Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ÇOCUĞUN GÖSTERDİĞİ ŞİDDET DAVRANIŞINA BİR BAKIŞ

Bazen etrafımızda  yakarışlarını bulunan anne ve babalar görüyoruz “bizim çocuk daha iki buçuk yaşında bizi  itip kalkıyor, yüzümüze şamar patlatıyor . Bir türlü engelleyemiyoruz.

“ Onu kreşten almaya gittiğimde “sizin çocuk yine arkadaşının elini ısırdı “ cümlesi “içimi daraltıyor ne yapmalıyız “. Burada devreye Winnicott’u koymak istiyorum. Winnicott, çocuğun, annesi ve çevresi ile ilişkisi konusunda önemli katkılar yapmış bir analisttir. Çocuğun 0-6 yaşta gösterdiği şiddet davranışlarına gelişim kuramında şöyle açıklamaktadır

Çocuk kendisinden istenen dışa dönük davranışları kazanmadan önce direnç gösterir ve bu süreçte saldırganca davranışlar sergiler. Aslında bu, her yaşta yaşanan değişimler için geçerlidir. Yeni olan bir kaygı yaratır; bu kişi için en önemli değerlerden ya da kişilerden vazgeçmesinin beklenmesi gibi duygusal yönü de güçlü olan bir değişimin beklenmesiyse, kişinin şiddete başvurmasına yol açabilir. Basit bir örnek vermek gerekirse, yeni teknolojiye uyum sağlamakta yaşlıların direnç gösterdiği gözlenir. Gösterecekleri tepkinin derecesi konuya verdikleri öneme ve gereksinimlerinin derecesine göre farklılaşacaktır. Şiddete varan davranışlar gösterenler de olabilmektedir.

Erken dönemdeki saldırganlık, çocuğun dış dünya ile ilişki kurmasının bir yoluyken, “ben” oluşmaya başlayınca, saldırganlık  biçim değiştirmekte, farklı amaçlarla başvurulan (savunma, kendini anlatma, kontrol etme gibi) bir davranış olmaktadır. Çocuğun yakın çevresindekilerin (anne-baba) arasındaki çatışmaların, çocuğun anlamlar dünyasında yankı bulduğunu ve bunları anlamlandırmakta zorlanan çocuğun ya onlar gibi saldırgan davranışlara başvurarak kendini ifade ettiğini (saldırganlığın içselleştirilmesi) ya da içine çekilip öfkesini kendine yönelterek depresyona girdiğini söylemektedir. Kırk yıllık bir eğitimci olarak yıllarca bulunduğum her ortamda

Şiddetin kökenlerinin Psikolojik boyutu ile ilgilenmiş sevgi ve onay ihtiyacının 0-6 yaştaki önemine vurgu yapmışımdır. Bireyin doğuştan iyi olduğunu savunanlardanım. Bireyin kendini gerçekleştirmesinin önemine, bireye koşulsuz sevgi ve saygı gösterilmesi gerektiğine vurgu yapanlardanım Koşulsuz sevgi ve saygı olmayan bir ortamda kişinin olumlu bir benlik duygusu geliştiremeyeceğini, normal dışı davranışlara yöneleceğini söyleyip buna göre çalışmalar yapanlardanım.

Peki iyi güzel diyorsunuz da bizim çocuk nasıl düzelecek? Çocuk yetiştirirken sabır ve sebatı unutmamaya başlayarak şunları dikkate alarak;

* Çocuğu saldırganlık ya da şiddet uygulamaya yönelten durumlar tespit etmelii ve ortadan kaldırmalısınız.

* Çocuğu, yaşadığı problemler hakkında konuşmaya cesaretlendirip özgüvenini arttırıcı davranışlarda bulunmalısınız

* Şiddet ve saldırganlık içeren film, dizi ve TV programlarından uzak tutmalısınız.

*  Empati duygusunu geliştirici kendi davranışlarını içeren hikayeler oluşturulup anlatılmasını sağlamalısınız

* Çocuğun saldırganlık davranışlarına karşı tolerans göstermemeli ve bu davranışları engelleyici yöntemler bulmalısınız

* Çocuğa kesinlikle şiddet uygullamamalı ve şiddetin çocuktaki saldırganlığı daha da çok artırdığını unutmamalısınız

* En önemlisi çocuğun olumlu ve uysal davranışlarını takdir edecek cümleler kurmalısınız

*Eğer bu durum ile baş edemiyorsanız mutlaka bir uzman tarafından destek almalısınız.

Çocuğunuz büyürken ondan beklentilerimiz çoğalır. Bu beklentiler değişim güdüsünü çoğaltırken travmalarını da artırır ( basit bir düşme anında annenin çocuğa “ ne demiştik dikkatli olacaktık “ sözü bile onu sinirlendirebilmekte ve aşırı tepki vermesine  neden olmaktadır ) . Çocuğun zıtlıklar arasında yaşadığı gerilim (iyiler – kötüler – sevgi -şiddet vb) ruhsal baskıya neden olur çözüm bulmazsa engellenirse travmatik durumlar yaşar. Kısaca doğumdan itibaren çocuğunuza sevginizle ilginizle güven verin ve gelişim hızına saygı gösterin ki travmatik olaylarla uğraşmanız daha az olsun