Kıbrıs konusunda müzakere süreçlerinin kaderidir, mutlaka bir engele takılır ve başarıyla sonuçlanmazlar.
Süreçlerde her şey iyi giderken çıkar bu engeller nedense…
Ve çözüm umutlarını bir başka bahara taşır.
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Lider Nikos Anastasiades arasında devam etmekte olan süreç de benzer bir sona doğru hızla ilerliyor.
Güney Kıbrıs’ta Mayıs ayında yapılacak seçimler süreci olumsuz olarak etkilemeye aday.
Halbuki müzakere sürecinde işler hiç de fena gitmiyor.
Liderlerin kimyası uyuşmuş, karşılıklı hoşgörü ve saygı temelinde sorunun çözümü için birlikte çalışıyorlar.
‘Yönetim ve Güç Paylaşımı’, ‘Ekonomi’, ‘AB’ ve ‘Mülkiyet’ konu başlıklarında küçümsenemeyecek ilerlemeler sağlamışlar.
Geriye herkesin çok zor ve çok hassas olarak nitelendirdiği ‘Toprak’ ile ‘Güvenlik ve Garantiler’ konuları kaldı.
Siyasi irade ve cesaret olması halinde bu konu başlıklarında da ilerlemeler sağlanabilir, içine girilecek kapsamlı ‘Al-Ver’ ile müzakere sürecini kapsamlı bir çözüm planı ile liderler sonlandırabilirlei.
Bu mümkün.
Ama Rum tarafından gelen sinyallere bakıldığı zaman seçimler için kampanyalar başladı bile.
Rum basınına yansıyan demeçlerde olası referandum için Eylül ayı işaret ediliyor artık. Yani seçimlerden sonraya…
Mevcut koşullarda Rum Lider Anastasiades kapsamlı bir ‘Al-Ver’ sürecinde masanın bir tarafında yer alarak müzakere sürecinin son aşamaya geçmesine yeşil ışık yakmak niyetinde değil.
Halbuki iki lider ve ekiplerinin bugüne kadar ortaya koydukları çalışmalarla son aşamaya geçilebilecek bir noktaya gelindi.
Siyasi liderlik, kararlılık ve irade ortaya konulması halinde iki-üç ay içerisinde Kıbrıs’ta taraflar yeni bir referandum için sandık başına gidebilirler.
Böylece süreç başarı ile noktalanabilir.
Bunun için Rum tarafının bir adım atması, seçimleri ertelemeyi gündemine alarak bu yönde irade ortaya koyması gerekir.
Böylece seçim süreci nedeniyle müzakere sürecinin olumsuz etkilenmesinin önü alınır.
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı dün Davos’taki üçlü zirvede büyük bir olasılıkla bir durum tespiti yapmış ve Rum Lider Anastasiades’e “Yakaladığımız çözüm fırsatını gel elimizden kaçırmayalım. Bu işi çözelim. Bunun için ne gerekiyorsa yapalım” demiştir diye düşünüyorum.
Süreç Kıbrıs sınırları içerisinde gelebileceği yere geldi. Gelinen aşamada yeni bir ivme yaratılmasına, son aşamaya bir başka yerde geçilerek sürecin sonlanmasına ihtiyaç vardır.
Bunun için de siyasi karar ve kararlılıklara…
Güney Kıbrıs’tan gelen işaretler gelinen noktada sürecin sonlanacağı aşamaya seçimlerden önce geçilemeyeceği yönünde.
Bunun da anlamı bir çözüm fırsatının daha elimizin altından kayıp gidebileceğidir.
Sürecin kendi kendini tüketeceği bir sarmala girebileceğidir.
Umalım öyle olmasın.
































