Köşe YazarlarıSürmanşet

Covid insanları mütevazileştiriyor!






Virüs Çinli, Alman, Fenerbahçeli, Galatasaraylı, siyah, beyaz, zengin, fakir ayırmıyor. Covid insanlara yaşarken ne kadar eşit olduklarını gösteriyor. Herkesi evinde yaşamaya mecbur bırakıyor. Lakin işin ekonomik kısmı farklı, çalışmadan hayatını sürdüremeyecek günlük gelire ihtiyacı olanlar karantinadan olumsuz olarak etkileniyorlar.

Günün belirsizliği insanları pahalı satın almalardan uzak tutuyor. Kredi alımları azalıyor ve dolayısıyla mevduat faizleri de buna bağlı olarak düşüyor. İnsanlar günlük vaka ve ölüm sayısına odaklanmış durumdalar. Fakat asıl kötü etkiler kendini uzun vadede gösterecek.



2021 yılında yayınlanan araştırmada Covid 19’un oluşturduğu resesyonun önümüzdeki 15 yılda ölüm oranını artıracağını ve beklenen yaşam süresini düşüreceği belirtiliyor.
COVID-19 ile ilgili işsizlik şoku tipik olandan 2 ila 5 kat daha büyük olması bekleniyor. Bu durum ABD için önümüzdeki 15 yılda 0.8 milyon yeni ölüm beklentisi yaratmaktadır. Bizim toplumumuz için de aynı işsizlik ve sonrası etkiyi beklemekteyiz.

2021 yılı itibari ile Covid-19’un karantina durumu, her işletme için nakit yönetimi problemini ortaya çıkardı. Gelir olmayınca kredi taksitlerinin ve maaşların ödenmesi belirli bir süreden sonra yapılamamaya başlandı. Ayrıca işletme sermayesi gereksinimleri için stokların denetlenmesi de hem karantina koşullarından hem de nakit eksikliğinden dolayı yapılamaz hale geldi. Sonuç iflaslar ve işten çıkarmalar olarak kendini göstermektedir.

Covid bize şunu öğretti. Herkes sağlıklı değilse kimse sağlıklı değil. Çünkü bir kişi bile etrafında bir sürü kişiye bulaştırabilir. Bu duruma ekonomik açıdan da aynı bakış açısı ile yaklaşılmalıdır. Toplumun bir kısmı işsiz ve mutsuz ise toplumun tamamı mutsuzdur. İşsizin mutlu olmadığında toplumun tamamının da mutlu olamayacağı ve herkesin düşünüleceği politikalara ihtiyaç duyulacağı bir dönem önümüzde bulunuyor. Bundan sonra birey bazında sahip olabilmenin değil sahip çıkabilmenin anlamlı olacağı yıllar bizi bekliyor.

Yazımı Cahit Irgat’ın ithaf şiiri ile bitiyorum.

Fabrika bacaları çatlayacak hırsından
Sefaletler, felaketler ve kötü niyet
Her gün götürüyor içimizden birini
Şu fabrika, şu vapur, lokomotif düdüğü
Şarkısını tekrarlıyor ezilmişler şehrinin.

Biz de bakabilelim
Bir ışıklı pencereden
Bize de pay düşmeli
Şehirlerden, caddelerden, denizden.

İnsan insan paylaşalım
Yaşamayı, komşuluğu, dostluğu
Bağdaş kurup yan yana
Bir sahandan yiyelim
Dünyamızın sofrasında.







Başa dön tuşu