Köşe Yazarları

CEHENNEMİN DİĞER ADI

(Kanlar içinde, yerde titriyordu)







 




Üzerinden 56 yıl geçti.



Kıbrıslı Türklerin toplu kırıma uğradıkları tarihin başlangıcından bahsediyorum.

Her dinlediğim kayıp veya şehit öyküsünde hala gözlerim dolar.

Çünkü her biri, insanın yaşamaması gereken ağır bir dramıdır.

Hamile eş, baba ve çocukların arabada giderken katledilip hala bulunmayacak şekilde ortadan kaldırılması.

Ekmek derdi peşinde işine giden köylülerin otobüsle birlikte ortadan kaldırılması.

“İçim nefret ve öfke doluydu, karşıma çıkacak ilk Türkü vurmak istiyordum, Tanrının işi karşıma bir *kalopramacı Türk’ü çıkardı, tetiğe bastıktan üç saniye sonra yerde titremeye başladı, etraf kan gölüne döndü, başında bekledim, titremesini seyrettim, tarif edemeyeceğim bir haz yaşadım. Titremesi bitince kafasına bir kurşun daha sıktım, ne olur ne olmaz diye. Boynunda kocaman bir haç olan bir kadın bana bağırmaya başladı. Elimle sus işareti yapıp tabancamı gösterdim, kadın korkarak evine geri kaçtı. Biz Helenler ne zaman böyle yozlaştık, kadın utanmasa Türk’ün arkasından ağıt yakacaktı…”

Bir tetikçinin itiraflarıdır bunlar, sonrasında Limasol’un oralarda papazlık yaptı, okul çağındaki bebelere din dersleri verdi, muhtemelen daha başka sırlarıyla cehennemi boylamıştır, eğer cehennem varsa.

***

Cehennem aslında buralarıdır.

Akdeniz’in doğusunda, bu küçücük adadır cehennemin diğer adı.

Masum insanları katledilmesidir, sürgün edilmesi, göç yollarında tüketilmesidir.

Fakirliğe, evsizliğe ve açlığa mahkum edilmesidir.

Onlarca yıl gettolarda mülteci hayatı yaşatılmasıdır, kendi toprağında.

Hiçbir din ve ideoloji yaşananları anlatmaya yetmiyor.

Veya her türlü din ve ideoloji failidir yaşananların.

Ve aslında masum değiliz hiçbirimiz.

***

Aynı dramları dinlediğimde hala göz pınarlarımda yaşlar birikiyorsa yasımız devam ediyor demektir.

Filistin’de, eski Yugoslavya’da etnik grup çatışmaları üzerine çalışan dünyaca ünlü hemşerimiz Prof. Dr. Vamık Volkan, bu tür yasların 50 yıl sürdüğünü söyler.

Etnik temizliğe maruz kalanlar ancak 50 yıl sonra yaslarını bitirebilirler.

Bende enteresan bir şekilde devam ediyor.

Ve toplumun bir kısmında da öyle.

Tüm bu yaşananları unutmalı mıyız?

Hayır.

Peki geçmişe takılıp kalmalı mıyız?

Hayır.

Gerçeği, saf ve doğru bir şekilde idrak etmeliyiz.

Ve karşı tarafa yapmamızı istenen empatinin aynısı kadar bize empati yapılmasını talep etmeliyiz.

Bu kadarcık da olsun artık…

 

*Kaloprama: Bir tür Kıbrıs tatlısı.

*Kalopramacı: Tatlı satan seyyar satıcı. (Kıbrıslı Türkleri aşağılama ifadesi olarak kullanılırdı.)

 

 









Başa dön tuşu