Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

CTP VE DP İÇİN FELAKET

Krizli günlerin yorumcuları gazetecilerdir ya.

Son yaşanan krizi değerlendirmemizi istedi BRT’den sevgili Aziz Karaziz.
Uzun süredir uzak duruyorum televizyon ekranlarından.
Benimkisi “usanmışlık sendromu.”
Yani yıllardır aynı konuları aynı insanlarla hatta aynı kelimeleri kullanarak tartışmaktan artık usanma.
Ve sessizliğe gömülme.
Ben gazeteciliğe başladığımda (ki artık yaşlandık) bu ülkede rejim sorunu vardı. Ki büyük çoğunluk böyle gitmez deyip dururdu.
Demokratikleşemeden, yeni anayasadan, sivilleşmeden bahsedilirdi.
Hala bahsediliyor.
Üstelik yeni hükümet “yerel seçimlerle birlikte referandum sandıklarını da kuracağız” gibi çok iddialı bir söz vermişti.
Şimdi eskiyen anayasanın değil yenilenen hükümetin ömrünü tartışıyoruz.
Ben gazeteciliğe başladığımda Sosyal Sigortalar sorundu. Hala öyledir.
Belediyeler sorundu, hala öyledir.
Elektrik sorundu, hala öyledir.
Ve hala öyle olanların listesi uzayıp gider.
Sadece bunu düşünen kahrolur.

      ***

Hükümet krizleri de bu ülkede vakayı adiyeden yani sıradan olaylardandı da doğrusu böylesini ilk kez görüyoruz.
Daha on aylık hükümet yıkılmak üzere.
Üstelik vatandaş büyük umutlar yükledi bu hükümete.
Büyük bir değişiklik yaptı ve muhalefet olanlara Meclis’te önemli çoğunluk vererek göreve getirdi.
Oturdular fena olmayan bir hükümet programı hazırladılar.
Artık icraat zamanıydı.
Sorunları bir bir çözme zamanı.
Her iki partinin kurultayları için bir opsiyon verildi de yeter artık.
Kimin belediye başkanı olacağı veya olmayacağı noktasında kriz çıkarma lüksüne koyuldu her iki parti yetkilileri.
Böyle bir lüksümüz var mıdır?
Batmış belediyeler için memleketi krize sürükleme lüksümüz var mıdır?
Vatandaşına en basit hizmetleri dahi götürmekten aciz belediyeler için memleketi hükümetsiz bırakma lüksümüz var mıdır?
Üstelik Kıbrıs sorununda gelinen bu aşamada.

      ***

Bu hükümet devam eder mi veya bozulur mu bilmiyorum.
Her iki olasılık da vardır.
Fakat gerçek olan şudur;
Her iki parti de vatandaşın kendilerine verdiği icraat yapma görevlerini yerine getiremiyorlar.
Ve güvenirliklerini, inandırıcılıklarını yitiriyorlar.
Belediyeler için ne yaparlarsa yapsınlar bunları yitirdiklerinde çok şey kaybedeceklerini çok iyi bilmelidirler.
Aksi kendileri için felakete dönüşebilir…