Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Covid 19, Kapitalizm ve Normale Dönüş!

Covid 19 salgını bütün kıtaları etkisi altına alırken, özellikle neo liberalizmin merkezlerinde büyük tahribatlar yarattığını görebiliriz.

Böylesi bir salgın karşısında kar amaçlı, özelleştirilmiş sağlık sistemlerinin ne hallere düştüğünü canlı yayınlarda birebir izledik.

Bunun en önemli örnekleri ABD, İngiltere, İtalya ve Brezilya idi. Yakından tanıdığımız İngiltere’deki Ulusal Sağlık Servislerinin acınacak durumunun, 500’e yakın Kıbrıslının ölümüne nasıl seyirci kaldığında şahit olduk.

Bunun yanında serbest ticaretin ve ne- liberal çarkların dönmeye devam etmesi için “lock down”a zamanında gidilmemesi, yüzbinlerce insanın ölümüne binlercesinin ise hasta olmasına neden olmuştur. Bu arada liberalismin “laissez faire, laissez passer” yani “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” söylemi de bu süreçte yükselen karantina duvarlarına takılıp kalacaktı. Tabii bu arada bu duvarlar birçok insanın sevdiklerinden bir süreliğine ayrı kalmak zorunda kalmasına da neden olacaktı.

Pandemiden önce Devletlerin ekonomiden elini çekmesini talep eden şirketler, devletlerin kapılarında acil ekonomik yardım paketleri beklemeye başlayacaktı.

Bu arada Pandemi boyunca içe kapanıp adil bölüşüm sağlayan, sağlık alt yapılarındaki eksikleri gideren ülkeler, salgından daha az yaralarla kurtulmayı başarmışlar veya ikinci Dalgaya kadar zaman kazanmaştırlar. Sosyal Demokrasi’nin yaşam biçimi olduğu, Norveç, Danimarka, Finlandiya bunlardan bazıları.

En liberal ülkeler bile kapanmışlıkta sosyal patlamalara fırsat vermemek için daha dikkatli bir paylaşım uygulamasına geçmek zorunda kaldılar. Bu arada yarı demokratik ülkelerde bile Güvenlik söylemleri daha çok insan merkezli olmaya başladı. Duvarlar yükselince “normal” zamanlarda göze çarpmayan gelir farklılıkları ve iltimaslı kesimler daha bir görünür hale geldiler. Kapanma kimin yabancı düşmanı, kimin daha çoklu bir yaşama hazır olduğunu da gösterdi.

Tabii ne kadar da neo liberal sistemin kuralları darbe almış olsa bile yavaşça Jaws filmindeki paragöz Belediye Başkanı modeli kişiler kendilerini yeniden gösterip, kiraladıkları kalemler aracılığıyla “aç, aç” diye seslerini yükseltmeleri sonucunda, bazı ülkelerin limanlar ve kapılarda uyguladıkları karantina önlemleri gevşetilmeye başlandı. Uçak şirketleri bastırmaya, fabrikalar ürettiklerini daha uzak yerlere taşımak işçin sabırsızlanmaya başlamışlardır. Bir an evvel “normale” dönmek isteyenler çoğaldıkça hükümetler de bu doğrultuda hazırlanmaya çalışmaktadırlar.

DSÖ tam açılmanın yaşanabilmesi için hala daha önümüzde uzun bir sürenin olduğunu ve açılmadan önce gerekli hazırlığın yapılmasının önemine vurgu yapmaktadır.

Bize gelince keşke “aç, aç” şarkısını söylemeye başlamadan önce, bütçeye bir daha bakıp yeniden yapılacak adil bir bölüşümle kapanma süresini hastanelerimizdeki eksiklerimizi giderene kadar erteleyebilseydik!

Noum Chomsky, Covid 19’la mücadelede Kapitalism’in büyük bir yenilgi yaşadığını söyledi. Örneğin kâr

amaçlı özel ilaç şirketlerinin hiç bir hazırlık yapmadıklarını ve tüm Dünya’daki sağlıkçıların SARS’tan sonra böylesi bir salgını beklemesine rağmen bunun yapılmadığını söyledi. Bundan dolayı da küresel sermayenin büyük darbe aldığını iddia etti.

Ayrıca eğer bundan ders çıkarmazsak ve salgından sonra gene “kısa günün kârının” peşine düşeceksek, durumun vehametinin bu defa kat be kat daha fazla olacağını ekledi.

Kişisel değil de toplumsal ihtiyaçların, dayanışmanın öne çıkartılması gereken bir zamandayız! Tabii yukarda da anlatmaya çalıştığım gibi kapanma döneminde bir nebze kendini gösteren dayanışma halinin gittikçe kişisel ve iltimaslı kesimlerin isteklerine doğru yöneldiğini görmek, bana neo-liberalizmin esasında iktidarın dayatmalarının çok ötesine geçtiğini ve bizatihi bazı toplumlar tarafından içselleştirildiğini, aşırı tüketime alışmış bu insan gruplarının kolayına değişemeyeceğini de göstermektedir.

Sol felsefede eskiden halkların “yanlış bilinç” içerisinde olduğuna inanılırdı. Fakat uzun zamandır Zizek gibi bazı Marxist felsefeciler “yanlış bilinç yok, bilirler ama gene yaparlar” görüşünü savunmaktadırlar.

Etrafımıza şöyle bir baktığımızda da maalesef bu tavrı her alanda rahatça görebiliriz!

Yazan: Mete Hatay