“Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür.”

Eskilerin çok sık kullandığı deyimdi bu.

Türkçeye tercümesi yaklaşık olarak şöyledir:

“İnsan hafızası unutma özürlüdür.”

Hani günlük dilde “insanlar balık hafızalıdır” deriz ya, onun bir eşi.

Havadis muhabiri Eniz Orakçıoğlu eski Maliye Bakanı Ahmet Uzun ile konuştu.

Ahmet Uzun 2004’te yaşadığımız döviz krizinde Maliye Bakanı idi.

2007-2008’deki ekonomik krizde de Maliye Bakanı idi.

Şimdi olduğu gibi CTP hükümetin büyük ortağıydı ve Ahmet Uzun da CTP’li Maliye Bakanı idi.

Eniz Orakçıoğlu 2004’deki döviz krizi ile ilgili “dönemin CTP hükümeti ne yapmıştı” sorusunu yöneltti Ahmet Uzun da yanıt verdi.

Yanıtın detaylarını bugünkü Havadis’in manşetinden okuyabilirsiniz.

Ama şimdi belirtmeliyim ki, döviz krizinin ilk haftasında Başbakanın, Merkez Bankası Başkanını da yanına alarak düzenlediği basın toplantısı benim için son derece hayal kırıklığı idi.

Niye?

Çünkü her ikisinin de tek kaygısı vardı, banka sahiplerini kurtarmak.

Kurtarmak sözcüğünü bilinçli seçtim.

Hepimiz çok iyi biliyorduk ki vatandaş bankalara akın edip mevduatını çekmeye çalışıyordu.

Biliyorduk ama sorumlu gazetecilik sergileyip yangına benzinle gitmedik.

Yangına benzin ile gitseydik bu memleket büyük zarar görürdü.

Bu dip notu düştükten sonra hayal kırıklığımı belirteyim;

O basın toplantısında Başbakan ve Merkez Bankası Başkanı vatandaşa önere önere “bankanızla konuşunuz ve vade uzatması yapınız” diyebildi.

Sanki borcun vadesi uzayınca vatandaş kazanacak.

Vatandaş “artık maaşım ödediğim borca yetmiyor” diyor.

Tavsiye edilen “vade uzat.”

Bankanın hem birleşik faizden hem de kur artışından kazanacağını öde.

Üstelik daha uzun süre öde.

 

***

 

2004’te CTP, bankaları, müteahhitleri, vatandaşı biraraya getirip herkesin elini taşın altına sokmasını sağlamıştı.

Aslında hiç kimse elini taşın altına soktuğu için zarar etmemişti.

Sonuçta vatandaş kazanmıştı.

Sosyalist olduğunu söyleyen hükümetin büyük ortağından tam da beklenen budur.

Eğer yakın geçmişlerini unuttularsa Ahmet Uzun’un söylediklerinden tekrar hatırlayabilirler.

Eğer hatırlama niyetleri varsa.

Bugünkü gelinen aşamada vatandaş eziliyor ve CTP’den medet umuyor.

Umarım CTP bunu anlayacak durumdadır…