Köşe Yazarları

Çocuklar okula uçarak mı gelir?

Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Cemal Özyiğit, 2017-18 öğretim yılının ikinci döneminin başlaması nedeniyle bir okula yaptığı ziyarette önemli bir konuya parmak bastı ve şöyle dedi: “Çocukların okullarına uçarak gitmelerini sağladığımız güne kadar başarılı olmuş sayılmayız”. Cemal Hoca doğru söyledi de, bir çocuğun okula uçarak gitmesi için o okulda çok mutlu olması gerekiyor. Acaba çocuklarımız okulda mutlu mu? Yoksa ilkokullarda bile çocuklar okula gelmemek için çeşitli bahaneler mi arıyor?

Ne yazık ki çocukların mutluluğu üzerine kurulmuş bir eğitim sistemimiz yok. Aşırı rekabetçi, yanında oturan arkadaşını rakibi gören bir anlayış hakim okullarda… Üstelik de en acısı öğretmenler çocuklar arası bu rekabetten motive oluyor. Bu rekabet ortadan kalktığında öğretmenin motivasyonu düşüyor. Halbuki bugün artık öğretmenin esas görevi “öğrenmeyi öğretmektir”.

Hal böyle iken Cemal Hoca da çocukların okula uçarak gitmesinden bahsediyor. Elbette ideal olan odur. Bir çocuk mutlu olduğu yere uçarak gider. Özellikle ilkokulda 8.00-12.40 arasında sıkışmış ve üç tane 80dk’lık ders periyotları arasında iki tane 20dk’lık serbest zaman şansı olan bir çocuğun mutlu olma şansı var mı?

Kendisi ile ilgili birçok şeyin yapıldığı 5-10 yaş arasındaki çocukların neredeyse hiç sözünün geçmediği bir ortamda o çocukların mutlu olma imkanı var mı?

Paternal bir eğitim anlayışı ile eleştirel düşünme becerisinin hiç gelişmediği bir ortamda çocuklar okula uçarak gelebilir mi?

“İnsanlar mutlu olmak ister; bu istek neredeyse evrensel olduğundan, eğitimin amaçları arasında mutluluğun da yer alması beklenir” der ünlü eğitimci Nel Noddings… Noddings “Eğitim ve Mutluluk” isimli kitabında ise öğrencilerin mutlu olduğunda daha iyi öğrendikleri üzerinde duruyor.

Kolej sınavının bu şekilde devam ettiği ve çocukların günde onlarca çoktan seçmeli soru ödevi yaptığı bir ortamda çocukların mutlu olması mümkün mü? Çocukların “off puf off puf” diye diye öğleden sonra kurslara gittiğini biliyoruz. Biz acaba çocuklara mutlu olmaları için fırsat veriyor muyuz? Yoksa çocuklar hep bizim istediğimize göre mi hareket ediyor?

Kolej sınavı dolayısı ile bazı okullarda beden eğitimi, resim, müzik gibi dersleri çok sınırlı sayıda yapıldığını da biliyoruz.

Okulların spor tesisleri öğleden sonra boş duruyor ama toplum olarak öğleden sonraki tenis, futbol, voleybol kursları gibi etkinlikler için çok sayıda para harcıyoruz ve çocuklarımızın böyle mutlu olduklarını zannediyoruz.

Çocuklarımız doğal bir ortam içerisinde ne kadar serbest zaman geçiriyor? Yok denecek kadar az.

Öğrencinin mutluluğu ve refahı elbette ki eğitim sistemi ile alakalıdır. OECD 2015 Öğrenci Refahı Raporu’na göre bizimle benzer eğitim sistemine sahip olan Türkiye öğrenciler arasında yaşam memnuniyeti bakımından son sırada… Mutlu öğrenciler sıralamasının ilk beş sırasında ise Meksika, Finlandiya, Hollanda, İzlanda ve İsviçre var. Daha paternal ve baskıcı bir eğitim sistemine sahip Japonya ve Güney Kore, Türkiye gibi son beş sırada yer alıyor.

Öyle anlaşılıyor ki çocukların daha özgür olduğu eğitim sistemlerinde öğrenci mutluluğu artıyor. Baskı arttık sonra öğrenci mutluluğu azalıyor.

Daha mutlu çocuklar için mutluluğu merkeze alan bir eğitim sistemi gerekiyor.

Daha Fazla Göster



İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı