EğitimKöşe Yazarları

Çocuk hakkı ya da hakkından gelinen çocuk


Birkaç gün önce 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü nedeniyle KKTC’de de bazı etkinlikler yapıldığını gözlemledim. Çocuk hakları ile ilgili farkındalık oluşmaya başladığını söylemek mümkün… Ancak bunun uygulamadaki yansımaları da önemli ve bu yansımaları görmek gerekiyor. Aslında 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü 1989 yılında kabul edilen Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’yle birlikle çocuk haklarının yasalarca tanınmasının kutlandığı bir gündür. Yani 30 yıldır dünyanın gündeminde…

Tabii biz KKTC’de eskilerin deyimi ile “çocukların hakkından mı geliyoruz, yoksa çocukların hakkını mı veriyoruz?” ondan pek emin değilim.

Bakınız ACEI (Association of Childhood Education International) iyi bir çocukluğun 10 temel koşulunu nasıl açıklıyor:

1-Yaşamak ve öğrenmek için, sağlık, bakım, giyinme ve beslenme koşullarına erişmek için güvenli yerler

2-Sevecen, koruyucu, güven veren aile ortamı

3-Sosyal etkileşim ve arkadaşlıklar

4-Oyun için yaratıcı ortamlar ve fiziksel aktiviteler

5-Doğal çevreye değer verme ve doğal çevreyi doğru biçimde yönlendirme

6-Müzik, dans, drama ve diğer sanatlar yoluyla kendini yaratıcı bir biçimde ifade etme

7-Çocuğun tüm kapasitesini geliştirmesine yardımcı olacak bilişsel, fiziksel, sosyal, duygusal ve ahlaki eğitim

8-Destekleyici ve besleyici çocuk dostu toplumlar

9-Gelişen bağımsızlık ve karar verme güdüsü

10-Çocuk ve gençlerin toplum yaşamına katılımı

Şimdi her aile düşünsün ve karar versin. Biz KKTC’de çocuklarımız için yukardaki bu on maddeden ne kadarını yerine getirebiliyoruz. Yine aynı şekilde devlet de bu konuda görevlerini yerine getiriyor mu? Bunları da konuşmak gerekecek.

Aslında kökleri BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne dayanan bir “çocuğun iyi olma hali” diye bir kavram var.

Bu konuda saygın kuruluşlardan biri olan Learning for Well-Being Consortium Foundations in Europe çocuğun iyi olma halini şu şekilde açıklıyor; “Bireyin, kendisiyle, başkalarıyla ve yaşadığı çevreyle kurduğu ilişkiler yoluyla fiziksel, duygusal, sosyal ve ruhsal gelişimini sağlayarak potansiyelini gerçekleştirmesi.”

Tüm bunları alt alta koyduğumuzda biz KKTC’de çocuğun tüm kapasitesini geliştirmesine yardımcı olacak bilişsel, fiziksel, sosyal, duygusal ve ahlaki eğitimi verebiliyor muyuz? Devlet olarak bunun için gerekli ortamı hazırlayabiliyor muyuz, yoksa devlet ve aileler olarak çocukların hakkından geliyor muyuz?

Mesela ben o kolej sınavları döneminde hırstan gözü dönmüş aileleri gördüğümde çocuk hakkından bahsetmem mümkün değil. İşte bunu tam da “çocuğun hakkında gelmek” olarak görüyorum.

Umarım bir gün biz de çocukların oyunla öğreneceği bir eğitim sistemine kavuşuruz.

 



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı