Çocuğunuzu izleyin takip edin. Çocuğunuzu bilinçli bir şekilde gözlemleyiniz
Çocukluk anılarım , annelik tecrübem ve bir öğretmen olarak eğitim hakkında bildiklerimin bir çoğunu gözlem yaparak , çocukları dinleyerek , yanlışlarımdan ders çıkararak öğrendiğimi özellikle vurgulamak isterim .
Birçoğumuz çocuğumuzu yönetme ihtiyacı hissederiz. Oysa onu yönetmek yerine gözlemlemeliyiz. Vakit ayırırsanız çocuğunuzun ilgi ve ihtiyaçları konusunda söyleyecek çok şeyleri olduğunu görürsünüz. Mutlaka gözlemlerinizi not düşeceğiniz bir defteriniz olsun. Çocuğunuzun davranışlarını anlamlandırmaya çalışın. Bir şeyin çocuğunuzun ilgisini çektiğini fark ederseniz, bu ilgiyi artırıp geliştirecek nitelikte yeni faaliyette bulunun. Peki çocukta neyi gözlemlemeliyiz?
Unutmayın ki çocuğunuz büyüdükçe ilgi alanları, tercihleri ve kabiliyetleri değişir. Eski gözlemleri bırakın o anda neler olup bittiğine odaklanın . Hangi oyuncakları seçer. Onları nasıl kullanır. Amacına uygun mu yoksa farklı şekillerde mi kullanır. Yalnız mı yoksa birileri ile mi oynar. Sesiz mi ? Gürültücü mü? Evde tercih ettiği oda var mı? Dökmeden mi yiyor çatal, bıçak , kaşığı iyi bir el göz koordinasyonu İle kullanabiliyor mu ? Yemek zamanında nasıl davranır?
“Çocuklar ne yaşarsa onu öğrenir” derdi nenelerimiz.
Hayatımızın ileri evrelerinde bilgileri sindirmeyi, bütünleştirmeyi ve uygulamayı ne kadar iyi öğreneceğimiz erken yaşlardan itibaren uygun bir şekilde uyarılıp uyarılmadığımıza bağlıdır.
Duyularla gelen farkındalığı ( görme , duyma , tat alma , dokunma ve koklama ) günlük hayatın içinde geliştirin . Toprağın kokusunu, masa örtüsündeki kumaş desenlerini, bir çiçeğin ve doğanın gelişimini ona fark ettirin.
Oturmaya başladığı andan itibaren şekil , renk doku , ağırlık gibi farklı özelliklere sahip nesneleri bir sepete doldurup önüne koyun . Bir mappuronun ( çam kozalağının ) bir kuş tüyünün onun için ne kadar sihirli bir şey olduğunu düşünemezsiniz bile.
Çocuklar için her şey çok yenidir ve onlar bu nesneleri keşfetmek için çok sabırsızlanırlar ( sepetteki nesnelerin çocuğun tutmayacağı büyüklükte olmasına dikkat ediyoruz ) .
Bağımsız hareket edebilmek küçük çocukların en büyük arzusudur. Başarmak için çabalarken büyük zevk alırlar. Maria Montessoriye göre “bağımsızlığın temel şartı, kendin için bir şeyler yapabilmektir “ ( bu biz büyükler için de gerekli bir şart değil midir? ) Çocuklar için bu tecrübe sadece bir oyun değil , büyümek için yapmaları gereken ödevdir.
Yaşa göre değişmekle birlikte küçük çocuklar ev işlerinde bizlere yardımcı olabilirler . Ev işlerinden büyük haz duyarlar . Çocuk günlük rutinde belirli işleri becerdiğinde konsantre olmayı , kendini kontrol edip öz güven duymayı , kendi bilincini geliştirmeyi , diğerlerine karşı duyarlı olmayı , topluma hizmet etme gibi becerilerini de edinir.
Yeni becerileri çocuğunuza öğretmeye çalışırken lütfen basit bir dil kullanın. Tekrar tekrar oymasına, yanlış yapmasına ve yanlışını kendisinin düzeltmesine izin verin. Ona kesin sınırlar çizin ( yerleşim düzeni belirlenmiş oyun , çalışma alanı ) ana hataları dikkatlice belirleyerek her şeyin nasıl uygulanacağını öğrenmesine izin verin . Çocuklarınızı yaşam boyu akılcı bir tutumla ( yargısız , sürekli müdahale etmeden ,) gözlemleyeceğiniz günler dileğiyle .
































