Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Çingene bir kadının görüşü

 

“‘Napolyon kompleksi’ ismini kısa boylu katı bir lider olan Napoleon Bonaparte’dan almıştır. Bu komplekse göre kısa boylu insanlar kendi boylarının kısalığı, liderlik, baskın karakterli yapılarını göstermek için sert ve otoriter tavır sergilerler. Bu şekilde davranmalarının sebebi boylarının kısalığından dolayı aşağılık kompleksi duymalarıdır.”

Yukarıdaki kompleks sorunu psikologların meselesidir…

Aşağılık kompleksinin tersi ise büyüklük ya da üstünlük kompleksi olarak bilinir.

Ünlü faşist Hitler’de olduğu gibi…

Her ikisi de hoş değil ve sırasında tehlikeli…

Napolyon Kompleksi “aşağılık” kompleksi kategorisine giriyor.

Koca Napolyon onca başarısına ve ününe rağmen bu rahatsızlığa kapılmış ve söz konusu psikolojik rahatsızlık literatürde adı ile anılır hale gelmiş…

Boyu uzun olup da Napolyon Kompleksine değil ama büyüklük kompleksine kapılanlar da vardır kuşkusuz.

Bir dünya lideri olmamasına rağmen kendisini öyle göstermek isteyen biri,

Demokrat olmamasına rağmen kendisini demokrat göstermek isteyen bir lider,

Üniversite diploması tartışmalı olmasına rağmen, üniversitelere, rektörlere, eğitime sürekli ayar veren bir siyasi,

Komşuları ile sürekli kavga edip, kendisini üstün bir varlık gibi gösterme çabası içinde olan bir karakter,

Psikologlar tarafından hangi sınıfa dahil edilir bilemeyiz…

Bir kitapta geçer:

Yirmili yaşlara gelen ve Beyrut’ta iyi bir aile tarafından yetiştirilen bir kız gerçek ailesini bilmemektedir.

Bir gün annesini bulmak için yollara düşer.

Annesini ve onun kimliğini merak etmekte ve bunu öğrenmek istemektedir.

Neticede onu Romanya’da bulur.

Anne, Romen Çingene’sidir.

Anne kız tanıştıktan sonra kızın meraklı soruları başlar.

Kız, annesinin Çingene oluşundan rahatsızlık duymaz ama onun dünyaya nasıl baktığını merak eder.

Dine karşı görüşü, insanlara ve hayata karşı bakış açısı nedir?

Anne kızın özlem dolu sohbeti devam ederken,

Çingene kadın kızın bir sorusuna karşılık şöyle cevap verir:

“Benim halkım kan bağıyla bağlı olduğum insanlar değil, düşüncelerimi paylaşan insanlardır.”

Çok çarpıcı bir görüş…

Din, kimlik, mezhep, milliyetçilik gibi sorunlarla boğuşan toplumlar ve en önemlisi karar verici siyasiler bu çarpıcı görüşten nasiplerini alsalar keşke…

Aşağılık kompleksi de, büyüklük kompleksi de kötü bir şey.

Hele bu rahatsızlık, elinde güç bulunduran siyasileri yakalayınca, durum daha da vahim oluyor…