Meclis Başkanı Sibel Siber Radyo Havadis’te yayınlanan Ali Bizden’in programına konuk oldu.
Yayın öncesi kısa süreli sohbet etme imkanı bulduk.
Hemen belirtmeliyim ki Meclis’in çocuklardan başlayarak kapılarını halka açmasını son derece olumlu bulanlardanım.
İletişim Fakültesi öğrencilerine ders verdiğim günlerde Meclis’e gidişimizi ve “ilk kez görüyoruz” şeklinde hayret dolu şaşkınlıklarını izleyip de kahrolmuşluğum var.
Üstelik bu üniversiteli çocukların bir kısmı seçmendiler, oy kullanıyorlardı ve oy kullanıp da oluşturdukları Meclis’in başkanını dahi bilmiyorlardı.
Anlayacağınız iki taraflı bir fecaatle karşı karşıyaydık.
Birincisi aslında meclisin mal sahibi olanlar malları olan Meclis’in yolunu dahi bilmiyorlardı.
İkincisi oy kullanarak iradelerini devrettikleri vekillerin ismini bile bilmiyorlardı.
Peki, bu nasıl bir demokrasiydi?
***
Meclis Başkanı Sibel Siber’i bir miktar pesimist gördüm.
Yani karamsar.
Geçici de olsa Başbakanlık yaptığı dönemde birçok önemli icraata imza atmış, kısa süreye çok iş sığdırma telaşında sürekli çalışmış, çalışırken de mal sahibini yani halkı ihmal etmemiş ve her yaptığını mal sahibi ile paylaşmış ve sonuçta her görüşten mal sahibinin takdirini kazanmış bir Sibel Siber vardı.
Şimdi Meclis’e çeki-düzen vermeye çalışan, eski kötü imajını silip, “memleketin kaderini değiştirecek” icraatlara imza atacak bir Meclis dizayn etme uğraşında bir Sibel Siber var.
Fakat gidişattan memnun değil.
PR çalışmaları, Meclis’in imajını düzeltme çalışmaları elbette önemlidir.
Fakat aslolan icraattır.
Bu Meclis’in önünde duran icraat görevi ise şudur;
Anayasayı baştan aşağı değiştirmek, egemenliğin Kıbrıs Türkü’ne geçeceği bir anayasa yaratmak, siyasal partiler ve seçim yasasını günün koşullarına göre revize etmek ve tüm bunları Haziran 2014’te yapılacak yerel seçimlerle birlikte referandum sandığı kurarak halkın oyuna sunmak.
İktidarın büyük ortağı CTP’nin bu konuda namus sözü sayılacak sözleri vardır.
Küçük ortak DP’nin de öyle.
Ana muhalefet UBP destek vereceğini defalarca açıkladı.
TDP açık çek verdi.
Fakat anlıyoruz ki hükümet ortakları bu tarihi projeyi ileriye götürecek iradeye sahip değiller.
Bu konuda şahsen benim büyük umutlar beslediğim Tufan Erhürman hocamız bile negatif açıklamalar yapmaya başladı.
Milletvekillerinin katılımcı yaratıcılığına yönelik eleştiriler yöneltiyor.
***
CTP ve DP yöneticilerinin anlamaları gereken bir şey var.
Maaşları ödemek için yaşadıkları stres, ekonomik protokolün baskısı ve elektrikte yaşadıkları kabuslar…
Bunların tümü tolere edilebilir.
Fakat, demokratikleşme, sivilleşme ve çağdaş bir Anayasa ile birlikte bu topraklarda Kıbrıs Türkü’nün egemenliğinin kurulacağı yapı asla sekteye uğratılamaz.
Eğer uğrarsa bunun bedeli çok ama çok ağır ödenir.
Bu böyle biline…
































