Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Civata

“Bu Challenger diye bir uzay aracı fırlattılar ya. O tam fırlatıldığı zamanda Habbe’nin içindeydik. Bak yazılıdır o da. Habbe’nin içerisindeydik, Ahmet amca Hızır Aleyhiselam’dan yardım istedi. Televizyon yok, hatmenin içerisindeyiz. Fırlatıldı hala niye patlamadı diyor Ahmet amca. Sesli konuşuyor, duramıyor. Mehmet Emin amca da dedi ki ‘Ahmet merak etme cıvatalarını gevşettik biraz sonra bu düşecek.’ Yemin ediyorum, saatle yazdık oraya. Dediği saatte tam saniyesi saniyesine ertesi gün haberlerde dinledik. O saatte Challenger patladı.”

Bu sözler Nakşibendi liderine ait.

Civataları gevşetmişler,

Uzay aracı da böylece düşmüş!

Bunların civataları çok önceleri de gevşekti!

Işıklar içinde uyusun Kutlu Adalı aynı tarikatın marifetlerini yaza yaza bitiremezdi.

“Dağarcık” adlı yapıtı bu civataları gevşek sözde din adamlarının maceraları ile doludur…

Menderes iktidara geldiğinde

Lambaların döneminde olduğu gibi din yayılmacılığı aldı başını gidiyordu.

İlk yapılan iş Türkçe okunan ezanın tekrardan Arapça okutulmasına dönmek olmuş, o baskılar buraya kadar uzanmıştı.

Dönemin Müftüsü Dana Efendi ile dönemin siyasi liderleri pek taraftar olmasalar da, siyasi baskılara dayanamamış olmalıydılar, ezan tekrardan Arpça okunur hale gelmişti…

Sözünü ettiğimiz kitapta Kutlu Adalı “Ç” köyüne üç kez giderek burada gözlemlediklerini yazar.

Şehler ve din adamları dönemin koşullarından yararlanarak özellikle kadınlara sokuluyor, onları örgütlüyor ve düzenli bir şekilde “zikir” yapmalarını sağlıyorlardı.

Gün gelmiş azımsanmayacak sayıda kadın tekrardan çarşafa bürünerek zikir yapar olmuşlar.

Bir yandan da edindikleri taraftarlardan para toplamayı ihmal etmiyormuş bu dini çevreler…

1950’li yıllarda Kıbrıs oldukça hareketliydi.

Bir yandan EOKA faaliyetleri,

Karşılıklı yeraltı örgütlerinin yarattıkları olaylar,

Bir yandan yeni cumhuriyetin kuruluş çalışmaları.

Böyle bir süreçte yerli halka yönelik dini yayılmacılık bir yere kadar etkili olabilirdi.

Kimsenin başını kaşıyacak vakti, sağa sola bakacak hali kalmamıştı.

Her şey birdenbire 1960 yılında değişecekti.

Türkiye’de gerçekleştirilen ihtilal ve Kıbrıs’ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti bambaşka koşulların yaratılmasına neden oalcak, din min yayılmacılığı da yeraltına çekilecekti!

Ta bu dönemlere kadar…

Günümüzde olup bitenler o dönemleri anımsatsa da, daha farklıdır ve istilacı bir özellik taşıdığı pek ala söylenebilir.

İlahiyat ve imam hatip okulları açılıyor,

Var olan camilere camiler ekleniyor,

İmam sayısı orduya dönüştürülüyor,

En önemlisi,

Baktı ki cami yaptı ama cemaat yok!

Cemaat gönderiliyor!

Bu durumda,

Kimin civatası sağlam kalır?