SağlıkSürmanşet

Covid-19 virüsü bize başka neler yapıyor?



Uzman Klinik Psikolog Cansın İskender koronavirüs salgını nedeniyle evde kapalı kalınması üzerine önemli uyarılar ve tavsiyeler yaptı. Uzman Klinik Psikolog Cansın İskender’in açıklamaları şöyle:

Tüm dünya gündemde olan (COVİD-19) Corona Virüsü ile alarmda. Birçok bölge karantina altında ve ülkemizde de okulların ve iş yerlerinin tatil edilmesiyle birlikte tiyatro, sinema, gösteri merkezleri, kafeterya ve kafeler kapatıldı. Corona virüsünü önlemek ve daha fazla yayılmasını engellemek için evlerimizden çıkmıyoruz.

 

“BAŞ AĞRILARI SÜRPRİZ DEĞİL”

Nörolog Prof. Dr. Derya Uludüz, COVID-19 salgınıyla birlikte kronik baş ağrısı yaşayanların sayısında da artış olduğunu belirtiyor. Nedeni basit: Stres ve kaygı. Stres, fizyolojik ve psikolojik dengenin bozulması halinde ortaya çıkar. Uykunun, yeme alışkanlıklarının, sosyal ilişkilerin bozulduğu bu günlerde baş ağrısı olarak kendini göstermesi ise sürpriz değildir. Aslına bakarsanız, bu dönemi ağırlaştıran fenomenin kaygı olduğunu söyleyebiliriz. Muhakeme etme, kirli bilgiye maruz kalma, sürekli gelişen ve değişen durumu takip etme isteği normal alarm düzeyimizi en yüksek seviyeye çıkardı. Bu durum baş ve vücut ağrısı ile gastrointestinal yakınmaları tetikledi.

Hepimizin ortak sancısı ne yazıkki bugünlerde hareketlerimizi sınırlamak zorundayız. Gün ışığından yeterince yararlanamıyor, kapalı ortamda kalma zorunluluğu ile oksijeni yeterince alamıyoruz. Uyku ve beslenme düzenimiz değişti. Kaşlarımız çatık. Beynimiz bu durumu ‘sekonder travma bozukluğu’ olarak algılıyor ve düşünceyi yok etmek için baş ağrısını tetikliyor. Yani baş ağrısı, düşüncenin önüne bir nevi set çekerek bedenimizin ve ruh sağlığımızın bütünlüğünü korumaya yardımcı oluyor.

Bu sinir bozucu, baş belası baş ağrısından kurtulmanın çok da zor bir yolu yok aslında; en basit yolu hayatın ‘duraklama’ tuşuna basmak. Mesela, kontrol edemedikleriniz yerine kontrol edebileceklerinize odaklanın. Örneğin, ofise ne zaman döneceğinizi düşünmek yerine evde nasıl daha verimli çalışabileceğinizi düşünün. Mesela dosyalarınızı düzenleyin, telefonunuzdaki gereksiz uygulamaları silin, ihmal ettiğiniz gitarınız ya da fotoğraf makinenize dönün. Zamanı barbarca tüketen sosyal medya platformlarına ara verin.

“EN BÜYÜK DÜŞMAN KAFEİN”

O çok sevdiğiniz ve gerçekten tatları harika olan Karbonhidrat ağırlıklı besin maddeleriyle aranıza mesafe koyun. En azından bunun için savaşın. Havasız kalmayın. Camlar açılacak, ev bolca havalandırılacak. Nefes alma egzersizleri yapın. Derin nefes al, tut, sekize kadar say, ağızdan ver. En az 10 tekrar. Bol su için. Kafeinden uzak durun, kafein sizin en yakın dostunuz gibi görünsede en büyük düşmanınız. Bu sürede kendinizi ondan arındırın.

“PATLAMA NOKTASINDAYIZ”

Kaygı, stres, üzüntü, mutsuzluk gibi duyguların kendisini açığa çıkaracak bir yol bulamayınca ya başka bir duyguya dönüştüğünü ya da bedende kendini ağrı olarak gösterdiğini biliyoruz. Beden ve ruh ayrılmaz müthiş bir ilişki içerisindedir.

Salgın nedeniyle istisnai günlerden geçiyoruz. Sevdiklerimizden, günlük rutinimizden uzak, korku ve endişe içindeyiz. Kapalı bir kaba uygulanan basıncı artırırsanız kap en zayıf noktasından patlayacaktır. İşte tam da o patlama noktasındayız. Alınganlık, öfke göstermemizin, baş ve kas ağrısı yaşamamızın nedeni bu tam da bu işte. Acılarımızı dindirmek ise avuçlarımızın içinde.

 

SÜREKLİ OLUMSUZ HABER ALMAK

Bu sürede olabildiğince beklentilerinizi makul tutun. Ne kendinize ne de bir başkasına yüklenmekten kaçının. “Almanca öğreneceğim” ya da “Şu kitap bitecek” diyerek “Madem evdeyim üretken olmak zorundayım” hissiyatına kapılmayın. Beklentinin karşılanamaması sizi zayıf ya da kötü yapmaz.

Hayatınızı etkisi altına alan belirsizlikten kaçının. Salgın hakkında bir fikriniz yoksa KKTC ve TC Sağlık Bakanlıklarının web sitesinde yayınladığı yeni koronavirüs (covid-19) hakkında detaylı bilgilere erişim sağlayarak bilinçlenmelisiniz. Bilgisizlik insanda daha fazla korku uyandırabilir.

Son dakika haberlerini son dakika da duymaya özen gösterin. Her haberi tam zamanında almanız gerekmiyor. Sürekli olumsuz haber almanız stres ve mutsuzluk yaratacaktır.

 

“ÇOCUĞUNUZ DA KORKU DUYAR”

Çocukların yanında yaptığınız konuşmalara dikkat etmeliyiz. Sizin endişe duyduğunuzu ve panik yaptığınızı görürse çocuğunuzda korku duymaya başlayacaktır. Bu yüzden çeşitli kıyamet senaryoları yazmayın. İyiyi düşünün. Sadece ölüm sayılarına odaklanmayın. Sadece ölü sayılarını biliyorsunuz. İyileşenlerden bir haber olmayın.

Stres dolu hayatınızdan kendinizi arındırın ve zaman ayıramadığınız aile ve sevdiklerinizle görüşün, teknolojinin yüce nimetlerinden faydalanın.

Rahatlama teknikleri öğrenin ve uygulayın. Örneğin, panik atak yaşayan kişilerde nefes alamama gibi bir durum söz konusu olur. Nefes darlığı COVID-19 belirtisi de olduğu için bu sefer kişi “Akciğerlerimde bir şey mi var?” demeye başlar. Endişe arttıkça atak tetiklenir. Bu gibi durumlarda düşünce odağının değiştirilmesi rahatlamayı sağlayacaktır.

İyi düşünün iyi olsun.


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı