Köşe Yazarları

Çocuk hakkı mı dediniz?







Geçtiğimiz 20 Kasım, Dünya Çocuk Hakları Günü’ydü. Unicef’in verilerine göre günümüzde 1 milyar 200 milyon çocuk yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Dünyayı saran bu Covid-19 belası ile birlikte yoksul çocuk sayısı 150 milyon artış gösterdi. Bir milyardan fazla çocuğun yoksul olduğu bir dünyada çocuk hakkından bahsetmek insanın sinir katsayısını zorlayan bir durumdur.




Bakınız UNICEF Genel Direktörü Henrietta Fore, ne diyor: “Daha fazla çocuğun okul, ilaç, gıda, su ve barınma gibi temel yaşam ihtiyaçlarından mahrum kalmasını önlemek için hemen şimdi harekete geçmeliyiz. Devletler en dışlanmış çocuklara ve ailelerine öncelik vererek, nakit destekleri ve çocuk yardımları, uzaktan eğitim fırsatları, sağlık hizmetleri ve okulda beslenme desteği gibi sosyal koruma sistemlerini hızla genişletmelidir. Bu hayati yatırımların şimdi yapılması, ülkelerin gelecekteki şoklara karşı hazırlıklı olmasını sağlayacaktır.”



Düşünün ki bu salgın döneminde dünya nüfusunun yüzde 40’ının, başka bir deyişle 3 milyar insanın evlerinde su ve sabunla ellerini yıkayabileceği bir alan yok. Tabii ki hal böyle olunca eğitim yok, barınma yok, sağlıklı bir ortamda yaşam yok.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), dünya üzerinde her 10 çocuktan birinin çalıştığını, Afrika ve Asya’da bu oranın daha da yüksek olduğunu ifade ediyor. Şu anda 150 milyondan fazla çocuk işçisi olduğu belirtiliyor ve covid-19 salgını nedeniyle bu sayının artabileceği endişesi yaşanıyor.

Gelelim KKTC’ye… Asgari ücretin 4324 TL olduğu, 1 sterlinin 15 TL’ye denk geldiği bir ülkede yoksulluk elbette ciddi bir sorundur. Bu rakam birçok veriye göre açlık sınırının bile altındadır. Bu para ile aile geçindirmek zorunda olan insanların yaşadığı bir ülkedir KKTC…

KKTC’de ilk ve ortaöğretime giden yaklaşık 53 bin öğrenci vardır. Bu çocuklar eşit haklara mı sahiptir? Bırakınız özel okulları, devletin kendi okulları arasında bile ciddi farklar vardır. Pandemi döneminde yapılmaya çalışılan uzaktan eğitim denemelerinde okullar arasındaki eşitsizliği ve bunun yanında çocuklar arasındaki eşit haklara sahip olamama durumunu iliklerimize kadar yaşadık.

Bu ülkenin üniversite öncesi kurumlarında öğrenim gören ve ana dili Türkçe olmayan, istesek de istemesek de ayrımcılığa uğrayan, eğitim adına sıkıntılar yaşayan binlerce öğrenci var. Gelir düzeyi düşük ailelerin çocukları var ve bunlar hiç de azımsanmayacak kadar fazladır. Bu çocukların eğitim hakkından tutun da barınma, hijyen bir ortamda yaşama gibi sorunları vardır.

Bu pandemi dönemindeki online eğitim sırasında görüldü ki binlerce çocuk bilgisayar, tablet gibi günümüzün en önemli ihtiyaçlarına bile sahip değildirler. Bunun giderilmesi için kurum kuruluşların, şahısların dayanışmasına gerek duyuldu. Devletin yaşadığı ekonomik zorluklar, öğrenciler arasında yaşanan bu eşitsizliği gidermeye yeterli olmadı.

Dolayısı ile KKTC’de de bazı çocuklar diğer çocuklar gibi eşit haklara sahip olmadığını görüyoruz. Demek ki bu hak dediğimiz şey Anayasa’da yazıldığı gibi değilmiş gerçek hayatta…

Dünyamızda ve ülkemizde her çocuğun eşit olabileceği en azından temel ihtiyaçlarını karşılayabileceği noktaya getirmek için çalışmak gerekiyor. Hem da bunu bıkmadan usanmadan yapmak her bireyin görevidir.

Bu adaletsiz, eşitsizliği kol gezdiği kapitalist dünyada bunun mücadelesini vermekten başka çare yok. Umarım bir gün tüm çocukların haklarının eşit olacağı bir dünyada yaşayabilme şansını yakalarız.

Bu yazıyı geçtiğimiz yıl bu dönemde yayınlamışız. Birkaç rakam değiştirdim ve yeniden yayınladım. Görüldüğü üzere ne ülkede ne de dünyada bir değişiklik yok…









Başa dön tuşu