Daha çok, daha çok…
Kendimizi kolay kazanabileceğimiz yanılgısından kurtarmalıyız.
Özellikle de gençler.
Bu ülkede bir şeyler değişecekse bunu artık gençler başaracak.
İtiraf etmeliyim ki bizim kuşak bu şansını kaybetti.
Gelinen aşamada ülkede gerçekçi olmayan bir düzen var.
Çok çalışmadan ‘başarı’ elde edilip, bir yerlere gelinebileceği var sayılan bir düzen!
Tek yapmanız gereken bir siyasi partiye kapağı atmak.
Attıktan sonra da liderlere biat etmek, onların söylediklerine sorgusuz inanmak.
Parti lider kadrosunun söylediklerini savunmak.
Çemberlerde bayrak sallamak…
Sosyal medya üzerinden parti ve lider adına savaş vermek.
Bunlar ‘başarı’ için bugünkü yapıda yeter de artar bile!
Gerisi partinin iktidara gelmesine bağlı.
Alın size müdürlükler, müsteşarlıklar, kamu görevleri, yönetim kurulu üyelikleri…
Bilgi, birikim, eğitim, başarı bunlar ikinci planda…
Memleketteki durum da ortada.
Her şey yerlerde sürünüyor.
Vizyon yok, proje yok, icraat yok, halkın yaşam kalitesini yukarıya taşıyacak bir uğraş ve kavga da yok.
‘Biz böyle eyiyik’ anlayışı ile statükoyu korumak için el birliği ile etrafını çelik zırh ile çevirdik.
Ve onu tabulaştırdık.
Adını da ‘Kıbrıs Türk halkının değerlerini korumak’ olarak koyduk.
Hiç bir şeye dokundurmuyoruz.
Sonuçta değişemediğimiz için eriyoruz.
Ama statükoyu koruma adına ne yapıyorsak da bunu Kıbrıs Türk’ünü koruma adına yaptığımızı iddia ediyoruz!
Ne garip bir çelişki değil mi?
Siyaset başarı odaklı yapılıp değerlendirilmeli.
Başarı hikayesi olanlar siyasette halka hizmet için yer almalı.
Ama bizde siyaset genelde başarı hikayesi olanlara göre değil!
Başarı hikayesi olmayanların cirit attığı bir alan haline dönüştürüldü.
Karar alma ve icraat yapma mekanizmalarının başında olanlar da genelde sistemi koruyacaklardan oluşuyor.
Bu değişmeli ve bunu ancak gençler başarabilir.
Nasıl mı?
Bizlerden çok ama çok daha fazla çalışıp, kendilerini geliştirerek.
Kendilerine bugün için sunulan kolay yollardan hayatlarını kurtarabilecekleri yanılgısına kapılmadan.
Bunu ellerinin tersi ile itip, bu aşamada siyasetten biraz uzak durarak.
Günü geldiğinde bir şeyleri değiştirebilmek için siyasete girerek.
Bunun için gençler kendilerini önce dünyalı olacak ve uluslararası rekabet koşullarında yer edecek şekilde geliştirmelidirler.
Gerisi günü geldiğinde kendiliğinden olacak.
Yeter ki gençler kendilerini bu bozuk düzenden tamamen kopararak geliştirsinler.
































