EğitimKöşe Yazarları

Çevre ve Eğitim

Barış Uzunahmet yazdı







Tam 50 yıl önce, 5 Haziran 1972’de Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’nda dünyadaki çevre sorunları dile getirilmiş ve çözümleri aranmıştı. O günden beridir 5 Haziran tarihi “Dünya Çevre Günü” olarak kutlanmakta…




Bu geçen 50 yılda dünyamız çevre bakımında çok daha kötü duruma geldi. Dünyanın birçok yerinde madencilik faaliyetleri, ormansızlaşma, büyük altyapı ve inşaat projeleri, yeni tarım alanları açmak, iklim değişikliği gibi konular çevreye zarar verenlerin başında geliyor.



Endüstrileşme ile birlikte insanların alışkanlıkları ve davranışlarını değişebildiği görülmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde hızlı kentleşme sonucu oluşan atık ve çöp miktarındaki artış, istenmeyen sonuçlara neden olmakta.

Bizim ülkemizde de çarpık kentleşme ile birlikte özellikle Girne’de çevre sorunları yaşandığı ve kamuoyuna yansıdığını da görmekteyiz. Benzer bir tehlikenin kontrolsüz yapılaşma nedeniyle Mağusa- Mağusa Boğazı arasında da bizi beklediğini görmemek mümkün değil…

Ülkede çevre ile çok sayıda sıkıntılar yaşanırken, toplum olarak gerekli tepkiyi vermediğimizi söylemek çok da yanlış olmaz. Çevreye karşı duyarlılığımız istenilen düzeyde olmadığını kabul etmek gerekir.

Bugün ülkede kanalizasyon atıkları denize boşalıyorsa, her geçen gün anlamsız sebeplerden dolayı ormanlarımız yok oluyorsa, iklim değişikliğinden bihabersek ortada bir sorun var demektir.

Peki çevreye karşı duyarlılığı nasıl artıracağız? Elbette eğitim kurumlarının bu konudaki görevi çok büyüktür. Ancak çevre bilincinin gelişmesi aileden başlar, bireyin yakın çevresi ile de yakından alakalıdır.

Okullarda çevre duyarlılığını artıracak dersler olmalı mı? Evet olmalı ancak yeterli değildir. Uygulama çok önemlidir. Gerek aileden gerekse okulda bu konuda çocukların alışkanlıklarını değiştirecek uygulamalar yapılmalıdır.

En önemlisi de çocukların rol model olarak aldığı büyüklerin çevreye duyarlı olması gerekir. Örneğin okulda çevre duyarlılığı ile ilgili ders alan bir çocuğun arabada giderken babasının çöpleri arabadan dışarı atmasını görmesi vahim bir durumdur. Öğrendikleri ile yapılanların ters olduğunu görmesi onun öğrenme güdülerini ve çevreye olan inancını köreltecektir.

Dolayısı ile çevre eğitiminin sürdürülebilir ve sürekli olması gerekir. Sadece okulda öğrenilecek bir şey değildir. Devletin ilgili bakanlıklarına, basın yayın kuruluşlarına, sivil toplum örgütlerine de büyük görevler düşmektedir.

Farkındalığımızın çok az olduğu bir başka konu da küresel iklim değişikliğidir. 21’inci yüzyılın en önemli çevre sorunları arasında olan küresel iklim değişikliği nedeniyle bölgesel etkileri farklı olacaktır. Temiz su kaynakları, orman ve bitki örtüsü, enerji sıkıntıları, insan sağlığı üzerinde etkileri olacak. Etkileri bununla da sınırlı kalmayacak. Dolaylı olarak insanların sosyal ve ekonomik yaşamlarını da etkileyecek. Etkileyecek demek de ne kadar doğru bilemiyorum. Zaten şu anda dünyamız küresel iklim değişikliğinden etkileniyor. Ülkemiz de etkileniyor. Daha önce pek yaşanmamış, son 10 yılda çok sayıda sel felaketi yaşamamız bunun bir göstergesi olsa gerek… Ülkede son yıllarda çok sayıda yangın çıkması da bu nedenledir.

Artık yolun sonundayız. Çevremiz elimizin altından akıp gidiyor. Geç kaldık ama yine de bir şey yapmalı…

 

 









Başa dön tuşu